Kadınlarla konuşmanın imkânsızlığı üzerine

SORUN sadece Rana‘yla mı ilgili yoksa burada çok daha genel bir sorundan mı bahsediyoruz bunun ortaya çıkması için yazıyorum bu yazıyı. Basit bir vaka ele alalım ve sonra işin nasıl komplike hale getirildiğini görelim. Diyelim ki karı-koca bir buzdolabı almaya karar verdik.
Benim bu eylemi gerçekleştirmem için ihtiyacım olan tek bilgi, onun nerede en ucuza satıldığından ibaret. O an ve belki de tüm hayatımı yürütmek için bile yetecek türde bilgiler bundan ibaret benim için. Ama olmuyor biraz sonra Rana odaya geliyor. Araştırmalarının sonucunu anlatmaya başlıyor. Ürünü satan şirketi anlatıyor ama bu da yetmiyor şirketin ortaklarının daha önce nerelerde çalıştıklarını, oralardan neden ayrıldıklarını ve nasıl bir araya gelip yeni şirketlerini kurduklarını da öğreniyorum ben gayri ihtiyari. Oysa ben o an ortakların hepsi tek tek öldürülseler bile buzdolaplarına dokunulmadığı takdirde bunu bile hoş karşılayabilecek, hatta bunu çok güzel bir haber olarak bile algılayabilecek durumdayım bunu fark edemiyor Rana. Daha sonra ortaklar hakkında çıkmış olan dedikoduları anlatıyor; aralarında çapkın olan varsa benden adamın sevgilileri hakkında fikir bildirmemi istiyor. Adamın çok zevkli olduğunu düşünsem içimden helal olsun be adama diye düşünsem bile ben yine de gereksiz komplikasyonlara neden olmamak için susuyorum. Eğer insaflı günündeyse bazen o noktada asıl önemli meseleye gelip fiyatı söyleyebiliyor bana. Ama bazı durumlarda da o aşamada Türk ve dünya ekonomisine ve global dünyada buzdolabı piyasasının durumuna da geçebiliyor. Anlayacağınız kadında sadede gelelim nosyonu sıfır. Ben bunun sadece Rana‘ya özgü değil evrensel bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Hasan Cemal sonunda azdı

NORMAL erkeklerin cinsel azgınlık dönemlerini yaklaşık 30 yıl gecikmeyle takip eden Hasan neredeyse yazı yazma hızıyla eşdeğer olan bir dönüşüm süreci sonunda nihayet azmaya başladığının işaretini ilk kez dün verdi. Yazısının başlığına “Şakira’nın fıkır fıkır kalçaları, hop hop memeleri” diye bir cümle koyan Hasan azmayı bırakın cinsel arzudan çıldırmaya bile başlamış olabilir. Bakar mısınız o cümledeki şehvete, bu tabii genellikle çok sıkıcı yazı yazan Hasan‘ın yazıya canlılık katma teşebbüsünden de ibaret olabilir. İnsan alışık olmadığı şıklıkta yazı stili denerken bazı hatalar da olabiliyor tabii ki.
İddia ediyorum ki Milliyet’in zaten düşük olan okuyucu sayısı dün yarı yarıya azalmıştır. Gazetenin okuyucusu, tüketmeyi ve cinselliği dahası belki de yaşamayı 20 küsur yıl önce bırakanlardan oluştuğundan, Hasan Cemal‘deki dünkü testosteron patlaması onların yarısının kalp krizinden ölmesine neden olmuştur. Hasan bir sürpriz yazı daha yazarsa biz de Türkiye de, adına Milliyet okuru denilen oksimorondan nihayet kurtulacaktır.

Serdar Turgut – 29.06.2010
HaberTürk

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Add to favorites
  • Diigo
  • email
  • FriendFeed
  • Live
  • MySpace
  • PDF
  • Reddit
  • Twitter
  • MyShare
  • Technorati

Yazar Hakkında

Keyfizar Sitenizin 164 hikayesini yazabilirsiniz.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.


Copyright © 2010 www.keyfizar.com. All rights reserved. Powered by WordPress.org