Ne dik durması sürünme halindeyiz!

DENGESİ, odağı olmayan, mesaj kaygısı taşımayan kaosa teslim olmuş bir yazı denemesi yapacağım. Hani kahvede konuşur gibi…
Müsaadenizle…

Kemal Kılıçdaroğlu, Irak sınırının en uç noktasına niye gidiyor? Başbakan Erdoğan gibi çömelmeyecekmiş! Orada ayakta durulsa ne olur durulmasa ne olur? Askerinin dik dolaşamadığı, sürünme pozisyonunda düşman beklediği gerçeğini hangi siyaset adamı değiştirebilir? Türkiye’de son durum şudur: Çoban sandıklarınız asker şehit eder. Terörist sanılan çobanları da (ya da köylüleri) asker öldürür! İki ateş arasında kalanların ise canı çıkar!

TÜSİAD, hükümete “Doğu’ya yatırım yap” diye akıl verirken üyeleri o bölgeye yatırım yapmıyormuş. Garip bir durum mu? Kuzey Irak’ta kurulu Kürdistan Bölgesi’nde yatırım olanakları arayan TÜSİAD üyeleri neden Doğu için aynı iştahı gösteremiyor? Bir işadamı kâr ediyor ve vergisini düzenli ödüyor ve kaçırmıyorsa benim için en büyük vatanseverdir. Bu Doğu’ya yatırım yapmaktan kaçınma halini vatanseverlik zemininde tartışmak vakit kaybı değil mi? Sınırda birkaç dakika fotoğraf çekimi için dik duranı bulursunuz ama milyonlarca doları toprağa gömeceğini bile bile güvenlik sorunu yaşayan bir bölgeye gidecek yatırımcıyı dünya üzerinde bulamazsınız! Gerçek budur!

Kayıtlara göre, bir kişi, varlık barışı kapsamında 7.1 milyar lirayı Türkiye’ye getirmiş. Maliye Bakanı da resmen açıkladı. Böyle birisi var. Peki kim bu işadamı? Aylardır ses seda çıkmadı. Bu arada Sabah Gazetesi’ne açıklama yapan biri “o kişi benim” demiş. Açıklama manşet olmuş. Adam, resmen gazeteci milletiyle dalga geçmiş. Saçma sapan açıklamalar yapmış. Aile dostunun parasıymış… Kendisine miras bırakmış… Londra’da muhafaza edilen hisse senetlerini getirmesine müsaade edilmiyormuş… Varlıkla bile barışamayan bu işi bile sulandıran bir ülke olduğumuz bundan daha güzel anlatılamazdı.

Karısından ayrılmak üzere olan bir koca ile söyleşi yapıyorlar. Koca anlatıyor. “Karım beni şöyle aldattı, böyle aldattı. Beni otelde bıraktı, yan otele sevişmeye gitti.” Hürriyet’te yayınlanan söyleşi, internette okunma rekorları kırıyor… Özel bir hayatın bu denli pervasızca ortalığa dökülmesine alkış tutanların dün Deniz Baykal‘ın kasetine yönelik ahlak bekçiliği yaptığını hatırlayın. Bir kadının özel hayatı ha kızgın bir koca tarafından dile getirilmiş ha gizli çekilmiş görüntüleri yayınlanmış… İkisi de aynı değil mi? Rezillikten herkes payını alıyor bu ülkede…

İsrail’e haddini bildirecektik ya… Ne oldu? Geldiğimiz yer şurası: ABD’ye rica ediyoruz, “şunun kulağını çek” diye… İsrail’e de 4 şart sunmuşuz. Çocuk korkutmak ile devlet korkutmayı karıştıranların ülkesi burası… Bu arada, insanlığa yardım adı altında, Mavi Marmara gemisiyle tahrik eylemine girişen İHH Başkanı’nın sözlerine ne demeli? Bir İsrail televizyonuna İsrail ile sorun istemediğini söylemiş ve eklemiş, “biz oraya şehit olma amacıyla gitmedik…” yalana bakın. “Gerekirse şehit olacağız ama İsrail askerlerini bu gemiye sokmayacağız” açıklaması gazete sayfalarında hâlâ duruyor. Üstelik bu derneğin topladığı parayı nasıl ve nerelere harcadığını bir bağımsız denetleme şirketine inceletecek bir kamu görevlisi çıkar mı çok merak ediyorum. Türkiye’yi aciz duruma düşüren birinin hâlâ kahramanlar gibi konuşması içinizi acıtmıyor mu? Bari sussa ve ölüme taşıdığı o masum insanlar için yas tutsa…

Yavuz Semerci – 29.06.2010

HaberTürk

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Add to favorites
  • Diigo
  • email
  • FriendFeed
  • Live
  • MySpace
  • PDF
  • Reddit
  • Twitter
  • MyShare
  • Technorati

Yazar Hakkında

Keyfizar Sitenizin 164 hikayesini yazabilirsiniz.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.


Copyright © 2010 www.keyfizar.com. All rights reserved. Powered by WordPress.org