1

Haziran
2009

WEBKEM nedir Sibel kardeşim?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  381 views

Elemtere fiş, webkemlere şiş

Ahmet Abi RontgenciEskiden, televizyonun tek kanal olduğu, siyah-beyaz olduğu günlerde plaj rontçuları vardı. Bunnar plaj kabinlerinde sansar gibi pusuya dururlar, yandaki kabine bir bayan girdiğinde, evvelden kabine açtıkları delikten bayanı rontlarlardı çok afedersiniz. Sonra tabi bi de ağaç rontçuları vardı. Gözüne kestirdikleri bir bayanın yatak odasının yanında bir ağaç bulurlar, ağacın bi dalına akbaba gibi tüneyip, bayan soyunurken dikiz olurlardı. Rontçuluk çok şey bir mevzuydu o yıllar. Bu Gırgır dergisi vardı yetmişlerde. Her gün bi ağaç rontçusu, plaj rontçusu karikatürü çıkardı.

Peki sonra nooldu? Niçin şimdi bu karikatür dergilerinde, bu plaj rontçuları, ağaç rontçuları gözükmemekte? Nooldu bu adamlar? Rontçular yok mu oldu birden bire? Türkiye, rontçu illetinden kurtuldu mu? Hayır kurtulmadı. Nasıl kurtulmadı, onu şimdi anlatmak istiyorum. Anlatmak istiyorum ama sinirden de ellerim titriyor, zor yazıyorum.

31

Mayıs
2009

Anlamasam da fanatiğim

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  17 views

İtiraf ediyorum, futbolun ne fut’undan anlarım ne bol’undan. Ofsayt nedir? Açıklayamam. Penaltı ne zaman atılır? Tahminen söylerim ama tam bilemem. Kornır atışı, taç atışı, orta saha, defans, röveşata nedir? Yıllardır merak ederim. Kahvede arkadaşlarla maç seyrederken sormak isterim hep. Utanırım soramam. Ama bütün bunlar bir futbolsever olmama engel mi? Fanatik olmama engel mi? Heyecan yumaklarıyla katışmama engel mi? Hayır.

Ahmet Abi Fenerbahce

Ahmet Abi Fenerbahce

Evet ben bir fanatiğim. Ama neyin fanatiğiyim? Ahmet Abi hangi takımın fanatiği? Ahmet Abi güzel oynayanın takımının fanatiği. Evet ben bu konuda renk körüyüm kardeşim. Ben renkleri görmem, güzel oynayanı görürüm. “Be adam hem futboldan anlamazsın, hem de kritik yaparsın. Nasıl oluyo bu işler?” diye soran arkadaşlar olabilir. Olur, insanoğlu meraklıdır. Meraktan da sorabilir, pislik olsun diye de sorabilir. Biz, kendimize sorulan soruları, meraktan sorulmuş diye kabul edip cevaplama eğilimi içindeyiz. Bi insanla ilk evvel tanıştığımızda onu harbi delikanlı olarak kabul ederiz, sonraki davranışlarına göre puan kırabiliriz.

27

Mayıs
2009

Amerikan Güzeli önemli değil

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  429 views

Asıl önemli olan “İnsan Güzeli”

En iyi filim Oscar’ı: “İnsan Güzeli”

Filmde en az görünen erkek oyuncu Oscar’ı: Ahmet Abi (0.3 sn.)

En delikanlı oyuncu Oscar’ı: Ahmet Abi

Yönetmene en çok karışan oyuncu Oscar’ı: Ahmet Abi

Sette çıkan tatsızlıkları en çabuk tatlıya bağlayan oyuncu Oscar’ı: Ahmet Abi

Montajcıya arkadan gizlice yaklaşarak, “HÖÖÖÖT!” diye bağırarak yaptığı şakayla filmin yanlış montajlanmasına sebep olduğu için. Yılın eşşek şakası Oscar’ı: Ahmet Abi

Uçaktan iniyorum akşamüstü, Holivut’tayım etraf hakkaten çok acayip. “Ulan”, diyorum “burası neymiş be”. Oskar’ın veriliceği binaya geliyoruz, yere böööle uzuunca bi kırmızı halı atmışlar. “Hoca bunu attıysanız ben bunu alıp eve götiriim” diyorum. Halıyı kıvırırken etraftan koşup, “noo noo Mr. Ahmet Abi!” diye bağıran adamlar halıyı alıyolar elimden.

22

Mayıs
2009

Aşırı sıcaklardan ne alırdınız?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  297 views

Aşırı sıcaklar can alıyor, hasta ediyor, nefret duygularını körüklüyor. Yine aynı aşırı sıcaklar cinsel dürtülerimizi ertelememize sebep oluyor. Peki ama nedir? Uzmanlar ne tavsiye ediyor? Daha da önemlisi, ben ne tavsiye ediyorum?

