Türk Sinemasında Fahişeler (Rol İcabı)
Google Arama Sonuçları
Bu sayfaya aşağıdaki kelimeleri ararken ulaştınız:
Sayfada ilk kullanıldığı yere atlamak istediğiniz kelimeyi tıklayabilir ya da arama sonuçlarına geri dönebilirsiniz.
Her zamanki gibi internette, haber sitelerini dolaşırken şöyle bir habere rastladım. “Ünlü manken Tuğba Özay’ın cezaevinde yazdığı ”Bedel” adlı kitap sinemaya uyarlanıyor. Filmin baş rolünde ise Hilal Cebeci. Ünlü şarkıcı cezaevine düşmüş bir fahişeyi oynayacak. Daha önce ailesini reddederek tepkileri üzerine toplayan ünlü şarkıcı Hilal Cebeci bu kez de fahişe rolünde oynayacak. Tuğba Özay’ın cezaevinde yaşadıklarını kaleme aldığı “Bedel” isimli kitabı sinemaya uyarlanacak. Yönetmenliğini Gani Şavata’nın yapacağı filmin baş rolünde oynayacak olan Cebeci cezaevine düşmüş bir fahişeyi canlandıracak.”
Daha komik olan ise bu haberin altında yazan şu yorumlardı:
- Hakkını vererek bu rolü oynayacaktır.
- Bu role karşı doğal bir yeteneği var.
Bir iki gün sonra bu tarz haberlerin inanılmayacak kadar çok olduğunu google’da yaptığım basit bir arama sonucu görmüş oldum. Sadece Türk sineması değil, yabancı oyuncularda bu tarz rolleri çok önemsiyorlar.
Bu filmler ile ilgili bazı haberler şöyle:
Hilal Cebeci :
“Gerçek kader mahkûmlarının tüm ayrıntılarıyla anlatılacağı kitapta, cinayet suçundan cezaevine girmiş bir fahişeyi canlandıracak olan Hilal cebeci, “Sosyal konumu ne olursa olsun birtakım kadınları ve yaşadıkları hayatları gördükçe genelevlerde çalışan hayat kadınlarına saygım binlerce kez daha artıyor. Ağır işçi olduklarını ve hayatın en büyük darbesini yediklerini düşünüyorum. Ayrıca toplum tarafından dışlanmaları ve aşağılanmaları da bir diğer sosyal yaradır. Bu rol benim için çok önemli ve sorumluluk isteyen bir konu. Bakanlıktan izin alıp genelevde çalışan kadınlarımızla görüşmek ve onları bu hayata iten sebepleri dinlemek istiyorum. Ben oyuncu değilim ama böyle bir rolde oynamam dikkatleri bu sosyal yara olarak gördüğüm konuya çekebilir” ifadelerini kullandı.”
Beren Saat:
Gelelim ‘Elena’ya… 1955′in İstanbul’unda yaşayan Elena, nasıl biri?
- Elena, bir fahişe… Bu iş ona babaannesi (Zeliha Berksoy) tarafından yaptırılıyor. Çok ciddi travmaları var Elena’nın. O travmaları yenebilmek için büyümemeyi seçmiş. Mazisiyle yüzleşmek istemiyor. Maziden kaçıyor. Aslında Elena çok da acımasız bir hayat yaşıyor. 6-7 Eylül gecesi de, Rum olduğu için çok acımasız bir darbe daha yemiş oluyor.
Romanda olan bazı sahneler vardı. Çok etkileyici, çok vahşi… Özellikle Elena’nın saldırıya uğradığı sahnelerdi bunlar…
- Çok az bir değişim var ama finale dair sahneler olduğu için çok da açıklama yapmak istemiyorum. Roman ayrı, film farklı…
Demek ki Elena’yı izlerken çoğumuz gözyaşlarımızı tutamayacağız…
Müjde Ar :
Yaşamın Kıyısında filminde rol alan Nursel Köse, “Fahişe rolünü en iyi Müjde Ar oynar” dedi.
Fatih Akın’ın ‘Yaşamın Kıyısında’ filmindeki Yeter rolü ile 2007′de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü kazanan Nursel Köse, Kanaltürk’teki ‘Orada Neler Oluyor’a ilginç bir açıklama yaptı.
MÜJDE AR İZLEDİM
Nursel Köse “O role hazırlanmak için 2 şey yaptım. Almanya, Bremen’deki fahişelerin yaşadığı bir sokakta 2 hafta kaldım. Ama en çok da Müjde Ar’ın filmlerini izleyerek fahişe rolüme hazırlandım.
TÜRK ve DÜNYA SİNEMASINDA TEKTİR
Bence hem Türk hem de dünya sinemasında gelmiş geçmiş en iyi fahişeyi oynayan oyuncu Müjde Ar’dır. Bu ödülü kazanmamda büyük katkısı vardır. Hayat kadınını oynamak isteyen herkes benim gibi Müjde Ar’ı izlemeli. Üzerine tanımam” dedi.
