<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.keyfizar.com &#187; Ropörtajlar</title>
	<atom:link href="http://www.keyfizar.com/category/roportajlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.keyfizar.com</link>
	<description>www.keyfizar.com</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Dec 2011 14:02:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
		<item>
		<title>Ben sinemacı değil sosyalist doğdum</title>
		<link>http://www.keyfizar.com/roportajlar/ben-sinemaci-degil-sosyalist-dogdum/</link>
		<comments>http://www.keyfizar.com/roportajlar/ben-sinemaci-degil-sosyalist-dogdum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Apr 2011 16:40:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Keyfizar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[BDP]]></category>
		<category><![CDATA[Beynelmilel]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Demokratik Açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Key]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Seçim]]></category>
		<category><![CDATA[HaberTürk]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sıtkı Süreyya Önder]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Demokrat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Akan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[YSK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyfizar.com/?p=2514</guid>
		<description><![CDATA[Yüzlerce milletvekili adayı içinde en çok dikkati çeken isimlerden biri olan sinemacı-yazar Sırrı Süreyya Önder, kucaklayıcı bir dille seçmenin karşısında... Önder’le YSK’nın kararını, Güneydoğu’da yaşanan gerginliği, bölünme paranoyasını konuştuk...

İnsaf çarşısında buluşalım" diyor, "Kelimeleri hoyratça kullanmayalım" diyor, "Hayat bizi tekzip etmez inşallah" diyor. Sırrı Süreyya Önder'in sırrı samimiyetinde, seçtiği, kullandığı kelimelerde... BDP'nin İstanbul 2. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı olan Önder Türkiye'nin ihlaller ülkesi olmasından kurtulmasını istiyor. Sihirli bir formülü yok, elinde yine kelimeleri var, diyor ki: "Kibiri bir yana bırakacağız, bu ülkeyi gül bahçesine döndüreceğiz!"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-2515" title="Sıtkı Süreyya Önder - Elif Key" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2011/04/Sıtkı-Süreyya-Önder-Elif-Key.jpg" alt="" width="250" height="188" />Yüzlerce milletvekili adayı içinde en çok dikkati çeken isimlerden biri olan sinemacı-yazar Sırrı Süreyya Önder, kucaklayıcı bir dille seçmenin karşısında&#8230; Önder’le YSK’nın kararını, Güneydoğu’da yaşanan gerginliği, bölünme paranoyasını konuştuk&#8230;</p>
<p>İnsaf çarşısında buluşalım&#8221; diyor, &#8220;Kelimeleri hoyratça kullanmayalım&#8221; diyor, &#8220;Hayat bizi tekzip etmez inşallah&#8221; diyor. Sırrı Süreyya Önder&#8217;in sırrı samimiyetinde, seçtiği, kullandığı kelimelerde&#8230; BDP&#8217;nin İstanbul 2. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı olan Önder Türkiye&#8217;nin ihlaller ülkesi olmasından kurtulmasını istiyor. Sihirli bir formülü yok, elinde yine kelimeleri var, diyor ki: &#8220;Kibiri bir yana bırakacağız, bu ülkeyi gül bahçesine döndüreceğiz!&#8221;</p>
<p><strong>■</strong><strong> Nasıl geçiyor</strong><strong> günleriniz?</strong></p>
<p>Kaosla. Daha bir türlü kampanyayı başlatamadık. Kitleyi teskin etmeye, yatıştırmaya, süreci barış çizgisinden hiç kopartmamaya yönelik muazzam bir seferberlik halimiz var.<br />
<span id="more-2514"></span><br />
<strong>■ YSK&#8217;nın kararıyla kendiliğinden başlamış gibi oldu kampanyanız belki de&#8230;</strong></p>
<p>Bizim kampanyamız da böyle olur herhalde! Oldukça değişik bir kampanya; o konvoya git gaz ye, öbür tarafa git bomba ye, öbür tarafa dön acılara tanık ol&#8230; Böyle bir şey, bakalım ne olacak?</p>
<p><strong>■ YSK&#8217;nın geri adım atmasını nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>
<p>Haddinden fazla ileri gitmiş birisinin bir geri adım atmasını makuliyet gibi görmemek lazım. Bir hak ihlali var. Yitip giden bu canlar, bu kadar stres, üzüntü, gerilim, maddi hasar; bunlar ne olacak? Herkesin bunu düşünmesinde fayda var.</p>
<p><strong>■ Kimileri &#8220;BDP, YSK&#8217;nın bu kararından nemalanıyor&#8221; dedi. Bölgedeki sıkıntıyı YSK ile ilintilendirmek ne kadar mantıklı?</strong></p>
<p>Bölge, nevruzdan beri sıkıntı içinde, kaynayan bir kazan. Millet oradaki olayların YSK kararı üzerine başladığını düşünüyor ama bu yanlış bir algı. Tüm bu zulmün üstüne YSK bir tüy dikti. Bakın; Ankara siyaseti ilginçtir, onlar birbirlerinin gözüne bakarlar ve ne yapılması gerektiğini anlarlar. Çünkü hepsi statükonun bir parçası. AKP &#8220;Ben hükümetim ama iktidar değilim&#8221; diyecek durumda değil. Kendisini dönüştürerek hâkim sınıflar ittifakında yerini almıştır. Bu, hâkim sınıflar koalisyonunun kendi içindeki mevzilenme, yer kapma savaşıdır. Bunun faturası her zaman olduğu gibi yoksullara, Ermenilere, Kürtlere, bu ülkenin bütün alttakilerine</p>
<p>çıkıyor.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2517" title="Sıtkı Süreyya Önder  - Beynelmilel" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2011/04/Sıtkı-Süreyya-Önder-Beynelmilel.jpg" alt="" width="315" height="450" />■ Bu mudur ileri demokrasi sizce?</strong></p>
<p>Valla ilerisinden vazgeçtim, demokrasinin d siyle alakası yok yapılanların. Bir tenakkuz halindeler. İkiye ayrılıyor: Bir savaştan nemalananlar var, onlar güvercin kasapları; hem maddi hem siyasi olarak varlıklarını buna borçlular. Bir de böyle bir ithamı hak etmeyen kesim var, onlar da barışa hazır değiller. Nasıl barış olur; hiçbir fikirleri yok. Ama bunun bir cevabı var: Bu yaptığınız şekilde barış gelmez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>&#8220;Medyada birçok insan şizoid eğilimle yaşıyor&#8221;</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>■ Ankara siyaseti içinde kendinizi hayal ediyor musunuz? Mesela Meclis&#8217;teki ilk gününüzü düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Güçlükle! Valla işin hayal kısmına daha hiç giremedim. Daha ilk günden beri bu sıkıntılarla cebelleşiyoruz. Bizim derdimiz kendimizi Meclis&#8217;te hayal etmekten ya da &#8220;Orada ne yaparız?&#8221;dan öte bir şey. Bir duruşumuz var bizi biz eden, böyle bir şey için bize temsilcilik görevi verilmesine sebep olan&#8230; Biz her türden haksızlığın karşısında durduk ve mazlumların hemen yanıbaşında, çoğu zaman önlerinde olduk. Bunu böyle yapmaya devam edeceğiz. Kimse bizden sihirli bir şey beklemesin. Orada halkın dirayetli, namuslu, kararlı, inatçı sesi olacağız. Her türden zulme itiraz edeceğiz. Azınlıklara, cinsel tercihlere, çevreye karşı yapılan ayrımcılığa karşı duracağız. Bu ülkede zaten sürüsüne bereket hak ihlali var. Bu ülke hak ihlallerinden ibaret bir ülke, birinden çıkıp diğerine koşturacağız! Yapacağımız bu olacak.</p>
<p><strong>■ Adaylığınız konusunda size çok ısrar ettiler. Tahminim; kucaklayıcı bir diliniz olduğu için&#8230; Bu dil size kimden miras?</strong></p>
<p>İlk defa bu soruluyor. Ben de hiçbir yerde bu konuya dair konuşmadım. Size söyleyeyim; bu hakikilikle ilgili bir şeydir. Ben yazıda çok yetenekli bir adam değilim, doğru dürüst</p>
<p>konuşamıyorum da. Fakat inandığınız gibi yaşıyorsanız, söylediğiniz sözlerin bir hakikiliği oluyor. O zaman &#8220;Su&#8221; da deseniz, &#8220;Hava&#8221; da deseniz insanlar etkileniyor. Ana akım medyada, birçok insan şizoid bir eğilimle yaşıyor. Yazılarında başka, hayatında başka&#8230; Yani diyelim yazılarında mangalda kül bırakmıyor ama sosyal hayatta bunun hiçbir karşılığı yok. Biz böyle yaşamamaya çalışıyoruz. Ben yazıyla başlamadım, mücadeleyle başladım, buraya geldim. Kendimi bildim bileli i sosyalist mücadelenin içindeyim. Bir de hissettiğimi yazıyorum ve söylüyorum, öyle olunca da karşımda böyle insanlar buluyorum. Bir Umur Talu ya da Ece Temelkuran yazısını okuyup da etkilenmeyecek insan var mı? O yüzden işi teknikten çok inandığı gibi yaşamaya bağlamak lazım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>&#8216;Bana destek olmak için para getirenler var&#8217;</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-2519" title="Sıtkı Süreyya Önder 1" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2011/04/Sıtkı-Süreyya-Önder-1.jpg" alt="" width="448" height="303" />■ Çok insanla karşılaşıp konuşuyorsunuz. Adaylığınıza gelen tepkiler nasıl?</strong></p>
