16

Ekim
2010

Dolandırıcının gözü kara Sersemin ondan da kara..

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  55 views

Birileri ahalinin aklına (!) o kadar güveniyor ki dolandırıcılık denilen mesleği gizliden değil ulu orta icra ediyorlar.. Hem de “Her şey dinleniyor, her şey takip ediliyor” denilen bir ortamda cep telefonu mesajıyla.. Bunlar hiç mi şu malûm dinleme ağına yakalanmıyor?

Cep telefonunda önce tiz bir ses.. Sonra yanıp sönen kapak ışığı.. Anlıyorsunuz ki mesaj gelmiş.. Hayırdır inşallah deyip açıyorsunuz..

İşte mesajınız..

“Tebrikler!

Hediye SAATİNİZ için!

Hemen 0532 111 97 97’i arayın, hem kol saatinizi alın hem de elektrik faturanızda indirimden yararlanın. 0532 111 97 97”

Bu ilk değil.. Daha önce de bir on bin lira müjdesi aldım.. Ondan önce de Nijerya’daki bir çekilişten yüz bin Euro ikramiye..

Yukarıdaki mesaj bu ay içinde kazandığım üçüncü paranın mesajı.. Ne bir çekilişe katıldığım var.. Ne de dadandığım bir talih işi organizasyonu..

Ama sürekli kazanıyorum (!)

14

Ekim
2010

Mucize

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  3 views

Ahmet Altan

Bütün canlılar içlerinde bir program taşıyorlar.

Ve, o programla çoğalıyorlar.

Düşünsenize, bir damla erkek spermi minicik bir dişi yumurtasıyla buluşuyor, bütünleşiyor ve yumurtadaki programla, spermdeki program birlikte çalışmaya başlıyor.

Yeni bir canlı oluşuyor.

Beyni, akciğerleri, kalbi, midesi, pankreası, dalağı, kan damarları, elleri, kolları, ayakları, parmakları şekilleniyor.

Birkaç istisna dışında bütün insanlarda bu organlar hep aynı yerde.

13

Ekim
2010

Amerika’dan gelen doktor neden kütüphane bulamadı

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  631 views

50 yıldır Ameri-ka’da doktorluk yapan okurumuz Muzaffer Aytür, İstanbul’a geldi.

Okuryazar herkes gibi, Nişantaşı’nda bir kütüphane aradı.

Önce Teşvikiye karakoluna gidip, kütüphanenin adresini sordu, olmadığını öğrendi ama ikna olmadı, daha sonra oradaki kitapçılara gitti, onlar da, bu semtte kütüphane yok, dediler.

Bu girişimleriyle de yetinmedi, internette gezindi.

Acı gerçeği öğrendi.

Ne yazık ki, Nişantaşı ve çevresinde kütüphane yoktu!

12

Ekim
2010

Bir sahtekârın dönüşü…

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  12 views

Emir, ya da yeni adı her neyse Kusturica, çekti gitti. Yaptığı en doğru hareket de bu oldu. Ama Antalya Belediye Başkanı Mustafa Akaydın Hocam haklı. Altın Portakal’ın üzerine bir kir, bir leke, bir gölge düştü. Ne var ki bu lekeyi düşürenler, bu “Çirkin” adamı “Protesto” değil, “Davet” edenler..Ve de başta Jüri Başkanı Kadir İnanır, bu daveti savunanlar.

Bakın.. Bir defa şunu kafamıza koyalım.. Eğer demokrasiden söz ediyorsak, demokrat lafını ağzımızdan düşürmüyorsak, ilk yapacağımız şey, “Protesto” sözünü özümlemektir. Her ama her fikri özgürce savunabilmek ne kadar demokrasi şartıysa, her ama her fikri protesto edebilmek de ayni ölçüde demokratlık gereğidir. Protesto özgürlüğü olmadığı zaman, demokrasiden söz etmek mümkün değildir.
Şiddet kullanmadan, çevreye zarar vermeden, başkalarının özgürlüklerini engellemeden yapılan protestoya izin vermezsek, insanları, sorunların demokratik yollarla çözüleceğine nasıl inandırırız?.
Son günlerin fotoğraflarına bakın..

9

Ekim
2010

Marka mı, kurum itibarı mı hangisi daha önemlidir.

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  39 views

VAR olmanın hikmeti, diğer varlıklarla etkileşim içinde olmaktır.

Var olan, ama kendinden başka hiçbir şeyle etkileşim içinde bulunmayan şey, aslında yoktur. Daha doğrusu, onunla etkileşim içinde bulunmayanlar için yoktur. Etkileşim için ise iletişim gerekir. Öyleyse; var olmak, bilmek ve bilinmektir. Eğer bir şey fizik olarak varsa, ama onun varlığından kimsenin haberi yoksa o şey ekonomik olarak yok demektir. İlk bakışta mantıksız gelebilir; ama var olmanın da bir derecesi vardır. Yani bir şey mantıken “ya vardır, ya da yoktur; bunun arasında üçüncü bir hal mevcut değildir” dense bile, hayatın kendisinde yani toplumsal ve ekonomik yaşamda mesele “ne kadar varım” sorunudur. Ne kadar varım sorgulamasının açılmış hali de “acaba benim varlığımın kaç kişi farkındadır?” sorusudur.

9

Ekim
2010

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  9 views

Özgüven burada ama…

Cumhurbaşkanı ile Başbakan yeni bir özel üniversitenin açılışına katıldılar. Törende yeni öğrencilerden biri konuşma yaptı. “Bilseydim Cumhurbaşkanı’yla Başbakan’ın burada olacağını, kravatımı takar, ceketimi giyerdim” dedi.