Yeşim Ceren Bozoğlu :
AZMEDİP 2.5 YILDA 25 KİLO VEREN BOZOĞLU’NUN, BİR FAHİŞEYİ CANLANDIRDIĞI “OYUN” FİLMİ CANNES FİLM FESTİVALİ YOLCUSU…
Doktorlar dizisinde Gestapo lakaplı Dr. Fikret’i oynayan Yeşim Ceren Bozoğlu üç sene önce geçirdiği bir hastalık sonucu 50 kilodan 92 kiloya çıktı. Azmedip 2.5 yılda 25 kilo veren Bozoğlu’nun, bir fahişeyi canlandırdığı “Oyun” filmi Cannes Film Festivali yolcusu… 10 kilo daha vereceğini söyleyen Bozoğlu
“Eğer şişmansanız oynayacağınız roller bellidir. O yüzden günde 4 litre su içip saatlerce spor yapıyorum” diyor.
Aylin Coşkun :
Aylin Coşkun; bir fahişeyi canlandırabilmek için 3 gün boyunca hayat kadınlarının yanında kurs görünce, yönetmenden tam not almayı başardı.
Yönetmenliğini Mesut Uçakan’ın yaptığı Anne ya da Leyla’nın çekimleri Beyoğlu’nda başladı. Filmde hayat kadını Leyla’yı canlandıran şarkıcı Aylin Coşkun da rolüne Elmadağ gecelerinde hazırlandı. Coşkun, Elmadağ’ı mesken edinen hayat kadını ve travestilere 20′şer YTL vererek kurs gördü. Rolü için gerçek hayat kadınlarıyla 3 gece geçiren Coşkun, bu sırada neler yaşamadı ki…
EPEY TER DÖKTÜ!
Zaman zaman da kendisini gerçek hayat kadını zanneden erkeklerin elinden kurtulmak için epey ter döktü. Ama sonunda bu işin tekniğini de öğrendi. “Öyle yüksek fiyat çektim ki, adamlar anında gazladı. 500 doları duyan uçtu gitti” diyerek şarkıcı, paçayı nasıl kurtardığını anlattı. “3 gün boyunca çeşitli yerlerde duran hayat kadınlarıın yanına giderek onlarla sohbet ettim. İşin inceliklerini kapmaya çalıştım ve işin püf noktalarını öğrendim” diyen Coşkun, sonunda bu işten yüzünün akıyla çıkmayı başardı. Çünkü ilk gün gerçekleşen çekimlerde çiçeği burnunda oyuncu, yönetmen Mesut Uçakan’dan tam not aldı. Aylin Coşkun’un 3 gün süren kursla ilgili izlenimleri ise şöyle:
İŞİN PÜF NOKTALARI
* Bu işin nasıl yapıldığını gerçek hayat kadınlarından öğrenmeye karar verdim.
* Genelde 3 kişi oluyorlardı. Her birine 20 YTL ödedim. 3 gecenin sonunda cebimden 200 YTL çıktı.
* Pazarlıklar nasıl yapılıyor, güvenilir müşterilerle güvenilmez müşteriler nasıl ayırt ediliyor, dikkat ettim.
Şebnem Dönmez:
Şebnem Dönmez, Vatan gazetesine verdiği röportajda, daha önce canlandırdığı bir fahişe rolü için, “Fahişeyi oynarken sorumluluk duygusuyla harekete geçtim. Çünkü dünyanın en eski mesleği. Onu çok onurlu ve haysiyetli bir şekilde ele almam gerekiyordu” dedi.
Sözlerine, “Bütün kadınlar fahişeliği hayatında bir defa düşünmüştür. Bir kadın olarak beni birebir etkileyen bir şeydi” diye devam eden ünlü sunucu, bu rolü büyük zevkle oynadığını açıkladı.
Lale Mansur:
Lale Mansur, oyunculuğundan aktivistliğine uzanan söyleşide Ayça Örer’e bir zamanlar tek bir role hapsedildiğini de anlattı: “Düş Gezginleri filmindeki fahişe rolünden sonra Türkiye’nin aranılan fahişesi olarak o roller hep bana yağdı.”
Yazar Hakkında
“Türk Sinemasında Fahişeler (Rol İcabı)” İçin 2 Yorum
Yorumunuzu Bırakın
Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.



bu yazı ile yaratmaya calistiginiz etki bence hic hos degil. dediginiz gibi turkiye’de degil, yurtdiisinda da bu roller dogru yazilip dogru oynandiginda cok onemlidir. anlamaniz icin kadin olmaniz gerekli..boyle bir yazi yazacaksaniz en azindan oturup bu filmleri izleyin..
Bu tarz yada başka tarz roller gibi bir şey tuhafıma gidiyor. O yüzden bu yorumları toparladım. Bir berberi oynamak, bir hostesi oynamak, bir güreşçiyi, bir iş adamını vs. oynamaktan daha oyuncu kılan şey nedir?
İlerde bizden sonraki nesillerde aynı roportajları isimler değişerek okuyacak.
Zaten bu yazıda bir küçümseme veya başka bir niyet yok. Birbirinin aynı söylemlerin yıllar içinde isimler değişsede aynı olması. Bahsettiğim gibi bu roportajları nette ararken yabancı oyuncularında aynı dili kullandığını gördüm
Tıpkı ana haber bültenlerinde baharın gelmesiyle birlikte. Diyet yapmaya hiç ihtiyacı olmayan kadınları göstererek, bilmem ne diyetleri anlatılması gibi
Amacım komik benzerlikleri paylaşmaktı.. Bye