Uzmanlar, bol bol dayak yenilmesini tavsiye ediyorlar

Fight Club Brad Pit

Fight Club Brad Pit

Şimdi ben şu anda bu yazıyı yazarken bi yandan da Kıral televizyonunu seyretmekteyim. Klip seyrediyorum, kadının biri şarkı söylüyor, hesapta aşk şarkısı. Diğer yandan bi takım adamlar banka soymaya hazırlanıyor, silahlar falan. Aralarında bi de karateci var. Bu deminki kadın resmi olduğunu zannettiğim bi binada şarkısını sürdürüyor… Belli ki, klip sıcakların etkisinde yapılmış, kurgulanmış, çekilmiş.

Bu açıdan olaya yaklaştığımızda uzmanlar hakkaten, harbiden haklılar. Sıcakların yan etkileri bol bol dayak yenilerek önlenebilir bi derece. Fakat ya dayak atan adam ne yapsın? Dayak atmak için gereken minimum enerji miktarı nedir? Beş yüz kolari mi? Bin beş yüz kolari mi? Bi tahmin eder misiniz? Evet? İki bin mi? On bin mi? Hayır, tamı tamına yirmi iki bin beş yüz ko-la-ri! Bu miktar da, bir derin dondurucunun iki şişman cesedi dondurmaya harcadığı enerji miktarına denk gelmekte.

21

Mayıs
2009

Yeminimi Bozdum

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  26 views

Sene bin dokuz yetmiş küsür. O yıllarda Amerika’da takılıyoruz, Kaliforniya taraflarında. Benim kız arkadaş var, Elenor Ragbi. Bu üniversiteye devam ediyo, Kaliforniya Rivırsayd Teknoloji Kompütür bilimleri bölümü. Onun da son senesi, tezini falan yapıyo. Bu tezini bitirince memlekete dönücez, evlenicez falan güya, öyle planlar yapıyoruz.

Ahmet Abi Beach Boys

Ahmet Abi Beach Boys

Elenor tezini mezini hazırlarken ben de öyle Long Biiç sahilinde afedersin malak gibi yatıyorum, Biiç Boys dinliyorum. “Kaliforniya Görls” (Kaliforniya’nın Kızları) diye bi parçaları vardır, o yılların gençleri bilir. Habire ben bunu dinliyorum, tiribe girmişim Bizim Ali geldi yanıma. Ali dediysem Memed Ali diil tabi, Ali Mak Graw. Hani Lav Story (Aşk Hikayesi) diye bi filim vardı acıklı, müziği ünlüdür. Rıza Silahlikobra orguyla çalardı pazar eğlence programlarında.

Neyse çok daatmayalım konuyu işte o filimde kanserli kızı oynayan Ali geldi, çok eski kankamdır. Ben buna gazoz ısmarladım, oturuyoruz muhabbet ediyoruz falan, bu bana, bi kuzeni varmış bunun Con diye, hafiften kafayı yemiş, elektronik mühendisi. Onu anlattı, evden hiç çıkmıyomuş, habire evde telefonları söküp takıyomuş. Kızcaaz da bunu biraz insan içine çıksın, açılsın falan diye Kaliforniyaya getirmiş. “Ama” dedi, “Ahmet’çim bu sefer de pansiyona kapadı kendini, bi türlü ikna edemedim plaja getirmeye, noolur sen bunla bi ilgilensen” dedi. İyi zaten ben de hayvan gibi sıkılmışım, aldım bundan pansiyonun adresi, gittim.

20

Mayıs
2009

Star Trek’in bilinmeyen birtakım yönleri

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: 1  |  358 views
Turist Ömer Uzay Yolunda

Turist Ömer Uzay Yolunda

Star Trek’in ilk bölümleri çekilecek. Sene bin dokuz yüz atmış beş. Bunlar Mistır Sıpak adlı, Volkanlı karakteri canlandırıcak ilginç ve yeni bi yüz arıyolar, sivri kulaklı olması şartıyla. O ara Buruş Lii’yle Waşington’da 4750. caddede bi Kung-Fu kursu açtıydık (bkz. Amerika Anılarım 2/ Buruş Lii), fakat Buruş evlenip Oakland’a gidince ben de tek başıma sıkıldım değişik ortamlara gireyim dedim. Bilimkurguya da merakım var. Kalktık gittik Holivut, Paramount Pikçırs stüdyolarına.

Tam da yaz sıcağını en pis olduğu zamandı. Güneş tepemde, salak salak dolaşıyorum Holivutta. Bi pansiyona girdim, 2 dolara bi oda kiraladım çıktım yukarı. İçerde fareler fink atıyo, kakalaklar başım kadar. Yorgunluktan geberiyorum, leş gibi olmuşum, vurdum kafayı yattım. Sabah kalktım, “ulan bu herifler sivri kulak bi eleman arıyo naapçaz?” diye kara kara düşünüyorum. Gittim pansiyonun mutfağına bi parça un afurdum, banyoda yoğurup kulağa yapıştırdım, baktım mis gibi de oluyo işte. Suluboyayla da renklendirdim güzel. Al sana sivri kulak, doğma büyüme volkanlı.