Sonra ekledi: “Bir konuşma hazırlamak için YouTube’a bakardım, ama orası kapalı.”

Cumhurbaşkanı ile Başbakan bu konuşmayı pek sevdiler. İkisi de “Aman bu ne özgüven böyle, 4 yıl sonra bu çocuk kimbilir ne biçim olur” dediler.

Oysa yine Cumhurbaşkanı’nın katıldığı Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki törende iki öğrenci “parasız eğitim isteriz” pankartını açınca dövülerek, saçlarından tutulup yerlerde sürüklenerek ve tabii ki “ağızları kapatılarak” çıkartılıp gözaltına alındı. Aynı nedenle tutuklanan iki öğrenci ise aylardır hapiste.

YouTube istemek “özgüven” ise onca koruma ordusuna rağmen fikirlerini açıklamak isteyen öğrencilerinki ne oluyor?

8

Ekim
2010

Televizyonda gördüğüm gibiyse çarşı karışacak..

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  219 views

Kanaat notumuzu erken vermişiz Kılıçdaroğlu’na.. Televizyonda seyrettiğim iki saatlik performansına bakılırsa, elimizin altında en az “yirmi beş sene başımızdan gitmeyecek..” bir siyasetçimiz var demektir.. Bu işe en çok da seyrek bıyıklı asabi şahsiyetin canı sıkılacak..

Ben “Referandumda oy
kullanamadığı için..” Altı Kazık Partisi Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na iki üç yazımda çaktım mı çakmadım mı?
El cevap: Çaktım..
Yazıyla çakarken aklım
başımda mıydı?
El cevap: Başımdaydı..
Yazıya oturduğumda bende “La taklab-üs salad” durumu var mıydı?
El cevap: Tövbe yoktu.. Ağzıma koymamıştım.. Bünyem vazodaki çiçek sapı gibi temizdi..

Önce bu tespitleri yapayım.. Okura hallerimi arz edeyim.. Sonra, önceki gece Kanal D’de Abbas Güçlü’nün yönettiği “Genç Bakış Programı”nda izlediğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun notunu yeniden değerlendireyim..
“Irmağı deliye boyatırlar..”

4

Ekim
2010

Sana ne?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  66 views

Ahmet Altan

Galiba beni en çok öfkelendiren tavır, güçlülerin güçsüzler karşısındaki o aldırmaz ve insafsız küstahlığı.

Kılıçdaroğlu’nun, Hürriyet gazetesinde Fatih Çekirge’yle yapmış olduğu konuşmayı okuduğumda da aynı öfkeyi hissettim.

Başörtüsü ile türbanın farkını anlatıyordu.

Saçı tümden örterse “türban” olurmuş, saçın bir kısmı gözükürse “başörtüsü” olurmuş falan filan…

Bu adam altmış yaşını geçmiş.

Koskoca bir partinin başkanı olmuş.

Zihinsel gündemini bu laflar mı oluşturur böyle birinin?

Çekirge diyor ki, Anayasa tartışmalarını bu fark belirleyecekmiş.

Yani, üniversiteye giden kızın saçı gözükecek mi gözükmeyecek mi?

Buna öfkelenmemek mümkün mü?

Sana ne kardeşim?

1

Ekim
2010

Ankara’yı Behzat Ç. mi kurtaracak?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  244 views

İstanbul, sevgisiz, çıkarından başka bir şey düşünmeyen “düzgün!” ama mat yüzlerin oynadığı bol konaklı, bol tecavüzlü “Yeşilçam” dizileriyle kendini tekrar etme pahasına Türkiye’nin üzerine abanıyor.
Ankara’yı eziyor, ötekileştiriyor, kendisine bile benzetmek istemiyor!
Ama Ankara’da bir komiser var artık!
İkiyüzlülükten nefret ediyor. Kendi çıkarından çok halkının çıkarını düşünüyor. Birer İstanbul ideolojisi olan para pul, yükselme hırsı, “ikbal” gibi dalavereler umurunda bile değil!
Ankara sokaklarında insanlık için vuruşuyor.

25

Eylül
2010

Bir İsrail resmi

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  24 views

Bizim medya anlaşılan pek önemsemedi. O nedenle olacak, Birleşmiş Milletler Teşkilatı İnsan Hakları Konseyi’nin “Mavi Marmara” olayını incelemekle görevlendirdiği 3 kişilik “kanıt toplama” (fact-finding) kurulunun raporuna birkaç haber, birkaç yazı dışında fazla yüz veren olmadı. Neyse ki Ankara’dan memnuniyeti haberi geldi.

Hepsi bu…
İlginçtir, aleyhimizde iki satır çıksa kıyameti koparıyoruz. Üstelik uluslararası metinlerde en kolay şey, Türkiye veya Türkler aleyhine yazılmış görüş bulmaktır.
Oysa taa Karayip denizindeki Trinidad ve Tobago isimli iki adadan oluşan devlette yüksek dereceli yargıç ve savcı olarak görev yapmış emekli bir hukukçu; emekli bir İngiliz hukukçusu ve bir de Malezyalı bir Kadın Hakları savunucusu hanımdan oluşan bu kurul, 31 Mayıs 2010 gecesi İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırı hakkında öyle bir rapor yayınladı ki, dirhemini yiyen dağa çıkar.
Anımsayacaksınız aynı konuyla ilgili olarak hem İsrail hem de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban-ki Moon birer komisyon kurdular ama her ikisi de çalışmalarını bitirmedi.

Page 4 of 8« First...23456...Last »

Facebook RSS Beslemesi
sponsor reklamlar

© Tüm Hakları Saklıdır - www.keyfizar.com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress seo Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!