<p>Beni bu kadar çok seven insan olduğunu bilmiyordum. İnternette &#8220;Biz onu çok severdik, niye oradan aday?&#8221; diye tepkiler var. Sevginin böylesini çok anlamış değilim. Kaşımı, gözümü sevmiyorlar kuşkusuz. Bir bırakın bakalım, neler yapacağız edeceğiz. Sevdiğiniz yanımız, sevmediğiniz yanlarımızdan besleniyor, bunu idrak etmek lazım. Galiz bir öfkeyle konuşanlar da var. Bunlara da bir şey demiyorum. &#8220;Seven de söven de sağolsun&#8221; dedim hep, kişisel alanlarımla ilgili bir takışmaya girmedim. Bu konuda zamanın utandırıcılığına güveniyorum. Bir de çok coşkuyla destekleyenler var. İşin en ağır vebali bu. Bana para getirenler var, bu benim için çok kıymetli. Karı-koca memurlar gelip 300-400 lira veriyorlar, &#8220;Bununla belki çay ısmarlarsınız insanlara&#8221; diyorlar. Biri diyor ki, &#8220;Param yok, geleyim şoförlüğünüzü yapayım.&#8221; Bu duygu insana çok ağır sorumluluk yüklüyor. Bu güveni zedelerseniz kendinize ve halkınıza çok ihanet etmiş olursunuz.<br />
<script type="text/javascript">// <![CDATA[
document.write("<"+"script src='https://www.adhood.com/adserver/ad.php?zid=102573&#038;n="+Math.random()+"\'><"+"/script>");
// ]]&gt;</script></p>
<h2>&#8216;Tarık Akan sorusunu sormamış ol&#8217;</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>■</strong><strong> Memleket kısaltmalarla boğuşuyor. YSK, YQS, ÖSYM derken ömrümüz mü kısalıyor?</strong><strong> </strong></p>
<p>Eğitimimizi artırıyor. Alamadığımız temel eğitimi alıyoruz. Hukuk eğitimi alıyoruz. Kuş gribi çıktı, hepimiz doktor olduk. Deprem oldu, hepimiz jeolog olduk.</p>
<p><strong>■ Yaşananlar 12 Eylül&#8217;ün devamı mı?</strong></p>
<p>Kurcaladığın zaman görürsün ki, bugün yaşadığımız hangi kötülük varsa o günlerden devralınmıştır. Öyle bir gayya kuyusudur ki, gerçekten bu milletin ahlakını, erdemini, zamanını gasp etmiştir. Yattıkları yerde yatamasınlar!</p>
<p><strong>■ Tarık Akan da &#8220;Darbeler önümüzü açtı&#8221; demiş.</strong></p>
<p>Allah akıl fikir versin. Sen bunu sormamış ol!</p>
<p><strong>■ Son günlerde en çok hangi kelimeyi duymaktan sıkıldınız?</strong></p>
<p>&#8220;Bölünme&#8221; kelimesini duymaktan çok sıkıldım. Bir bölünme paranoyasıdır gidiyor. Bütünleşme ve en geniş temsiliyet sağlama konusunda bu blokun dışında ikinci bir siyasi parti yok. Bunu kendim de bu blokun içindeyim diye söylemiyorum, vallahi de billahi de! Beş benzemezin bir araya gelmesi gibi bir durum da yok. Ortak payda şu: Gerçekten insanlıktan yana duran, bunda samimi olan insanlar bir araya geldi.</p>
<p><strong>■ Bunun bir terazisi var mı?</strong></p>
<p>Var. Bugüne kadar zor dönemeçlerde nasıl durduğunuzla ilgili&#8230; Bu insanların hiçbiri fire vermedi zor günlerde. İnsanlığı, barışı, ortaklığı savundu.</p>
<p><strong>■ Muhalif bir sinemacıyken, aktif siyasete atılıyorsunuz. &#8220;Nereden girdim bu işe?&#8221; diyor musunuz?</strong></p>
<p>Hiç demem. Ben hayata sinemacı olarak başlamadım, sosyalist olarak başladım. Sosyalistliğimi sinema üzerinden devam ettirdim, şimdi de politika üzerinden devam ettireceğim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>‘Barış için kibiri bir tarafa bırakacaksın&#8217;</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-2522" title="Sıtkı Süreyya Önder 2" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2011/04/Sıtkı-Süreyya-Önder-2.jpg" alt="" width="372" height="208" />■</strong><strong> Barışın nasıl olacağına dair sizin bir formülünüz var mı?</strong><strong> </strong></p>
<p>Bir sihirli formülümüz yok, olmazsa olmazlar var. Kibiri bir tarafa bırakacaksın, &#8220;Ben sana veririm&#8221; anlayışı kardeşlik dili değildir. Ortaklaşmanın nimetlerini, külfetlerini bir tarafa koyacağız. Bu ülkeyi bir gül bahçesine dönüştüreceğiz. Kendimiz ve çocuklarımız için yaşanabilir bir yer haline getireceğiz.</p>
<p><strong>■ Sivil itaatsizlik BDP&#8217;nin söylemlerini radikalleştirecek mi?</strong></p>
<p>BDP&#8217;nin topyekûn tavrına nasıl yaklaştığınıza bağlı. Siz silahı, bölünmeyi reddeden bir siyasal harekete fütursuzca, daha orantısız bir şiddetle mukabele ederseniz, ne olacağını kimse kestiremez.</p>
<p>Ama iki defa düşünüp &#8220;Ya hele bir durun, bir bakalım&#8221; noktasına gelirseniz, bu ülkede barış denildiği kadar uzak bir menzilde değildir, uzatsak elimizi dokunabiliriz. Her</p>
<p>şey bize bağlı! Ama barış savaşmaktan daha fazla emek istiyor. Savaşın o acı dilini yükselten herkese &#8220;Dur kardeşim&#8221; demek zorundayız.</p>
<p><strong>■ 39 ilde 61 adayla seçime giriyor BDP. Tüm adaylar seçilirse, sizin diliniz diğer vekilleri de etkiler diye düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Ben temasın, dokunmanın kıymetine inananlardanım. Yüz yüzden utanır! Buna sanıldığından daha geniş bir alan tanıma taraftarıyım. İnşallah hayat bizi tekzip etmez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>‘Kızım Ceren de kampanyam için çalıyor&#8217;</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kızınızla bu koşturmaca içinde görüşebiliyor musunuz?</p>
<p>Kızım Ceren&#8217;le gün içinde görüşüp hasret gideriyoruz, gündemi değerlendiriyoruz. Kızım da kampanyada aktif olarak yer alıyor. Ben her şeyden bunaldığımda ona bir sarılıyorum, bütün sıkıntımı unutuyorum. Onun kampanyadaki asıl görevi bu.</p>
<p><strong>■ Oy kullanabilecek mi?</strong></p>
<p>Ceren 19 yaşında, oy kullanabilecek.</p>
<p><strong>■ En azından 2 oy cepte.</strong></p>
<p>Vallahi, biz kendi kendimizin seçmeniyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Elif Key  &#8211; 24.04.2011</strong></p>
<p><a href="http://www.haberturk.com/medya/haber/623927-ben-sinemaci-degil-sosyalist-dogdum" target="blank">HaberTürk</a></p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
document.write("<"+"script src=\"https://www.adhood.com/adserver/ad.php?zid=102573&#038;n="+Math.random()+"\"><"+"/script>");
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyfizar.com/roportajlar/ben-sinemaci-degil-sosyalist-dogdum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Karım, &#8216;Yeter eve gel&#8217; derse dükkânı kapatırım&#8221;</title>
		<link>http://www.keyfizar.com/roportajlar/karim-yeter-eve-gel-derse-dukkani-kapatirim/</link>
		<comments>http://www.keyfizar.com/roportajlar/karim-yeter-eve-gel-derse-dukkani-kapatirim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Nov 2010 14:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Keyfizar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent İpek]]></category>
		<category><![CDATA[HaberTürk]]></category>
		<category><![CDATA[Komedi Dükkânı]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Oyuncular Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Oyunculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[StarTv]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Çevik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyfizar.com/?p=1769</guid>
