20
Mayıs
2009
Star Trek’in ilk bölümleri çekilecek. Sene bin dokuz yüz atmış beş. Bunlar Mistır Sıpak adlı, Volkanlı karakteri canlandırıcak ilginç ve yeni bi yüz arıyolar, sivri kulaklı olması şartıyla. O ara Buruş Lii’yle Waşington’da 4750. caddede bi Kung-Fu kursu açtıydık (bkz. Amerika Anılarım 2/ Buruş Lii), fakat Buruş evlenip Oakland’a gidince ben de tek başıma sıkıldım değişik ortamlara gireyim dedim. Bilimkurguya da merakım var. Kalktık gittik Holivut, Paramount Pikçırs stüdyolarına.
Tam da yaz sıcağını en pis olduğu zamandı. Güneş tepemde, salak salak dolaşıyorum Holivutta. Bi pansiyona girdim, 2 dolara bi oda kiraladım çıktım yukarı. İçerde fareler fink atıyo, kakalaklar başım kadar. Yorgunluktan geberiyorum, leş gibi olmuşum, vurdum kafayı yattım. Sabah kalktım, “ulan bu herifler sivri kulak bi eleman arıyo naapçaz?” diye kara kara düşünüyorum. Gittim pansiyonun mutfağına bi parça un afurdum, banyoda yoğurup kulağa yapıştırdım, baktım mis gibi de oluyo işte. Suluboyayla da renklendirdim güzel. Al sana sivri kulak, doğma büyüme volkanlı.
Paramount Pikçırs’a girdim, kapıda kısa boylu pantolan askılı bi eleman, ağzında püro bana bakıyo. Ben de kıllandım tabi, ters ters bakmaya başladım, “ne var lan ne bakıyon lavuk” gibilerden. Eleman birden kahkahalarla gülmeye başladı. Lan bu herif ne gülüyo ya suratta bi şey mi var? Kapıdaki aynaya bi baktım, ulan sağ kulak düşmüş öyle sallanıyo. “Allaaaah sıçtık” diyorum şimdi. Hadi rolü molü geçtik bi de rezil olduk koskoca Paramount stüdyolarına.
Pürolu eleman iki saat gülmekten kırıldı ben de orda utançtan sifenks gibi olmuşum, donakalmışım. Neyse bu sonra durdu yanıma geldi, elini omzuma koydu, “biz o ilana sivri kulak mevzuunu şaka olsun diye yazmıştık, ama yaptığınız bu espri yanında bizimkisi kat be kat sönük kaldı sör” dedi, “tebrik ederim rol sizindir”. İki gün sonra provalara başlıyorduk.
Kaptan Körk ve adamları (Mistır Sıpak, Doktor Mak Koy, makina dairesi baş tamircisi Skati, çukulata renkli gemi sekreteri bayan Uhura, çinli mühendis bay Zulu) M-113 adlı gezegende yaşamakta olan Doktor Rabırt Krater ve eşine yardım malzemesi götürmektedirler. Bu arada Doktor Krater’in eşi, Doktor Mak Koy’un eski manitasıdır. Anlaşılan kadın doktor manyağı.
Bunnar gezegene iniceklerdir inmesine ama acayip de pimpirik olurlar. Keza Doktor Krater’in yardım malzemesi olarak yalnızca tuz istemesi kıllandırıcı bir olaydır. Bu adam keçi mi ki, geyik mi ki bu kadar tuz yiyiyor? Gezegene inmeden önce geminin (U.S.S. Enterprise) yemekhanesinde küçük bir toplantı yapılır (tüm bilim kurgularda böyle olur zati) ve toplantı sonucunda “amaan elalemin tuzundan bize ne, biz maaşımıza bakarız” görüşü ağır basar. Gezegene inilir.
Gezegene inildikten sonra mürettebat, “çişim var”, “aaa ne güzel çiçekler var şurda”, “şu derenin kenarında nefis çınaraltı var yatıp kestirelim biraz” falan diyerek oraya buraya dağılırlar. İşemeye, kayaların arkasına giden eleman, akıllara durgunluk veren bi manitayla karşılaşır. Manita bunun aklını almıştır, beraber çalıların arkasına giderler. Tam bu dangalak manitaya yumulucakken manita birden şekil değiştirerek kıllı, öküz kafalı bi yaratığa dönüşür ve bunun vücudundaki tuzu emerek adamı tadsız tuzsuz bir ölü haline dönüştürür.
Olay anlaşılmıştır. Gezegende tuz emerek yaşayan ve şekil değiştirebilen yaratıklar yaşamaktadır. Bu yaratıklar, çoktaan Doktor Krater ve karısını emerek öldürmüş ve yerlerine geçmişlerdir. Bi ton tuzu yardım diye istemelerinin de sebebi budur. Olaylar haliyle gelişir.
Rolümü ezberlerken bi ara ücret muhabbeti oldu. “Lan dedim, ücreti sormayı unutmuştum. Kaç para vericeeniz abi dedim bölüm başına?”. Yönetmen aval aval baktı suratıma sonra yine pis pis gülmeye başladı. “Ne parası kardeşim? Sana ünlü olma fırsat veriyoruz, ne parasından bahsediyosun?”. Ulan bi tepem attı! Hayır ben olayın parasında değilim, prensip olarak yanlış bi olay. Sen milyar dolara filim çek, ikinci rolde oynayan adama da beş kuruş koklatma. “Ulan” dedim, “ulaaaan”.
Ertesi sabah, elimde setten afurduğum senaryolar bindim ilk uçağa, dooğru İstanbul’a. Yeşilçam’da Hulki Saner vardı, yönetmen. Çok samimi ahpabımdır. Dedim Hulki’ciim böyle böyle, elimde Holivuttan afurduğum bi senaryo var. Böyle bi eşşeklik ettiler bana, yoksa adetim değil bu işler. İntikam istiyorum, heriflerden önce çekmemiz lazım. Hulki çok şaşırdı; o ara onlar da Sadri babayla (Sadri Alışık) böyle bi bilim kurgu proje üzerinde çalışıyolarmış fakat bi türlü konu bulamamışlar. Ben bunlara senaryoyu verdim, kendi kafalarındaki olayla birleştirdiler, iki haftada da çektiler. Ortaya nefis bir türk bilim kurgusu çıktı: “Turist Ömer Uzay Yolunda”, 1973, yönetmen: Hulki Saner, Oyuncular: Sadri Alışık, Cemil Şahbaz, Ferdi Merter, Erol Amaç.
Ahmet Abi
Not: Bir zamanlar www.chivi.com’da yayınlanan Ahmet Abi serisinden.
yorumlar:
yorum yapmak ister misin?
çağla aslı aydın
May 23, 2010resim gülmek çok