Boyner holdingin internetteki e-ticaret girişimi. www.morhipo.com
Cem Boyner’e yakışan şekilde iddialı bir giriş ile Türk piyasasına girdi. İşin başına da Kaan Dönmez’i geçirmiş.
Cem Boyner’i piyasaya getirdiği yenilikler başarılı iş girişimleri ile zaten biliyoruz. Neredeyse her yaptığı işten olumlu tepkiler alıp yoluna devam etti. (Bir zaman YDH hareketi ile yaşadığı hayal kırıklığını saymazsak.) O yüzden Cem Boyner’i hiç tanımadığım hâlde hep onun yapacağı işlerde bir yenilik, büyük devrim beklerim.
8
Ekim
2010
Bir zamanlar internette gezerken rastlamıştım Savaş Şakar’a. Konu başlıkları ve içeriğini elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. En son aşağıdaki “Şirket İçi Politik Oyunlar” başlıklı yazıya rastladım. Kalabalık bir kadronun olduğu ortamda çalışıyorsanız bu oyunlardan nasibinizi alıyorsunuzdur. Politik olmak ile politik olduğunu düşünmek arasındaki ince farkları da yazı içeriğinde bulabilirsiniz. Kısacası; teşekkürler Savaş Şakar.
Herkes çalıştığı şirketin politik bir üyesidir ve şirket içi politikalardan, politik ilişkilerden kendini soyutlayamaz. Bazı politik durumları mideniz kaldırmayabilir, vicdanınız rahatsız olabilir, strese girebilir, kırılabilir, üzülebilirsiniz ama bu o şirketin bir parçası olmanın sonucudur.
Yaşadığınız şeyler olumsuz olmasına rağmen en azından geceleri uyuyabiliyorsanız nispeten iyi bir durumdasınız demektir. Eğer şirket içinde apolitik olursam daha iyi uyurum diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz aksine politik olarak uykunuzu hak etmeniz gerekir.
Sonunda yerli Dragon’s Den başladı. Yatırımcılar Alphan Manas, Gamze Cizreli, Yalçın Ayaydın, Nevzat Aydın ve Baybars Altuntaş’tan oluşuyor.
İlk bölümlerin acemiliğinden midir yoksa gerçektende yatırım arayışında olmamalarından mıdır bilemiyorum. Dragonların performansı oldukça kötü. Her biri başlı başına iyi iş adamlarından oluşsada, iyi bir iş geçmişleri olsada. İyi bir yatırım arayışı içinde olduklarını göstermiyor. Yarışmada sıksık bilmediğim bir iş kolu o yüzden yokum gibi tepkiler geliyor. Çok kısır bir düşünce.
Sorun bir yatırım fikrinin onlara cazip gelmemesi değil. Çünkü karşılarına gelen birçok fikir gerçektende cazip olmayabilir. Fakat bunu dile getirirken bir yatırımcıya yakışır şekilde. Ne bileyim finansal açıdan yetersiz gördüğünü, ortak olarak karşısındaki kişinin yetersiz olduğunu, iş modelinin verimli olmadığını, kolay taklit edilebileceğini vb. sebepler bulunabilir. Fakat yatırım için bilmediğim bir işkolu gibi bir savunma Dragonların gerçek bir yatırım mı arıyor yoksa bildikleri işi tekrarlayacakları iyi iş modellerimi arıyor düşüncesini akla getiriyor.
Perfomansını beğenmediğim Gamze Cizreli ve Yalçın Ayaydın umarım diğer sezonda değiştirilir. Baybars Altuntaş ve Nevzat Aydın bir süre sonra daha iyi performans sağlayacak gibi. Alphan Manas zaten iş geçmişiyle tam bir yatırımcı. Birden fazla iş kolunda faaliyet göstermesi onu tam bir Dragon yapıyor.
İzlemeye devam.

BloombergHT’de izlediğimiz Dragons Den’in Türkiye versiyonu için başvurular alınmaya başlanmış.
BBC’de yayınlanan programa bir projenizle katılıp anlatıyorsunuz. Karşınızda duran beş ejderden bir veya bir kaçı projenize inanıp, istediğiniz yatırımın tamamını yaparsa şirketinize ortak olup birlikte çalışmaya başlıyorsunuz.
Ejderler ilginç tiplerden oluşuyor. Duncan Bannatyne, James Caan, Peter Jones, Deborah Meaden ve Theo Paphitis.
Her biri servetlerini kendisi edinmiş olan başarılı iş adamları bazen karşılarına gelenleri yerin dibine sokuyor, bazense tuhaf gözüken projelere yatırımlar yapıyor.