		<description><![CDATA[Tolga Çevik’inmutfakta bulaşık yıkarken aklına gelen ve büyük ilgi gören programı Komedi Dükkanı, 2 yıllık aradan sonra Eylül’de Star’da başlıyor. Ailesinin işinden önce geldiğini vurgulayan ünlü komedyen, Cem Yılmaz’ın kardeşi Özge Çevik’le evli ve iki çocuk babası. Çevik, eşinin ‘artık yeter, her gün evde ol’ demesi halinde dükkanı kapatıp, mesleği bırakıp evine dönebileceğini belirtecek kadar aile kurumuna önemveriyor. Yapımcısı Plato Film’in bahçesinde buluştuğumuz Tolga Çevik ile aile hayatını, askerlik günlerini ve yeni projelerini konuştuk.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1770" title="tolga_cevik" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2010/11/tolga_cevik.jpg" alt="" width="300" height="200" />Tolga Çevik’inmutfakta bulaşık yıkarken aklına gelen ve büyük ilgi gören programı Komedi Dükkanı, 2 yıllık aradan sonra Eylül’de Star’da başlıyor. Ailesinin işinden önce geldiğini vurgulayan ünlü komedyen, Cem Yılmaz’ın kardeşi Özge Çevik’le evli ve iki çocuk babası. Çevik, eşinin ‘artık yeter, her gün evde ol’ demesi halinde dükkanı kapatıp, mesleği bırakıp evine dönebileceğini belirtecek kadar aile kurumuna önemveriyor. Yapımcısı Plato Film’in bahçesinde buluştuğumuz Tolga Çevik ile aile hayatını, askerlik günlerini ve yeni projelerini konuştuk.</p>
<p><strong>*** İki yıllık aradan sonra Komedi Dükkanı’nı açıyorsunuz. Dönüş, yeniden başlamak gibi heyecanlandırıyor mu?</strong><br />
Çok heyecanlıyım. 2 yıl uzun bir süre. Çok özledik. Ben, teknik ekip ve Plato çok heyecanlıyız.<br />
<strong>*** Komedi Dükkanı yarıda kalmış gibi mi hissediyorsunuz?</strong><br />
Yarıda kaldı çünkü onun 4 yıllık planlanmış hikâyesi var. Bunu en başında kurgulayarak başladım. Şimdi o hikâyenin yarısından biraz ilerideyiz. O karakterin sahneye çıktığı ilk günden bu güne bir gelişimi var, bizi sürekli sesiyle yöneten yönetmenle arasındaki ilişkide bir gelişim var. Kendiyle ilgili keşfedeceği şeyler var. Görmeyeceğiz ama sesinden anlayacağız. Ama bu sene sahnede bazı değişiklikler olacak.<span id="more-1769"></span><br />
<strong>*** Komedi Dükkanı’nı bitireceğiniz tarih belli mi?</strong><br />
Komedi Dükkanı bitecek elbette. Bitmesi gerekir, güzelliğinin anlaşılması için. İnsanlar da o yüzden ölür, hayatın güzelliği anlaşılsın diye. Türkiye’de başarılı olan bir işi 35 sene oynatmak gibi bir âdet var. Ben buna taraftar değilim. Tadında kalmalı.<br />
<strong><img class="alignright size-medium wp-image-1773" title="komedi-dukkani-tolga-cevik" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2010/11/komedi-dukkani-tolga-cevik-300x221.jpg" alt="" width="300" height="221" />*** TV’de yeni bir şey tutturmak o kadar kolay değil. Komedi Dükkanı’nı dört yıllık bir hikâye olarak planlayıp, bunu bitirecek olmanız, altın yumurtlayan tavuğu kesmek değil mi?</strong><br />
Tam tersi, tavuğu tam zamanında keserseniz lezzeti çok güzel olur. Yedi sene sonra devam ederse artık ana haber bülteni gibi olur.<br />
<strong>*** Askerdeyken televizyon piyasasında yapılan işleri takip ettiniz mi?</strong><br />
Çok nadir, genelde çünkü ‘89-2 tertipleri özledim’ benzeri mesajları yayınlayan kanalları izliyor arkadaşlar. Siz de arada kıvrılıyorsunuz. “National Geographic açalım” dediğinizde alay dönüp size bir bakıyor. Alay ismi de oradan geliyor herhalde.<br />
<strong>*** 15 aylık askerlik arasını kariyerinizde kayıp olarak görüyor musunuz?</strong><br />
Bir tecrübe kattı mı? Çok bahsetmem doğru olmaz ama güzel bir tecrübe oldu. Vazifeyi yerine getirmeye çalıştım. Geçen zamanı asla kayıp olarak görmüyorum. Binlerce insan tanıdım. Burada gözlem yapmak için vakit ayırmanız gerek, oradaysa gözlemin içinde yatıyorsunuz.<br />
<strong>*** Yeni hikâyeler yazdınız mı?</strong><br />
Yazdım tabii. Bir yandan yeni sinema filmimize çalışıyoruz. Önümüzdeki 5 yıl çok hareketli olacak. Bu yoğunluktan birazcık uzaklaşıp kendi mesleğimle ilgili objektif olmayı yakaladım.<br />
<strong>*** Çocuklarınızla en çok neler yaptınız askerden gelince?</strong><br />
Beraber uyuyup beraber uyanmayı çok özlediler. Yaşları çok küçük, onların duygularını tatmin etmek lazım. Bol bol yüzdük.<br />
<strong>*** Askerdeyken özleminizi mektuplarla mı dile getirdiniz, ailenizle ilgili ne notlar aldınız?</strong><br />
Ben öyle kalemle bir şey yazmam her şeyi kafama yazarım. Hikâyelerimi de kafama yazarım. Unutmam, hikâye sizinse unutmazsınız, çalıntıysa unutursunuz. Komedi Dükkanı’nı çıkarma sebeblerimden biri de odur. Ben yazmaktan hiç hoşlanmam, o yüzden doğaçlama bir işe giriştim.<br />
<strong>*** Magazinel ortamlarda özellikle mi görünmüyorsunuz?</strong><br />
Benim hayatımda oyunculuk ikinci sıradadır. İlk sırada evim vardır. Yarın sabah kepengi kapatır bırakırım. Süpermarket açarım.<br />
<strong><img class="alignright size-medium wp-image-1775" title="komedi-dukkani-tolga-cevik 1" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2010/11/komedi-dukkani-tolga-cevik-1-213x300.jpg" alt="" width="213" height="300" />*** Oyunculuk dükkânını hangi şartlarda kapatırsınız?</strong><br />
Karım, ‘Yeter eve gel, yedi gün eve gel’ derse kapatırım dükkanı. Çünkü evim her şeyden önemlidir.<br />
<strong>*** Komedide mesaj verme tartışması çıkıyor sık sık, siz hangisine taraftarsınız?</strong><br />
O üsluba girer, benim de çok içinde olmadığım bir şeydir. Doğum tarihi itibarıyla arada kalmış kayıp bir jenerasyonum. 1974 doğumluyum. Birçok şey bitmiş, bazı şeyler olmak üzereymiş biz bebekmişiz. Gözümüzü açıp ayağa kalktık renkli televizyon geldi. Benim vereceğim mesaj birbirinizi sevmenizle ilgili olabilir. Siyasi dokundurmalar bizi aşar. Nasrettin Hoca’ya yaslarsan sırtını 250 sene sırtın yere gelmez. Onları örnek alıyoruz. Öyle güzel sokar ki lafı, gülersin eve gidince anlarsın ağır geçirdiğini. Budur doğrusu ve güzeli.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8220;SEYİRCİNİN BÜYÜSÜNÜ BOZMAMALI&#8221;</strong></span></p>
<p><strong>*** Şöhret psikolojisinin bu tür bırakmaları kaldırmayacağı söylenir!</strong><br />
Yok efendim ne alakası var. Rahmetli Gazanfer Özcan 57 yıllık oyuncuydu. Oyun oynamadığı bir sezon yok ve gül gibi bir evliliği vardı. İstersen bulursun, yaparsın. Biz böyle gördük, aile önde gelir. İçimde var ve seviyorum bu kavramı. Hadi çıkalım da ortada görünelim diye bir şey yok. Biz iş yaptığımızda zaten görünüyoruz. Bir de ortada görürlerse sıkılırlar. Tam tersi dezavantajdır. Seni öyle sevip hayal ediyor. ‘A bu herif capri’mi giyiyor ne saçma’ diyecek ve biteceksin onun gözünde belki. Seyircinin büyüsünü bozmamak lazım.<br />
<strong>*** Fazla göz önünde olmak sizi de korkutuyor olabilir mi?</strong><br />
Biz de geziyoruz ama görünmeyi dert etmiyoruz. Bekârken çok geziyorduk. Bir yaş var ve evlenme yaşı diyoruz biz ona. ‘Bu insanı çok seviyorum, dışarlarda niye sürteyim ki’ deyip evleniyorsun. Ben öyle evlenmiş bir insanım. Evimi seviyorum. Düşünmek fikir üretmek için ofisimiz var ama ben bulaşık yıkarken düşünüyorum. Eşim Özge ‘Bırak sana makine var’ diyor. Ben seviyorum, orada yaratıyorum çünkü. Komedi Dükkanı da su teknesinde çıktı bulaşık yıkarken. Bundan sonra gezmeyeceğimin garantisi yok. Karıma diyeceğim ki ‘Hadi hayatım sen de tıkıldın eve’ belki iki ay sonra çıkmaya başlayacağız. Magazinel bir adam olamadım. İnsanın kendi içindeki magazin duygusu molotof kokteyli gibi. Güzel bir şey yaratmaya çalışıyorsunuz. Taşırken düşürürsen ayvayı yersin. Belki böyle korkum var. Bilmiyorum.</p>
<p>Bülent İpek &#8211; 04.09.2010</p>
<p><a href="http://magazin.haberturk.com/ozel-roportajlar/haber/548830-karim-yeter-eve-gel-derse-dukkani-kapatirim" target="blaknk">HaberTürk</a></p>
<p><script>document.write("<"+"script src='https://www.adhood.com/adserver/ad.php?zid=102573&#038;n="+Math.random()+"\'><"+"/script>");</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyfizar.com/roportajlar/karim-yeter-eve-gel-derse-dukkani-kapatirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Annem borularımızı niye söktü</title>
		<link>http://www.keyfizar.com/roportajlar/annem-borularimizi-niye-soktu/</link>
		<comments>http://www.keyfizar.com/roportajlar/annem-borularimizi-niye-soktu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 16:16:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Keyfizar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aysel Gürel]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Karakaş]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Refiğ]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müjde Ar]]></category>
