30
Ekim
2009
Onlarca televizyon arasında bütün gününüzü geçirince hep bu başlığı düşünüyor insan. Yok HDMI kablolar, insanların kollarındaki kılları bile gösteriyor vs. Ben bu tv abartmalarının biraz gereksiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü henüz bu yayınların yaygınlaşmadığı ülkemizde, bahsedilen görüntü kalitesine sınırlı sayıda kanal ile ulaşılabiliyor.
Fakat bu yazı başlığını açmamın sebebi Hürriyet gazetesinde yayınlanan aşağıdaki yazıdır. O yüzden tv alırken onlarca özellik arasında, kafanızı karıştıran detaylara dalmayın. İhtiyacınıza yönelik ürüne odaklanın.
İyi alışverişler.
Bir araştırma, HD teknolojisiyle ilgili çok çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Okuyunca çok şaşıracaksınız…
Teknolojiyi yakından takip etmeyen birçok insanın bile üzerinde az çok fikir sahibi olduğu HD kavramı, bu teknolojiyi destekleyen monitörlerin çoğalmasıyla dünya genelinde iyice yaygınlaştı.
Yapılan yeni bir araştırma, HD yani High Defitinion teknolojisiyle ilgili çok çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. New Scients Magazine’in yaptığı ve kamuoyuna açıkladığı bu çarpıcı araştırmaya göre, kullanıcıların birçoğu aslında HD ile standart görüntüyü ayırt edebilecek donanımda değil.
İki grup halinde 30 kişi arasında yapılan araştırmada gruplara standart görüntü gösterildi. Bir grup, standart görüntüyü izlediğinin farkına varırken, bir diğer grubun ise bu görüntülerin HD kalitesinde olduğunu öne sürdü.
Diğer bir deyişle, bu araştırmayla birlikte birçok kişinin aslında standart çözünürlükteki yayınla yüksek çözünürlüklü televizyon yayınının ayrımına varamadığı ortaya çıktı.
Bu yazının Hürriyet Gazetesindeki orjinaline linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.
4
Ekim
2009
Uzun yıllardır perakende sektöründe olduğum için “Kör Alıma” inanıyorum. Çünkü tam tersini yapanlar, kör alımdan daha fazlasını elde edemiyor ki.
Kör Alım mı ne demek? Alacağım ürüne çabuk karar verip sonuçlandırmak ve ürüne sahip olduktan sonra kusur aramamak.
Bir çok tüketici şuan hastalık derecesinde işler ile ilgileniyor. Elektronik bir ürün alıyor, bununla mutlu olup kullanmak yerine. Mantıklı insanların yapmayacağı şekilde, üründe kusur aramaya başlıyor. Mesela fotoğraf makinesi alır bunun burası biraz aralık der, notebook alır kafasını klavyeye dayar ve bundan ses geliyor der. Elbise alır üzerine tam olur, bir beden daha küçüğünü ister vb. vb.
Eskiden insanlar aldıkları ürünü zevkle kurcalar, harcadığı para karşılığında ufak da olsa mutluluk yaşardı. Şuan ki tüketim kültüründen mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama yeni tüketici tipi aldığı üründen zevk alma çabası yerine, sorun bulmak ile ilgileniyor.
Ben genel de kör alım yaparım. Alacağım şeye kısa sürede karar verir, tadını çıkartırım. Bu güne kadar üzüntü verecek kadar büyük bir sorun yaşamadım.
İyi alışverişler, hayatın tadını çıkarın…
İlginç bir fikir ararken aklıma yine dâhiyane bir şey geldi. İnternet üzerinden prezervatif satışı, diyeceksiniz ki ne var yani bumu “dâhiyane”.
Evet, öyle diyorum çünkü daha detayları dinlemediniz!
Satışı bitirmek için, iki seçenek olacak. Bir tanesi eğlenceli satış, diğeri ise şuan vaktim yok acele bu işi bitirelim seçeneği.
Vaktim yok acele bu işi bitirelim: Sıradan tüm sitelerde olan satış sonlandırma işlemi.
21
Ağustos
2009
Son günlerde beni en çok firmanın deneyimli bir personeli olan üst yöneticim güldürüyor. Sebebini hemen arz edeceğim.
Daha önce çalıştığım firmalarda da buna benzer izlenimlerim olduğu için, artık genel bir tutum olduğunu düşünüyorum.
İlk başta ufak bir firmada patronunuzla diz dize çalışırsınız. Ekip dar olduğu için patronunuza her zaman ulaşır fikrinizi paylaşırsınız. Hatta zaman zaman sizin söylediğinizi uyguladığı için, kendinizi çok akıllı ve becerikli hissedersiniz. Daha sonra firma ufaktan büyümeye başlar, patron artık “Genel Müdür” olmuştur. Sizlerde en yakın çalışma arkadaşları olarak, meziyetlerinize göre belirli görevlere getirilmişsinizdir.