Benim merak ettiğim ise Türkiye’deki programda ejder olarak kimler görev yapacak?
3
Mart
2010
Bir gün arkadaşımla beraber Ankara’dan, İstanbul’a giderken havaalanında rötardan dolayı uzun süre beklemek zorunda kaldık. Bir bankanın Lounge’ına girmek istediğimizde ise benim o bankaya ait kartım olmadığı için ekstra ücret istediklerinden girmekten vazgeçtik.
Fakat uçağın kalkmasına hâla vakit vardı. Oyalanıp sohbet ederken keşke bir playstation kafe olsaydı diye düşündüm.
Bu fikri daha sonra başka bir arkadaşımla konuşurken onada anlattım. Aklına yattı ve bir maliyet araştırmasına girdik ve neden olmasın deyip ayrıldık. Ben Ankara’ya döndüm o ise Bursa’da çalıştığı için Bursa’ya döndü ve günler süren telefon trafiği de başlamış oldu.
10
Aralık
2009
Yöneticinden nefret mi ediyorsun? Yâda bazen seni çileden mi çıkarıyor?
Üzerindeki bu stresi aşağıdaki oyun vasıtasıyla atabilirsin. Çeşitli ofis malzemeleriyle yöneticini dövebilir, aynı zamanda güzel vakit geçirebilirsin.
Hem de, işini kaybetmeden.
23
Kasım
2009
Bir dönem kâbus gibi geçmişti. Yeni rakipler peş peşe mağaza açmaya başlamıştı ve bu yerler için personel arayışına girmişlerdi.
Satış kadrosunda düşük maaş baremlerinde olan veya iş ortamında beklediğini bulamayan (terfi vb.) personeller ekibi terk etmek için bekledikleri fırsatı bu dönemde yakalamışlardı. Genelde mantık yerine duygularıyla karar verir, birçoğu bir süre sonra pişmanlık içinde kıvranıp dururlardı. Bu eğilimdeki personeller 3-4 kez bu davranışı sergilemedikleri sürece anlık karar vermeye devam ederler. Bu süreçte kimileri aradığı fırsatı yakalar, çoğunluk ise aynı kısır döngüde devam eder. Bir işten çıkar, diğerine, diğerine, diğerine geçer durur…
12
Kasım
2009
Kriz zamanlarında iyi personelleri bulmak için firmalar zaman ayırmalı diye düşünüyorum. Çünkü kriz zamanlarında iyi elemanlar boşta kalır veya rakipleriniz alım yapmadığı için, aralarından iyileri seçebilirsiniz.
Ben ve bir grup arkadaşım şuan çalıştığım firmaya 2001 krizinden sonra, şirketin büyüme kararı aldığı zamanlarda dahil olduk. Bazılarımız belkide iş alternatiflerinin bu kadar kısıtlı olmadığı bir dönem olsa, bize teklif edilen maaş ve çalışma şartlarını kabul etmeyebilirdi. Şuan farklı firmalarda çalışıyor olabilirdi. Ama içinde bulunduğumuz şartlar bizi biraz daha kanaatkâr kılmıştı.
6
Kasım
2009
Fazla söze gerek yok. Sedat Kapanoğlu özetlemiş.
“Başarısızlık biriktiği zaman çok faydalı olabiliyor. İnsanlar sonuca o kadar çok odaklanıyorlar ki, sürecin kazandırdıklarının ne kadar önemli olduğunu göremeyebiliyor.”
Ne tür başarısızlıktan geçtiği ve ekşi sözlüğe kadar nasıl ilerlediğinin seceresi.
2
Kasım
2009
Harvard Business’ta yayımlanan bir analizde, ABD’nin ekonomik canlanmasının motoru haline gelmiş olan küçük işletmelerin dev boyuttaki süper şirketlere dönüşmesi için neler yapılması gerektiği ortaya koyuldu.
Analizde, küçük işletmelerin hiç beklenmedik anlarda, inanılmaz başarılara imza atabileceği ve tıpkı Google örneğinde olduğu gibi, yeni kurulan şirketlerin sıfırdan başlayıp on yıldan kısa bir süre içinde milyarlarca dolar kâr eden şirketlere dönüşebileceği gerçeğine vurgu yapıldı. Google, ender görülen bir örnek olsa da, küçük şirketler stratejik sosyal sorumluluklarla, ürünlerinin ne olduğunun bir önemi olmaksızın güçlenebilir.