		<category><![CDATA[Müjde Ar Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[Sezen Aksu]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyfizar.com/?p=1207</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar benimle yapılan onlarca röportajdan sonra, bu defa iş başa düştü. Bayram söyleşisi için soruları ben kendime soruyorum. Galiba insanın kendine soru sorabilmesi için en önce korkularından soyutlanması gerekiyor. Hayatımızın çatısını oluşturan korkular günün birinde bakıyorsunuz yok olmuş. Kendi kendime kaldığımda en büyük değişimim nedir diye sorsam: “Her şeyden korkan küçük Müjde, hiçbir şeyden korkmaz oldu” derim.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="attachment wp-att-1216 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Müjde-Ar.jpg" alt="Müjde Ar" width="219" height="219" />Bugüne kadar benimle yapılan onlarca röportajdan sonra, bu defa iş başa düştü.</strong></p>
<p>Bayram söyleşisi için soruları ben kendime soruyorum. Galiba insanın kendine soru sorabilmesi için en önce korkularından soyutlanması gerekiyor. Hayatımızın çatısını oluşturan korkular günün birinde bakıyorsunuz yok olmuş. Kendi kendime kaldığımda en büyük değişimim nedir diye sorsam: <strong>“Her şeyden korkan küçük Müjde, hiçbir şeyden korkmaz oldu”</strong> derim.</p>
<p>* Dedem Trabzon&#8217;a tayin olduğunda, Anadolu&#8217;da usul olduğu üzere konu komşu tepsiler içinde yemekler gönderiyor. Dedem de bunların hepsini <strong>‘Ulan siz Ali Rıza&#8217;ya rüşvet mi veriyorsunuz’</strong> diyerek camdan döküyor. Eee, bu evden ne çıkacak, Aysel çıkıyor tabii.<br />
* Annem oyuna giderken <strong>‘Bizi de götür’</strong> diye yırtınıyor, dönmeyecek diye korkuyorduk. Gece yastığımızın altında bulduğumuz gofret terk edilmediğimizin işaretiydi. Sabahtan akşama en az on kere tekrarladığı laf ise <strong>‘Hırsız olmayın, orospu olmayın’</strong> idi.<br />
* Annem bir gün su saatine giden demir boruları kestirip, demirciye sattı, oraya kör tapa taktırdı. Belediyeden gelip, <strong>‘Su saatini niye söktünüz?’</strong> diye sordular. Aysel, <strong>‘Müjdeee, Mehtaaap gelin’</strong> diye bağırdı. <strong>‘Bunlar orospu olmasın diye söküp sattım’</strong> dedi.<br />
<span id="more-1207"></span><br />
<strong><span style="color: #ff0000;"><img class="attachment wp-att-1228 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/12/Aysel-Gürel.jpg" alt="Aysel Gürel" width="240" height="360" />- En büyük korkunuz neydi?</span></strong></p>
<p>- Hayata tutunamama korkusu. Babasız büyüdük. Elinde iki küçük çocukla Fatih&#8217;teki küçük evde kalakalmış Aysel, emekli hâkim maaşı ve tiyatrocu kazancıyla yaşam çevirmeye çalışırken günler zor geçiyordu. Annem her akşam oyuna giderken, Mehtap&#8217;la kapının önüne yatıyor (3 ve 5 yaşlarındaydık) <strong>‘Bizi de götür’</strong> diye yırtınıyorduk. Dönmeyecek diye korkuyorduk. Gece yastığımızın altında bulduğumuz gofret terk edilmediğimizin işaretiydi. Çocuk aklı. Annemin sabahtan akşama en az on kere tekrarladığı laf ise; <strong>‘Hırsız olmayın, orospu olmayın’</strong> idi.</p>
<p>Algılamazdık.</p>
<p>Annem için Ali Rıza&#8217;nın kızı o&#8230; oldu demişler.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Neden böyle söylerdi?</span></strong></p>
<p>- Annem cumhuriyetin ilk yıllarında dünyaya gelmiş, memur bir ailenin çocuğu. O zaman orta sınıf aileler ianelere muhtaç değil; iyi kötü kendi yağıyla kavruluyor. Dedem Trabzon&#8217;a tayin olduğunda konu komşu tepsiler içinde Anadolu&#8217;da adet olduğu üzere yemekler gönderiyor. Dedem de bunların hepsini <strong>‘Ulan siz Ali Rıza&#8217;ya rüşvet mi veriyorsunuz’</strong> diyerek camdan döküyor. Eee, bu evden ne çıkacak, Aysel çıkıyor tabii.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Aysel her şeyden çok mu korkuturdu?</span></strong></p>
<p>- Annem İstanbul&#8217;a üniversiteye gönderildiğinde; <strong>‘Ali Rıza&#8217;nın kızı orospu oldu’</strong> diyorlar ve annem tüm yaşamını avanta ve orospuluk kavramlarına dik durarak sürdürüyor. Ölmeden bir saat önce bana <strong>‘Kimseye borcum var mı?’</strong> diye sordu; hak yemek onun için en büyük korkuydu.</p>
<p>Oyuncu olmasam herhalde kafayı iyice üşütürdüm.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Oyunculuk bu anlamda size neler kazandırdı?</span></strong></p>
<p>- Her filmde başka bir yaşamla var olmak ciddi bir psikoterapidir. Kendinizden gizlediğiniz, sakladığınız, bilinçaltınızdaki onlarca kayıt su üstüne çıkar oyunculukta. Oyunculuk hayatı yaşanılır kılar. Bazen oyuncu olmasaydım, herhalde kafayı daha da üşütürdüm diye düşünüyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><img class="attachment wp-att-112 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/04/mujde.jpg" alt="mujde" width="266" height="270" />- Peki beğenilmek, ünlü olma isteği; bunlar için oyuncu olmadınız mı?</span></strong></p>
<p>- Hiçbiri için oyuncu olmadım. Tiyatrocu çocuğu olarak kulislerde büyümek, dekor sandıklarında uyumak, Yıldız Kenter&#8217;e, Lale Oraloğlu&#8217;na öykünmek; kaderimi bunlar belirledi. Ama aslolan, yoğun bir gelecek korkusu. Annem bir gün su saatine giden demir boruları kestirip, demirciye sattı. Saatin olduğu yere de kör tapa taktırdı. Belediyeden gelip, <strong>‘Su saatini niye söktünüz?’</strong> diye sordular. Aysel, <strong>‘Müjdeee, Mehtaaap gelin’</strong> diye bağırdı. <strong>‘Bunlar orospu olmasın diye söküp sattım’</strong> dedi. Çocukluktaki kayıtlar hep böyle parasızlık üstüne olunca, para kazanma isteği etkili oldu herhalde. Ben Aşk-ı Memnu&#8217;dan sonra bu işten para kazanabileceğimi düşündüğüm için oyunculuğa devam ettim. Çünkü yürümeyen bir evliliğim vardı, bitirmek istiyordum.</p>
<h2>80 film yaptım, maddi kazancım sıfıra yakın.</h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Kazandınız mı?</span></strong></p>
<p>- Sinemadan para kazanılmaz. Cepten götürür. Yaptığım 80 filmden maddi kazancım sıfıra yakın. Yaptığınız iş tutarsa, para televizyondan kazanılıyor. Şimdiki kuşak çok daha şanslı.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Bu kadar baskın karakterli bir anne, erkek seçiminizde etkili oldu mu?</span></strong></p>
<p>- Seçmek mi? Aysel&#8217;e göre erkeksiz hayat en güzel seçimdi. İlk eşim Samim&#8217;e, o zaman Üç Maymun Kabare&#8217;de oynuyordum, <strong>‘Bundan zarar gelmez, iyi çocuk evlen’</strong> dedi. Zarardan kastı, herhalde şiddet vs. idi. Ama alkol problemini iyi hesap edememişti.</p>
<h2>Sihirli değneğim olsa şiddet genini temizlerim.</h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><img class="attachment wp-att-1218 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/12/Kadına-Yönelik-Şiddete-Son.jpg" alt="Kadına Yönelik Şiddete Son" width="231" height="280" />- Ona göre erkek mutsuzluk mu demekti?</span></strong></p>
<p>- Öyleydi. Zaten şarkı sözlerine baktığımızda da terk edilme ve ihanet temalarının çok işlendiğini görüyorum. Annem anaerkilliği savunurdu. Kapitalizm, Engels&#8217;in ifade ettiği gibi ataerkilliği güçlendirmiştir. Ataerkillik gücünü şiddetle daha da beslemiştir. Bugün dünyanın geldiği noktaya baktığımızda, cinsiyet eşitsizliği hâlâ çok vahim.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Bunun için ne önerirsiniz?</span></strong></p>
<p>- Ataerkil dünyanın şiddeti artık genlerimize işlemiş. Elimde sihirli bir değnek olsa erkeklerdeki şiddet genini temizlerdim.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Siyaset de şiddetten kadınların etkilendiği kadar etkileniyor mu?</span></strong></p>
<p>- Hem de nasıl&#8230; Ataerkil siyaset dünyanın ağzına s&#8230;mış. Bizde de hal ortada. Sadece şu telefon dinleme hoyratlığı, hukuksuzluğu bir tarafa, başlı başına kaba şiddettir.</p>
<h2>Bayramı nasıl mı geçiriyorum</h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Moralinizi yükselten hiç mi bir şey yok?</span></strong></p>