İş hayatına ilk atıldığınızda artık etrafınızda bildiğinizin haricinde başka bir dilin konuşulduğunu duyarsınız. Önce size komik gelir, hatta ne gerek var bunlara dersiniz. Onun yerine şunu deseler derken, bir bakmışsınız o iş ağzını bir süre sonra farkında olmadan sizde kullanmaya başlamışsınız. Bunlardan bazılarını aşağıda cümle içinde kullandım ki, iş hayatında toy olmadığınız yeterince tecrübeli olduğunuz sanılsın. Bu kelimelerin gerçek anlamını zaten pek kimse bilmiyor, ama ne anlatılmak istendiği o camia tarafından kesinlikle anlaşılıyor. Zaten önemli olan anlaşmak değil mi? Buyurun size profesyonel iş jargonunu ve cümle içinde kullandığım örnekler.
26
Temmuz
2009
Şeyh Edebali’nin nasihatine bir çok yerde rastlamışsınızdır. Yönetici olan veya olma iddiasında olanların kulağına küpe yapması gerekenleri sayıyor. Arada bir okumakta ve hatırlamakta fayda var.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
Personel kıyafetlerine firmaların bakışı farklılıklar gösterebiliyor. Kimisi firmanın müşteriye yansıyan yüzü olduğu için kıyafet seçiminde çok özen gösterirken, kimisi maliyeti düşük tutalım ama standart bir kıyafetimiz de olsun bari diye düşünüyor.
Personel mutluluğunu etkileyen en önemli unsurlardan bir tanesi bu kıyafetlerdir. Genel olarak ülkemizde statülerin, kişiliklerin önüne geçtiğini düşünürsek. Çalışana giydiği kıyafet, kendini iyi hissettirmeli. Özellikle perakende sektöründe insanların uzun saatler ve zorlu çalışma şartlarıyla karşı karşıya olmaları da, kıyafetlerinin şık olmasının yanında rahat olmalarını da gerektirmektedir.
Peki bu bahsettiğimiz konulara ne kadar özen gösteriliyor. Girdiğim AVM’lerdeki personel kıyafetlerine baktığımda bunun çok yeterli olmadığını görmekteyim. Artık giyilmekten yıpranmış, ütü tutmayan özensiz kıyafetler ile müşterilerini karşılamaya çalışan personeller insanlara hizmet etmeye çalışıyor.
Bu konuda yabancı sermayeli firmalar biraz daha iyi durumda gözüküyor. Belki yüksek bütçeleri sayesinde yada konunun önemini yerli firmalardan daha fazla benimsemiş olmaları olabilir.
Lütfen personel için belirlediğimiz kıyafetlere karar verirken, kendiniz giyecekmişsiniz gibi düşünün. Yine aynı kıyafetleri ve renkleri seçer miydiniz?
3
Temmuz
2009
Tüm erkek çalışanların sabah kabusu traştan sonra, yaptığı iş olan kravat yapma ile ilgili görüntülere www.uzmantv.com sitesinde rastladım.
Her sabah yaptığım kravat bağlama tekniğinin adını söylemek bile yapmasından daha uzun sürüyor.
Bu arada benim tekniğim “Four in Hand”
Windsor

Prim Sistemleri
Prim sistemleri genellikle basit, anlaşılır ve kolay hesaplanabilir olmalıdır. Birçok işyerinde bazen matematik profesörlerinin bile çözemediği formüller, çarpanlar vb. hesaplardan sonra satıcının primi ortaya çıkmakta. Aslında bu tarz formüller arka planda mutlaka olmalı, sonuçta ticari bir kurumdan bahsediyoruz ve bütçe dengeleri her zaman korunmalı.
Fakat personele vereceğimiz prim hesaplaması çok basit olmalı. Ör: Kotan 5 TL, bu rakamdan sonra yapacağın her satıştan %0,2 prim kazanırsın veya mağaza hedefimiz 100 bunu yapınca her satışçı ciroya katkı yüzdesi kadar 10 Tl’lik prim pastasından payını alacak gibi. Bu verdiğim örnekler çok basit biliyorum ama motive etmek istediğimiz personeller, prim sistemini bu kadar basit ve elde edilebilir olarak görmek istiyor. Sonuna kadar da haklılar. Herkes anladığı kadarıyla vardır. Siz istediğiniz kadar mükemmel bir sistem kurun karşı taraf bunu anlamadıysa başarı imkânsızdır.
28
Mayıs
2009
Kalabalık bir iş yerinde çalışıyorsanız, mutlaka bu takım oyunlarıyla gönüllü veya gönülsüz bir şekilde tanışmışsınızdır. En yaygın olanları Futbol, Bowling, Karting, Paintball vs.
Yeni alınan personeller aldıkları eğitimler ve takım çalışması gibi kavramlar yüzünden bu oyunların tadını da çıkaramaz oldu. Artık paintball sadece paintball değildir. Orada kendinizi göstermeniz ve nasıl organize ettiğiniz, liderlik yapıp yapmadığınız gibi şeylerin izlendiği zannedilir. Doğal davranmaktan vaz geçilir.
Bu profesyonel yaklaşıma tabiî ki karşı çıkmıyorum. Firmamızda profesyonel bir firma tarafından yapılan Assesment Center (Değerlendirme Merkezi) uygulamasının sonuçlarının ne kadar faydalı olduğunu inkâr edemem.