19

Mayıs
2009

Mars’ta bizim uşaklar, Venüs’te yumuşaklar

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: 1  |  25 views

Ahmet Abi, ilk romantik bilim-kurgu öyküsünü gururla sunar:

Abi’nin Seyir defteri.
Rotamız; Mars.

Yıldız tarihi: 35034 / 11 : 30
(Kocakarı soğukları, meteor fırtınası zamanı)

Meteor Firtinasi

Meteor Firtinasi

Sevgili seyir defteri.
Evde ööyle oturuyorum, acayip de sıkılmışım. Televizyonu açiim diyorum, açıyorum. Televizyonda abidik gubidik olaylar var. Bi süre sinirlenmiyorum. Gidip içerden çay koyuyorum. Mutfaa bok götürmüş. Televizyonu izlemeye devam ediyorum, geziniyorum sakince kanallar arasında. Uygur kardeşler başlıyor. Birden tırlatıyorum. Televizyonu alıp küvete sokuyorum, çeşmeyi açıyorum.
Olmuyor boğulmuyor kardeşler.

17

Mayıs
2009

Kahvaltı

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  1.504 views

Bir baş soğan, biraz peynir
Kahvaltı buna denir

Ahmet Abi Kahvaltı

Ahmet Abi Kahvaltı

Bu hafta biraz dengeli beslenmeden bahsetmek istiyorum. Şimdi hemen, niye abi diye soranlarınız olur. Olucak, gençlik demek merak demek, densizlik demek. Densizliğin de güzel olduğu zamanlar olur. Yerine göre densizlik yapmak faydalıdır. Tarihe baktığımız zaman, birçok önemli icat densizlik yüzünden olmuştur. Fakat birçok muharebe de aynı densizlik olayları yüzünden olmuştur. Truva savaşı durduk yere cereyan etmemiştir. Truvalı Helen’i bilirsiniz. Çok densiz kadındı…

16

Mayıs
2009

Aşkın matrisini yazsam yeniden

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  2.419 views

Ne matrisi kardeşim? Matris ne? ”Matrisinizi bilmiyosanız yardımcı olamam” dedi. Sinirlendim ama belli etmedim. Tatsızlık çıksın istemem. ”Bak kardeşim, ben matris bilmem ama çok güzel jujitsu bilirim, kung-fu bilirim, kızılcık sopası bilirim” dedim.

Ahmet Abi Aşk

Ahmet Abi Aşk

Kardeşim bak ben geçen gün uyuz oldum… Basbayaa uyuz oldum kardeşim! Niye uyuz oldum? Acele etmee, anlatıyoruz.

Geçende, sigara içmek maksadıynan bizim plazanın çatıya çıktım. Bina içinde sigara içmek yasak, o sebepten çatıda şeediyoruz. Çıktım çatıya, attım elimi cebe, baktım paketi aşşada unutmuşum. Neyse dedim, boşveer, biraz temiz hava alalım dedim, manzara seyredelim dedim. Ne mümkün kardeşim! Sağa bakıyorsun bina, sola bakıyorsun beton, aşşaa bakıyosun daat daat trafik.
Kafam attı! Yıkacam dedim buraları. Yıkacam arkadaşım ya. Betondan uyuz oldum. Tamam mı? Ben buraları yıkacam, buralara güzeeel bir aşk parkı yapacam. Bi de çay bahçesi yapacam, bizim gençler gezsinler, otursunlar. Herkes kafasını dinlesin. Ağaç kokusu, çiçek kokusu olamazsa gençler nasıl yaşayacak? Kuş olmasa bu gençlerimiz nasıl yaşayacak yani? Nedir ya? Ben uyuz oldum ya! Yaşamak böyle olsun kardeşim, nedir ya bu kadar bina, bu kadar şey?

15

Mayıs
2009

Amerika anılarım – 2 -

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  95 views

Bölüm 2

Buruş Lii

Ahmet Abi Brucee Lee

Ahmet Abi Brucee Lee

Sene bin dokuz yüz altmış bir. San Fransisko’dayım, sokakta ilizyon gösterileri yapıyorum, para kazanıyorum. Budist bi rahipten havaya yükselme numarası öğrenmişim, bi hareketle yerden beş santim yükseliyomuş gibi oluyorum millet şaşırıyo falan. Ama San Fransisko halkı o yıllarda toptan hippi, kafa dumanlı geziyolar, en dandik numarayı bile yiyiyolar. Bi gün acayip kafam bozuldu, aldım çantayı bohçayı otoyola. Bi araba durdu. Nereye gidiyosan beni de at dedim. Eyvallah, bastık Siyetıl’a geldik. Ben zıpladım Siyetıl’da indim. Güzel memleket.

Page 1 of 3123

Facebook RSS Beslemesi
sponsor reklamlar

© Tüm Hakları Saklıdır - www.keyfizar.com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress seo Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!