<p>- Var. Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin CHE (Cumhuriyet Halk Evleri) projesine destek olmak için İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ile beraber Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal&#8217;ın katkısıyla yapılan Kağıthane&#8217;deki eve gittik. 70 yaşındaki kadınlar okuma yazma öğreniyor, internette sörf yapıyordu. Kadınlar; <strong>‘Evlerimizin dört duvarına sıkışmıştık. Burada hayat bulduk’</strong> diyorlar. Çok etkilendim. Kadınların her hakkının teslim edildiği toplumlar gelişebilir ancak. Dünya kadınların vicdanıyla ayakta duruyor, bu yetmez.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Film yapmayı özlemiyor musunuz, sadece televizyona iş yapmak size yetiyor mu?</span></strong></p>
<p>- Film yapmak da uzun vadeli plan yapmanın bir başka şekli. Artık uzun vadeli planlar yapmıyorum. Çok zahmet, çok emek, sonunda da bir keçiboynuzu yediğinizde damağınızda kalan tat kalıyor. Bu saatten sonra ağzımda güzel bir çikolatalı pasta tadı bırakacak bir proje olursa oynarım.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Bayramları nasıl geçiriyorsunuz?</span></strong></p>
<p>Deliye her gün bayram&#8230;</p>
<h2><strong>Ben gündüzleri ortalığı karıştırırım Sezen ise geceleri</strong></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><img class="attachment wp-att-1230 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/12/Sezen-Aksu.jpg" alt="Sezen Aksu" width="250" height="250" />- Sizi hâlâ ne tür sorular sıkar?</span></strong></p>
<p>- Her sene 8-10 kere karşılaştığım bir soru var<strong>. “Sezen&#8217;le aranız nasıl?”</strong> aramızın neden bozulması gerektiğini hala anlayamadım. Bu soru sorulurken, neyi paylaşamadığımız düşünülüyor acaba? İki ünlü kadının 30 yılı aşkın süren dostluğunun nesi göze batıyor? Birisi <strong>“geceleri sizi bir arada göremiyoruz da”</strong> demişti. sıkılıp <strong>“ben gündüzleri ortalığı karıştırıyorum o da geceleri”</strong> demiştim, soruyu soran bozulup gitmişti.</p>
<h2><strong>Hayat sağlıkta kazık attı.</strong></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Hayatın kazık attığını hiç düşündünüz mü?</span></strong></p>
<p>- Sağlığım kazık attı. Onca endişe, korku, güçlükler, şeker hastalığı, ülser, kolit, yüksek tansiyon hediye etti. Daha sağlıklı bir insan olmayı isterdim. Gündelik hayatımı güçleştiriyor bunlar. <strong>‘Beterin beteri var’</strong> deyip teselli buluyorum.</p>
<h2><strong>Beni ‘dinleyenlerin&#8217; hayatı renkleniyordur</strong></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Dinlendiğinizi düşünüyor musunuz?</span></strong></p>
<p>- <strong>‘İnşallah dinleniyorumdur’</strong> diye düşünüyorum. Böylece dinleyenlerin hayatına biraz renk giriyordur. Arada gelen öksürük seslerine şurup tavsiye ediyorum. Bir daha öksürürse, <strong>‘Sen beni iyi dinlemiyorsun’</strong> diyorum. Şimdi bu dinlenme mevzuu acayip bir şey. Herkesin bu korkuyla terbiye edilmek istendiği gibi paranoyak fikir gelişti bende. İnsanlar artık kendi gibi değil de bir bilinmeze yaranmak için konuşuyor. Kafayı yemenin tipik belirtisi.<br />
Dinlenmekten, telefonda başka bir dil geliştirdik.<br />
- Yarattıkları başka kişilerin ağzıyla konuşuyor. Bir de kuş dili gibi başka bir dil gelişti: ‘Hani geçen günkü mevzuu vardı ya oradaki şey sonradan şey ettiğimiz şey gibi oldu. Sen o şeyi sonradan bana şey et&#8217; gibisinden. Ben en büyük güçlüğü hortumcuların çektiğini düşünüyorum. Eskiden paranın adı; ‘mani (Money)&#8217; idi, şimdi ne b.k diyorlar meraktayım.</p>
<h2><strong>Bu kadar deli karıyla baş edecek daha yumuşak adam bulamayız</strong></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><img class="attachment wp-att-1222 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/12/Müjde-Ar-Ercan-Karakaş.jpg" alt="Müjde Ar - Ercan Karakaş" width="249" height="347" />- Anneniz eşinizi onaylıyor muydu?</span></strong></p>
<p>- Annem cin gibi bir kadındı. Herkesin röntgenini çekerdi. Ercan&#8217;la tanıştıklarında, galiba biz beraber olmaya başladıktan 5-6 ay sonraydı, <strong>‘Evlen’</strong> demişti bana. <strong>‘Yaşlandığında sana iyi dost olur. Komplekssiz, hoşgörüsü sahici, sahte kibar değil’</strong> demişti onun için. Arkadan da patlatmıştı; <strong>‘Ailedeki bu kadar deli karıyla baş edecek daha yumuşak bir adam bulamayız. Kaçırma&#8230;’</strong> Onu dinledim. Belki de hayatımda ilk defa.</p>
<h2><strong>Canım anam, şu bayramı beraber geçirebilseydik</strong></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Anneniz sivri bir kişilikti, yattığı yerden çıkıp gelse onunla neleri paylaşırsınız?</span></strong></p>
<p>- <strong>‘Canım anam’</strong> derim, <strong>‘Şu bayramı keşke beraber geçirebilseydik. Parasız olduğumuz için bana battaniyeden diktiğin elbiseyi giyseydim’</strong> Annem hiçbir şeyi dramatize etmezdi. Bayram geliyordu, bana ve Mehtap&#8217;a ayakkabı da elbise de alınamamıştı. Sabahtan akşama ağlayıp, bir şeyler istiyorduk. Annem Singer dikiş makinesini çıkarttı, evdeki battaniyeleri kesip bize iki tane elbise dikti. Kendi ayakkabılarının önüne de battaniye parçalarını tıkıştırıp, <strong>‘Alın size bayram kılıklarınız’</strong> dedi. Ben çok çelimsiz bir çocuktum. Battaniye ağırdı. Bayram günü giyinip sokağa çıktığımda hem ayakkabılar çıkmasın diye tuhaf yürüyor hem de battaniyenin ağırlığından ikide bir düşüyordum. Komşu çocukları gülüp alay ediyorlardı. Neden oyuncu olduğumu düşündüğümde ya da neden hayatı çok ciddiye almadığım konusu gündeme geldiğinde, sokaktaki battaniye elbiseli kızın etkisinin çok olduğunu düşünürüm.</p>
<h2><strong>Halit Refiğ vefat edince kendimi psikiyatrda buldum</strong></h2>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><img class="attachment wp-att-1224 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/12/Halit-Refiğ.jpg" alt="Halit Refiğ" width="179" height="267" />- En can alıcı toplumsal yaranız nedir?</span></strong></p>
<p>- Çocuklara cinsel taciz. Vahim boyutta olduğunu biliyorum. Çok azı yansıyor. İnsanlar korkuyor, utanıyor. Korkudan üstü örtülen bu türden olaylara her gün onlarcası ekleniyor. Yapanın yanına kâr kalıyor. Sözüm ona <strong>‘ayıp örtme’</strong> üstüne kurulu yaşamlar hepimizi körleştiriyor. Daha duyarsız, daha <strong>‘Aman benim başıma gelmedi’</strong> vurdumduymazlığından boğuluyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">- Son dönemde en etkilendiğiniz olay ne oldu?</span></strong></p>
<p>- Halit Refiğ&#8217;in kaybı. Benim hayatımın rotasını değiştiren kişiydi. Halit ağabey etrafımızda gittikçe yok olan samimiyetin, sahiciliğin, dürüstlüğün simgesiydi. Bu vasıflara sahip bütün insanlara davrandığımız gibi onun da kıymetini bilemedik. Vefatından sonra epey psikolojim bozuldu. Bir psikiyatr arkadaşım, <strong>‘Sen asıl babanı şimdi kaybettin, çünkü seni var eden kişiydi’</strong> dedi. Bıraktığım anti-deprasanlara yeniden başladım.</p>
<p><strong>Müjde Ar &#8211; 27.11.2009</strong></p>
<p><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13053903&amp;tarih=2009-11-27" target="blank">Yazıyı Hürriyet&#8217;in internet sitesinde okuyabilirsiniz.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyfizar.com/roportajlar/annem-borularimizi-niye-soktu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendime ulaşamıyorum!</title>
		<link>http://www.keyfizar.com/roportajlar/kendime-ulasamiyorum/</link>
		<comments>http://www.keyfizar.com/roportajlar/kendime-ulasamiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 14:29:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Keyfizar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Etme]]></category>
		<category><![CDATA[Haybeden Gerçek Üstü Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Neşeli Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Organize İşler]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Vizontele]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyfizar.com/?p=1185</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet Gazetesi’nden bayramlık bir self röportaj isteği ve enfes fikri gelince kabul ettim ve kendimle röportaj yapmak için randevu almak üzere harekete geçtim.

Hemen kendimi aradım. Eski numarayı çevirmişim; o tatlı kadın, “Bu numara artık kullanılmıyor” dedi. Yeni numarayı aradım, meşgul çaldı. Ben de BKM’nin basın sorumlusu Selma’yı (Semiz) aradım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="attachment wp-att-1188 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Yılmaz-Erdoğan-3-.jpg" alt="Yılmaz Erdoğan -3-" width="210" height="300" />Hürriyet Gazetesi’nden bayramlık bir self röportaj isteği ve enfes fikri gelince kabul ettim ve kendimle röportaj yapmak için randevu almak üzere harekete geçtim.</p>
<p>Hemen kendimi aradım. Eski numarayı çevirmişim; o tatlı kadın, “Bu numara artık kullanılmıyor” dedi. Yeni numarayı aradım, meşgul çaldı. Ben de BKM’nin basın sorumlusu Selma’yı (Semiz) aradım.</p>
<h2>Kendi kendimi bu röportaja nasıl ikna ettim</h2>
<p>-<strong> <span style="color: #ff0000;">B<span style="color: #ff0000;">en</span></span><span style="color: #ff0000;">:</span></strong> Selmacığım merhaba. Ben kendimle röportaj yapmak istiyorum. Bana bi randevu ayarlayabilir misin acaba?</p>
<p>-<strong> </strong><span style="color: #ff0000;"><strong>Selma:</strong></span> Kusura bakmayın ama Yılmaz Bey’in kesin talimatı var. Hiçbir röportaj talebini kabul etmiyor.</p>
<p>- <strong><span style="color: #ff0000;">Ben:</span></strong> Çok havalıymış! Sebep?<br />
<span id="more-1185"></span><br />
- <span style="color: #ff0000;"><strong>Selma: </strong></span>Artık kendisine sorulacak soru kalmadığını düşünüyormuş.</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben:</strong></span> Sen beni kendisiyle görüştür ben ikna ederim. Soru neymiş, muhabbet edeceğiz. Kendisinin edeceği muhabbet de mi kalmamış?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Selma:</strong></span> Bakın Beyfendi, Yılmaz Bey’in talimatı çok açık; “Bana hiçbir röportaj talebini iletmeyin bile!”</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Ama siz de hiç yardımcı olmuyorsunuz.</p>
<h2>Fotolar bıyıklı olsun</h2>
<p>Selma telefonu kapattı&#8230; Gerçekten umutsuz bir durumdaydım. Kendimle konuşmak istiyordum fakat ulaşamıyordum.</p>
<p>Derhal Necati’yi aradım. Telefonu çok uzun çaldı. Çaldığıyla kaldı. Ben Necati Akpınar’ın cevapsız aramalar denizindeki yerimi aldım. Necati, yirmialtı toplantı sonra aradı. Buldu da.</p>
<p><img class="attachment wp-att-1190 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Yılmaz-Erdoğan-4-.jpg" alt="Yılmaz Erdoğan -4-" width="132" height="132" />- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Ya Neco, ben kendime ulaşamıyorum. Kendimle röportaj yapmak istiyorum. Hürriyet için.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Neco:</strong></span> O zaman Selma’ya söyleyim fotoğraflar bıyıklı olsun.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Kırıcı oluyorsun.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Neco:</strong></span> Tamam o zaman hafız, sen kapat ben seni arayayım beş dakkaya&#8230;</p>
<p>Bir tuhaflık olmasın</p>
<p>Telefon acı acı çaldı.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Merhaba Necati.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Neco:</strong></span> Kendinle röportaj yapacakmışsın ama ulaşamıyormuşsun.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben: </strong></span>Evet önce Selma’yı aradım resmen tersledi beni. Selma’ya hiçbir röportaj talebini kabul etmediğimi biraz bağıra çağıra söylemiştim. Yok canım, düpedüz bağırıyordum. Korkuyorum Necati; bir dilin sürçse, ters bir laf çıksa ağzından yandın gitti. Her gün röportaj konusu ya daha gergin bir hal alıyor ya da ben fazladan tırsıyorum, bilmiyorum. Ne diyorsun; konuşayım mı kendimle?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Neco:</strong></span> Ya bence manşette bir tuhaflık olmasın, gerisi mühim değil.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Manşeti de ben kendim atıcam canım.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Neco: </strong></span>İşte onu diyorum, bi tuhaflık olmasın.</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben:</strong></span> Neco, bana güvenmiyorsan hiç konuşmayayım ben kendimle.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Neco:</strong></span> Yok canım tatlı tatlı konuş ne var. Şöyle yapalım, ben telefonu kapatayım, sen de kendinle ne istiyorsan konuş.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Tamam.</p>
<p>Kendimi yazarken buldum. Merhabalaştım. Medeni ama mesafeliydim. Arkadaş olmaya değil, soru sormaya gelmiştim&#8230;</p>
<h2>Ben sordum Yılmaz cevapladı</h2>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben: </strong></span>Sizinle röportajı direkt yazarak yapmak daha uygun olur diye düşündüm.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>YILMAZ ERDOĞAN:</strong></span> Evet, bence de kendi kendimize konuşup kaydedip sonra onları çözmek falan aptalca olur. Bana siz mi diyeceksin&#8230; iz&#8230;</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Bence soru sormak için en ideal mesafe bu. Öyle çok soğuk bir siz değil ama gene de siz. Siz de uygun görürseniz?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Evet, ben bana siz diyor. Bu daha önce başıma gelmedi.</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben:</strong></span> Siz oyun yazarısınız bu kadar şaşırmamalısınız.</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Y.E.: </strong></span>Ben hep şaşırırım.</p>
<h2>Şaşırdım şiir yazdım</h2>
<p><img class="attachment wp-att-1192 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Yılmaz-Erdoğan-5-.jpg" alt="Yılmaz Erdoğan -5-" width="308" height="450" />- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> En son neye şaşırdınız?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Keskin bozkırında gece gökyüzüne bakarken çok şaşırdım. Hatta o kadar şaşırdım ki, ‘Yurdun Sevmek Maceradır’ adlı şiire sebep oldu bu.</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben:</strong></span> Şiir nasıl yazılır hakikaten? Şiirsel olmayan bi cevap rica edersem eğer, şiir nasıl yazılır ya da niçin yazılır?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Ben Türkan Demiryöney’in öğrencisiyim. Gerçek hayata imanım vardır. Her şiir, varlığını bir yaşanmışlığa borçludur.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Sana bakmak, Allah’a inanmaktır?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> &#8230;&#8230;</p>
<h2>Kalabalık birisiniz</h2>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Orada bahsettiğiniz kişiyle de röportaj yapmak isterdim. Neyse. Yılmaz Bey, kalabalık bir portre çiziyorsunuz ve insanların kafası karışabiliyor. Birçok şapkanız var.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Evet, bazı tv programlarında adının altına mesleğini yazarlar. Böyle zamanlarda tatlı bir asistan kız gelir ve sorar. Ben de ‘Sadece adımı yazın kâfi’ diyorum.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Bu cevap havalı olduğu için mi seçildi yoksa?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Hayattaki diyalogların da şık olmasında bir beis yok.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Siz kimsiniz onu öğrenmeye çalışıyorum aslında.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Ben bir yazarım.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Bazen ‘Düşünürüm’ dediğiniz oluyor, şimdi neden yazara gerilediniz?</p>
<h2>Umursamama hakkı</h2>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.: </strong></span>Hava peşindeyim hissi oluşuyor. Az önce siz de yersiz bir vurgu yaptınız bu konuya.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> İnsanların hakkınızda ne düşündüğü sizi ne kadar ilgilendirir?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Çok ilgilendirir ama ben az ilgilendiriyormuş gibi yaparım. Ama bu benim duygularımla ilgilidir, düşüncelerimle değil.</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben: </strong></span>Duyarım, kırılırım ama yolumdan dönmem mi diyorsunuz?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E:</strong></span> Dönsem nereye gideceğim? Sevdiğini umursarsın; umursamak bir ilişki biçimidir. Benimki de umursamaktır. Sanat her türlü yüzmeye müsait bir denizdir. Bir sanatçının umursamama hakkı da vardır. Umursama işinde tercihler sözkonusudur.</p>
<h2>‘Ben’, beni yendi</h2>
<p><img class="attachment wp-att-1194 alignleft" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Yılmaz-Erdoğan.jpg" alt="Yılmaz Erdoğan" width="228" height="228" />- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Geçmişte sanat sinemasıyla ilgili daha sert bir bakış açınız vardı, değişti mi bu?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Antalya Film Festivali’nde jüri deneyimi yaşayınca konuyu anladım. Çünkü ben de herkes gibi önyargıların çekiciliğine kapılıyorum. Önemsemiyorsun ya da önemsemiyormuş gibi yapıyorsun. Kibirli davranıyorsun yani. Herkes için söylemiyorum, ben de öyle yaptım. Hatta Vizontele yarışırken, baktım bana ödül yok şehri terkettim.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Ve bu bir hataydı&#8230;</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.: </strong></span>Daha da ötesi, düpedüz arkadaşlarıma saygısızlık ettim. Altan, Demet ve Kardeş Türküler. Filmimiz üç ödül almış ama ben, ‘ben’ kaygısına yenik düştüm. Yani yaşarken bir sürü ahmaklık yapıyorsun ve çok beşer hareketler bunlar deyip geçiyorsun.</p>
<h2>Hayat, neşeli mi</h2>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Ben:</strong></span> Mükremin’e bakıyor musunuz Türkmax’ta?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Bazı bazı. Her seyircisi gibi büyük hürmetim var. Naifliği hem en güzel hem en kusurlu tarafı. Daha güzel yapmak mümkün ama o kadar naif olmak artık imkânsız.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Neşeli Hayat hangi derde derman olacak?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.: </strong></span>Bu çok iddialı olmadı mı?</p>
<p>- Ben: Tamam canım sizin hatırınız için tırnak içine alırız&#8230; Siz soruyu anladınız?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Elbette anladım. Siz sanki sizi kızdırmak zor bir şey değilmiş gibi bir his veriyorsunuz insana.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Siz de&#8230;</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Eskiden öyleydim. Şimdi daha tatlıyım. İsterseniz ben Neşeli Hayat sebebiyle neler öğrendiğimi söyleyeyim. Birincisi; Maslak’tan Reşit Paşa’ya, sağa dönerken sola Boyacıköy’e değil de tam sağdan aşağı Muhtar Sokak’a indiğinizde, sanki bir film çekimi için özel yapılmış bir mahalleye gelindiğini. Orada ekseri İstanbul’un cümle restoran aleminde çalışan aşçılar, şefler, garsonlar ve onların ailelerinin yaşadığını. Ki dikkat ederseniz, Rıza Şenyurt da aşçıdır. Rıza Şenyurt olmanın bir oyuncu için nefis bir deneyim olduğunu öğrendim. Rıza’nın ruh hali, her gün içine girip zaman geçirmek istediğim bir meditasyona dönüştü. Başka ne öğrendim? Hayat genel olarak güzeldir de acaba yeterince neşeli midir?</p>
<h2>Demek ki neymişim</h2>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Sizce hem film yazıp yönetip oynayıp, hem de üstüne bu kadar çok konuşmak iyi bir şey midir?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> E soruyosun, anlatıyoruz kardeşim. Sormasan niye anlatayım? Demek ki hem yapabilen hem analiz edebilen birisiyim allah allah&#8230;</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Bu kadar kızacağınızı bilseydim&#8230;</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Yok canım, aslında aynı fikirdeyim. Ama sinema filmleri biraz da üzerine muhabbet etmek içindir öyle değil mi? ‘Baba’ filmi mesela, hâlâ başköşededir.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Aslında galiba röportaj tamamdır. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Yok.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Çıkarmak istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Yok.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Röportaj yayınlandıktan sonra inkâr edeceğiniz bir bölüm var mı?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Yayınlandıktan sonra söylerim. Hah hah&#8230; Herkese iyi bayramlar dilerim. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.</p>
<h2><img class="attachment wp-att-1196 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Yılmaz-Erdoğan-2-.jpg" alt="Yılmaz Erdoğan -2-" width="280" height="398" />Tanrı, ‘Vizontele’ için ne diyecek</h2>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>BEN:</strong></span> Vizontele için ne diyeceksin? On yıl sonra ne anlam ifade ediyor?</p>
<p>-  <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Baharatlı bir şekerleme&#8230; Taraf gazetesinin nefis bir anketi var ya&#8230; Orada, öldüğünüzde tanrının size ilk ne demesini ister ya da beklersiniz gibi bir soru var. Bana söyleyeceği belli: Birinci Vizontele daha iyiydi! Hah hah hah&#8230;.</p>
<h2>Söyle yiğidim görüşüm ne</h2>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Siyasi görüşünüz?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E.:</strong></span> Siyasi görüş&#8230; Bir kere bir ana görüşü olur insanın önce. Meselâ hayata iyimser bakıyordur veya kötümserdir. Yalanı seviyordur veyahut nefret ediyordur. Umutludur, umutsuzdur. Sinirlidir bazısı, sakindir öteki. Ve bu ana görüşün içinde bir çoğu zaman tesadüfi bir ifade biçimi olarak vardır siyaset. Sen karşıtınla neredeyse tıpatıp aynısındır da, zıt cephelerdesinizdir. Bu nedenle hiçbir eski kelime yetmiyor anlatmaya. Ben ironik bakarım herşeye. Ve şu meşhur kader meselesinde varılan büyük senaryoyu da düşününce, tercih gibi duran mecburiyetler filan&#8230;Bir görüşe sığmıyor koca umman. Sen söyle yiğidim benim görüşüm ne? Semazen dönüyor kendi huşuun içinde, sen adamı durdurup “Kardaş senin siyasi görüşün ne” diye soruyorsun. Dans et arkadaşım. Siyaset hayatı aşırı ciddiye alır, almak zorundadır, işi, vazifesi budur. Bu kadar ciddiyet şaire de komedyene de gitmez. Yoksa açıkçası herkesin yararına düşünme bilimi olarak siyaset de, siyasi muhabbet de her zaman ilgimi çekmiştir. Arkadaşım eğer beni konuşturmaya devam edersen bitmez. Bayram misafirliğidir, öyle çok da uzatılmaz. Değerli Hocamız Robert Mc Kee bir örnek verdiydi seminerde. İsmini unuttum ünlü bir yazar bir başka yazar arkadaşına uzun bir mektup yazıyor ve diyor ki; “Kusura bakma birader mektup uzun oldu, kısasını yazmaya vaktim olmadı.”</p>
<p><img class="attachment wp-att-1198 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Yılmaz-Erdoğan-6-.jpg" alt="Yılmaz Erdoğan -6-" width="275" height="376" />- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Teşekkür ederim ama hiç özel hayata girmedik. Oğlunuz olacak?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E:</strong></span> Allahın izniyle.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben :</strong></span> Adı belli mi?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E:</strong></span> Belli.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben: </strong></span>Kendisine söylediniz mi?</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Y.E: </strong></span>Söyledik.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Beğendi mi?</p>
<p>-<span style="color: #ff0000;"><strong> Y.E:</strong></span> Otuz tane isim söyledik bir tanesine tamam dedi.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Beğendi yani?</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E:</strong></span> Benimsedi bile.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben:</strong></span> Allah bağışlasın.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E:</strong></span> Cümlemizinkini.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Ben: </strong></span>İyi bayramlar tekrar.</p>
<p>- <span style="color: #ff0000;"><strong>Y.E:</strong></span> İyi bayramlar.</p>
<h2>Yurdun Sevmek Maceradır</h2>
<p>Ankara keskin bozkırında</p>
<p>Isırırken tenini</p>
<p>Gecenin soğuk süt düşleri</p>
<p>Alıç  Ve  Tuzlu kuru ayçiçeği tohumu yerken</p>
<p>Çitlemenin şarkısıyla konuşurken</p>
<p>Komşu tabiatla</p>
<p>Yurdun sevmek</p>
<p>Maceradır</p>
<p>Türkiyem,</p>
<p>Maceradır.</p>
<p><strong>Yılmaz Erdoğan &#8211; 28.11.2009</strong></p>
<p><a href="http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=13060428" target="blank">Yazıya Hürriyet Gazetesinden ulaşabilirsiniz.</a> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
  sid=73246;channel=89837;w=468;h=60;wmid=42474;domain ="keyfizar.com"; kategori ="19"; gosterim="TBF";adsrv=1;arkaplan="FFFFFF"; baslik="000000"; aciklama="000000"; kenarlik="123456"; jsai="cbb20ce3317e756d";
// ]]&gt;</script><br />
<script src="http://adserver1.adtech.com.tr/ppc.js"></script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyfizar.com/roportajlar/kendime-ulasamiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spor yazarlarına Akıl hastanesine ziyaretçi gitse kefilsiz çıkamaz</title>
		<link>http://www.keyfizar.com/roportajlar/spor-yazarlarina-akil-hastanesine-ziyaretci-gitse-kefilsiz-cikamaz/</link>
		<comments>http://www.keyfizar.com/roportajlar/spor-yazarlarina-akil-hastanesine-ziyaretci-gitse-kefilsiz-cikamaz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 14:26:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Keyfizar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ropörtajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Bar Adabı]]></category>
		<category><![CDATA[Cima Esnafı]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Özkök]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lig Tv]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Ropörtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Duman]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[Tavla]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Mutlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.keyfizar.com/?p=1174</guid>
		<description><![CDATA[Bu röportajı niye kabul ettim, hangi akla hizmetten yapıyorum?

Aydın Bey’in Hürriyet’in başına diktiği Ertuğrul Özkök Bey’in verdiği gaz üzerine kabul ettim. Kendi kendine konuşmanın nasıl bir angarya olduğunu anladığımda iş işten geçmişti. Bir haftadan beri Ertuğrul Bey’i günde beş vakit anmam bu yüzdendir!

Bu medya denilen şeyin taa ebesinin 3’üncü sayfasına kadar yolu var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="attachment wp-att-41 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/04/1.jpg" alt="Selahattin Duman" width="125" height="125" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu röportajı niye kabul ettim, hangi akla hizmetten yapıyorum?</strong></span></p>
<p>Aydın Bey’in Hürriyet’in başına diktiği Ertuğrul Özkök Bey’in verdiği gaz üzerine kabul ettim. Kendi kendine konuşmanın nasıl bir angarya olduğunu anladığımda iş işten geçmişti. Bir haftadan beri Ertuğrul Bey’i günde beş vakit anmam bu yüzdendir!</p>
<p>Bu medya denilen şeyin taa ebesinin 3’üncü sayfasına kadar yolu var.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Medyada gidişatı nasıl görüyorsunuz?</strong></span></p>
<p>Çok iyi görüyorum&#8230; Bu medya denilen şeyin taaaa ebesinin üçüncü sayfasına kadar yolu var. Bu sektörde herkes ayrı bir cambaz olmuş. Herkesin söylemi aynı; <strong>“Biz çok temiziz, kirlenenler öbürleri.”</strong></p>
<p> <span style="color: #ff0000;"><strong>Böyle bir görüş doğru olamaz mı?</strong><br />
</span></p>
<p>Olabilir ama o zaman da bunun adı “Benim anam senin ananı Hisar pavyonda görmüş” olayıdır. Bu aslında memleketin tamamı için geçerli bir formattır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong> Hoppala Hasan dayı, edep yerim seyirdi. Şimdi de meseleyi memleket ölçülerine getirdiniz.</strong></span></p>
<p>Getiririm tabii. Yüz küsur belki de iki yüz küsur yıldır kendi kendine <strong>“Biz niye böyleyiz?”</strong> sorusunu sorup da doğru cevabı bulamayan bir toplumdan söz ediyoruz. Bana göre bizim toplum sosyal bilincini kaybetmiş. Benzetmek gerekirse, şizofren teşhisi konmamış bir insan gibi. Kafa gitmiş, kayış boş dönüyor ama kendi kendine teşhis koyacak hali olmadığından bunu bilmiyor. Bu yüzden toplumdan işe yarar ortak bir akıl çıkmıyor.</p>
<p><img class="attachment wp-att-1175 alignleft" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Selahattin-Duman-Roportaj-1-.jpg" alt="Selahattin Duman Roportaj -1-" width="286" height="286" />30 senedir ayda 3-4 bin lirayı zor görüyor, 1 milyon Euro alanı yere çalıyor?<br />
<span id="more-1174"></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>O kadar köşe yazarı var ama&#8230; Konuşan bir Türkiye var. Buna rağmen mi?</strong></span></p>
<p>Sorun da bu zaten. Hiçbir işte ehil olmayan binden fazla insan sabah akşam memlekete akıl pompalıyor. Bazen bu dehşet verici boyutlarda. Geçen televizyonda izledim. Beşiktaş bir maçını kaybetmişti. Bir gazetenin spor yazarı ekranda ateş püskürterek konuşuyor; “Mustafa Denizli benim düşündüğüm gibi bir takımla sahaya çıksaydı sonuç böyle olmazdı” diyor. Bunu da inanarak, aşk ile, şevk ile söylüyor. Köşesinde “Takımı böyle yapmalı” diye bir yazı yazmış da <strong>Mustafa Denizli </strong>okuyup bu akıllara uymamış. Bu örneği al her sektöre uygula. Otuz senedir bu meslekte olduğu halde ayda 3-4 bin lirayı zor gören bir spor yazarı, senede 1 milyon Euro’nun üzerinde para kazanan bir teknik adamı yere çalıyor. Kendi kendine, “Peki ben bu kadar akıllı ve yeterliyim de o paraları bana niye vermiyorlar?” diye sormuyor. Memleketin kamuouyunu oluşturanlar bunlar. Çoğu akıl hastanesine ziyaretçi olarak gitse, biri kefil olmadan bir daha dışarı çıkamazlar.</p>
<p>Son zamanlarda en popüler öfke sebebim, maç seyrederken gördüğüm üç otuzluk sucuklar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Lig TV sizi çileden çıkartıyormuş doğru mu?</strong></span><br />
Futbol denilen kıymetli bir ürünün içine ettiler. Maç naklen yayını için cebimizden dünyanın parasını alıyorlar. Canlı yayında ekranın altından üstünden reklam bantları geçiyor. Sultanahmet Köftecisi’nden tut bilmem ne sucuklarına kadar her şey ekranda. Ayrıca insanın bir maçı banttan temiz ekranda izleme hakkı da var. Mutlaka üzerine haber bandı bindiriyorlar. Bunu da habercilik sanıyorlar. Efendim, maliyetler yüksekmiş. Girme o zaman ihaleye! Benim cebimden senede bin liraya yakın para alacaksın, sonra maçı seyrederken ekrandan üç otuz paraya aldığın sucuk reklamını izlettireceksin. Batılı aptal mı? Niye Şampiyonlar Ligi maçlarında reklam yok. Sıkar çünkü! Orada korunan ürünün kendisi. Adam milyar doların üzerindeki naklen yayın hakkını pazarlarken onu kirlettirmeme şartı koyuyor. Bizim federasyonun daha böyle bir hassasiyeti yok. Belki haberleri bile yoktur. Son zamanlardaki en popüler öfke sebebim bu. Tüketici olarak dolandırıldım, derdimi dinleteceğim bir merci yok.</p>
<p>20 yıldır Osmanlıca öğreniyorum.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kendinizle ilgili kızgınlıklarınız var mı veya pişmanlıklarınız?</strong></span><br />
Olmaz olur mu? Hayatımın çoğunu zayi ettim. Yeniden hayata başlama ve seçme şansım olsa beş yabancı dil öğrenmek için şeyimi yırtardım. Çok mu önemli diyeceksiniz. Önemli. Bakın Çin’de Mao’dan sonra <strong>Cüce Teng</strong> diye bilinen bir lider çıktı. Adam hayatı boyunca üç kez sıfırlanmış. Devletin en tepesinden alınıp tarım işçisi yapılmış. Ölürken ülkede tanrı gibiydi. Yazılı hiçbir yetkisi olmadığı halde üç ayda bir torununun ağzından bir mesaj veriyordu. Seçilmişler ülkeyi buna göre yönetiyordu. <strong>Teng Hsiao Ping</strong> hakkında Batı’da koca koca kitaplar, biyografiler çıktı. Türkiye insanı birini bile Türkçe okuyamadı. Çünkü ne bir yayınevi o biyografileri çevirdi ne de bir gazete ondan ekmek çıkardı. Dil bunun için lazım işte. Gidip Sultanahmet’te parasız turist kızları ayartmak için değil.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
Kendinizden memnun olduğunuz bir şey yok mu?</strong></span><br />
Son yirmi senemi Osmanlıcamı ilerletmek için kullanıyorum. Eski yazıyı geliştiriyorum. Lakin bir umman. Örneğin Celi Divani yazıyı öğrenmek için artık ömrüm yetmeyecek. Ama Babıâli rikasını okuyabiliyorum. Matbu olanları yani basılı gazete ve kitapları zaten okuyordum. Bu bana keyif veriyor, kendimi hiç değilse farklı hissettiriyor. Geçmişten kalma evrakların, yazışmaların arasında dolanmak da başka bir keyif.</p>
<h2>Kızım beni geriyor</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
Bir kızınız varmış, onunla aranız nasıl? Ona da kızıyor musunuz?</strong></span><br />
Kızmamak ne mümkün. Ama çocuk söz konusu olduğunda süngüm hep düşük. Kızım Nivan ve yeğenim Beran’la birlikte oturuyoruz. Yeğenimin de evlattan farkı yok. Dışarı çıkma niyetleri beni hep geriyor. İstanbul burası. Bir arkadaşım anlatmıştı, yirmi küsur yılını Kanada’da geçiren bir Ermeni vatandaşımız ilk kez tatile gelmiş, bir daha da geri dönmemiş. Niye dönmediğini soranlara da <strong>“Burada hayat macera. Evden bir çıkıyorsun sağ dönüp dönmeyeceğini bilmiyorsun. Böyle bir adrenalin yükselmesini nerede yaşayabilirsin?”</strong> diye açıklamış. Gerginliğimin birinci sebebi bu. İkincisi ise dört katlı müstakil bir evde benim yaşama alanımın otuz metrekareye inmesi. Kitabıma karışıyorlar, DVD’lerime karışıyorlar, içtiğim sigaraya, yediğim yemeğe karışıyorlar. Evin içinde adeta iki adet yaşam komiseri var.</p>
<h2><img class="attachment wp-att-1181 alignright" src="http://www.keyfizar.com/wp-content/uploads/2009/11/Ertuğrul-Özkök1.jpg" alt="Ertuğrul Özkök" width="205" height="315" />Ertuğrul Bey’i durdurabilecek düzen kurulmadı</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Röportajı kabul etmeme şansınız yok muydu?</strong></span><br />
Ne yazık ki yoktu&#8230; Ertuğrul Bey umre yapmış mübarek bir adam. Hac dönüşü şeytanı yanına stajyer olarak almış biri. Talep de şeytandan gelmiş. Benim sizden öğreneceğim çok şey var deyip başvurmuş. Ben şimdi Ertuğrul Bey’e nasıl hayır diyeyim? Kaderimse çekerim deyip kabul ettim.<br />
Ertuğrul Bey’e biraz içerlemiş gibisiniz.<br />
Aman efendim, yanlış anlaşılmasın. Beni, Ertuğrul Bey ile karşı karşıya getirmeyin. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti onunla baş edemiyor. Devlet büyükleri sırf bu yüzden üç-beş senede bir başbakan değiştiriyor. İki de Anayasa değişikliği yaptılar. Hâlâ Ertuğrul Bey’i durdurabilecek bir düzen kuramadılar. Ben fukara bir gazete çalışanıyım. Onunla nasıl baş edeyim?<br />
Sizinki ekmek korkusu mu?<br />
Hayır. Direkt olarak Ertuğrul Özkök korkusu. Sinirlendi diyelim. Tutar şarap şişesini kafamıza ekleştirir. Sonra oturup, “Kafasına yediği Cabernet Sauvignon şişesi miydi yoksa Merlot mu, daha onun farkında değil” diye üç-dört adet hissi pazar makalesi yazar.</p>
<h2>Aydın Bey, tavlada benden aldığını zarfa koyup gönderseydi</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
Grubun diğer yöneticileri ile aranız nasıl? Aydın Bey mesela&#8230; Zafer Mutlu?</strong></span><br />
Aydın Bey ile bir problem yaşamıyorum. Sadece son olarak tavlada paramı alıp gitti. Kendisine küçük bir kırgınlığım oldu. Beklerdim ki benden aldığı yüz lirayı bir zarfa koysun. Ayrıca gönlünden artık ne koparsa (Euro olarak) o zarfa ekleştirsin. İçine de “Sevgili kardeşim, pişmanlığımın beyanı olarak kabul et lütfen” diye bir not eklesin. Nerdeee? Bir hafta boyunca her gün gazetenin muhaberatına inip “Bana zarf veya paket var mı?” diye sordum. Heyhat! İşte bizde böyle bir paylaşımcı olmayan zihniyet var, o yüzden iki yakamız bir araya gelmiyor. Daha doğrusu onlarınki geliyor da bizim gibi ecit kısmının yakası gelmiyor.</p>
<p>Zafer Bey tavlada yenilince ortaya hemen Nüket Hanım çıkıyor.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><br />
Zafer Mutlu için de arada bir yakınma yazıları yazıyorsunuz ama.</strong></span><br />
O başka bir tür. Aydın Bey tek çalışıyor, yenip parasını alarak gidiyor. Yenildiği zaman da tak diye ödemesini yapıyor. Bay Zafer yalnız çalışmıyor. Karısı da işin içinde. Bunlar karı koca şirket olmuşlar. Tavlada kazandıklarında Nüket Hanım hiç ortada yok. Zafer Bey’in yenilmesi kesinleşip de ödeme saati yaklaştığında Nüket Hanım hooop ortaya çıkıyor. Bir yerlere gezmeye gidiyormuş gibi yapıyorlar. Bay Zafer, “Karım geldi bekletmeyelim, yarın devam ederiz” deyip kaçıyor.<br />
Buna bir çare bulamadınız mı? Siz de aynısını yapsanız.<br />
Ben bekârım. Mazeretim yok.</p>
<h2>BAYAN</h2>
<p>Off nelere kızmıyorum ki! Örneğin kadından “Bayan” diye söz eden gecekondu kibarlığından tutun da, “Ben o konuda araştırma yaptım” diye lafa başlayanlara kadar onlarca şeye! Araştırma yaptım dediği zaman çok çok bir makale okumuştur veya internetten bir maddeye bakmıştır. Akıl kapasitesi o kadar düşmüş ki bunun tarifi “araştırma yapmak” oluyor, al sana cinnet için bir sebep daha! Ama hiçbiri beni Lig TV kadar ayar etmiyor.</p>
<h2>SİNEK</h2>
<p>‘İnsan benim yaşıma hem de bu mesleğin içinde gelince aklına zor sahip olur. Her şeye kızan öfkeli biri haline geliyorsun. Hani adam psikiyatra gitmiş, bir türlü öfkesinin sebebini anlatamıyor. Psikiyatr bir örnek vermesini isteyince, “Doktor bey bak” deyip duvara konmuş sineği göstermiş. “O sinek duvara eğri kondu mu ben kızıyorum!” Yani derdi simetromani. Bizim ülkenin halleri de bu saatten sonra benim için öyle. Her şey bir duvarda ters duruyor.’</p>
<p>Selahattin Duman &#8211; 29.11.2009</p>
<p><a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13065376.asp?gid=229" target="blank">Bu yazıya Hürriyet Gazetesinde ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
sid=73246;channel=89837;w=468;h=60;wmid=42474;domain ="keyfizar.com";
kategori ="19";
gosterim="TBF";adsrv=1;arkaplan="FFFFFF";
baslik="000000";
aciklama="000000";
kenarlik="123456";
jsai="cbb20ce3317e756d";
// ]]&gt;</script><br />
<script src="http://adserver1.adtech.com.tr/ppc.js"></script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.keyfizar.com/roportajlar/spor-yazarlarina-akil-hastanesine-ziyaretci-gitse-kefilsiz-cikamaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

