İnternette gezerken google’ın Street View ile belgelenmiş resimlerine bakayım dedim. Çok ilginç kareler yakalamışlar. Ama en ilginçleri kızlar çalışıyor başlıklı olan fotoğraflardı. Her gün E5’in kenarında gördüğümüz kızların mantığında çalışılıyor fakat aradaki farkı sizde göreceksiniz. Bu bayanlar kendilerine daha konforlu alanlar yaratmışlar.
Bu arada mahremiyet denilen şeyde eski zamanlarda kalmış, her anımız kaydediliyor. Bunun adı bazen basit bir dükkânın güvenlik kamerası, bazen MOBESE, bazen de Street View olsa da sonuçta. Özel hayatımız her daim birileri tarafından kayıt altına alınıyor.
Bundan dolayı sakın kendinizi gizli bir iş çeviriyormuş gibi düşünmeyin sadece gizli yaptığınızı zannettiğiniz iş araştırılmamış diye düşünün.
Çünkü yaptığınız her neyse, bir yerlerde mutlaka kaydediliyor.

2
Kasım
2009
Harvard Business’ta yayımlanan bir analizde, ABD’nin ekonomik canlanmasının motoru haline gelmiş olan küçük işletmelerin dev boyuttaki süper şirketlere dönüşmesi için neler yapılması gerektiği ortaya koyuldu.
Analizde, küçük işletmelerin hiç beklenmedik anlarda, inanılmaz başarılara imza atabileceği ve tıpkı Google örneğinde olduğu gibi, yeni kurulan şirketlerin sıfırdan başlayıp on yıldan kısa bir süre içinde milyarlarca dolar kâr eden şirketlere dönüşebileceği gerçeğine vurgu yapıldı. Google, ender görülen bir örnek olsa da, küçük şirketler stratejik sosyal sorumluluklarla, ürünlerinin ne olduğunun bir önemi olmaksızın güçlenebilir.
30
Ekim
2009
Onlarca televizyon arasında bütün gününüzü geçirince hep bu başlığı düşünüyor insan. Yok HDMI kablolar, insanların kollarındaki kılları bile gösteriyor vs. Ben bu tv abartmalarının biraz gereksiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü henüz bu yayınların yaygınlaşmadığı ülkemizde, bahsedilen görüntü kalitesine sınırlı sayıda kanal ile ulaşılabiliyor.
Fakat bu yazı başlığını açmamın sebebi Hürriyet gazetesinde yayınlanan aşağıdaki yazıdır. O yüzden tv alırken onlarca özellik arasında, kafanızı karıştıran detaylara dalmayın. İhtiyacınıza yönelik ürüne odaklanın.
İyi alışverişler.
Bir araştırma, HD teknolojisiyle ilgili çok çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Okuyunca çok şaşıracaksınız…
Teknolojiyi yakından takip etmeyen birçok insanın bile üzerinde az çok fikir sahibi olduğu HD kavramı, bu teknolojiyi destekleyen monitörlerin çoğalmasıyla dünya genelinde iyice yaygınlaştı.
Yapılan yeni bir araştırma, HD yani High Defitinion teknolojisiyle ilgili çok çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. New Scients Magazine’in yaptığı ve kamuoyuna açıkladığı bu çarpıcı araştırmaya göre, kullanıcıların birçoğu aslında HD ile standart görüntüyü ayırt edebilecek donanımda değil.
İki grup halinde 30 kişi arasında yapılan araştırmada gruplara standart görüntü gösterildi. Bir grup, standart görüntüyü izlediğinin farkına varırken, bir diğer grubun ise bu görüntülerin HD kalitesinde olduğunu öne sürdü.
Diğer bir deyişle, bu araştırmayla birlikte birçok kişinin aslında standart çözünürlükteki yayınla yüksek çözünürlüklü televizyon yayınının ayrımına varamadığı ortaya çıktı.
Bu yazının Hürriyet Gazetesindeki orjinaline linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.
4
Ekim
2009
Uzun yıllardır perakende sektöründe olduğum için “Kör Alıma” inanıyorum. Çünkü tam tersini yapanlar, kör alımdan daha fazlasını elde edemiyor ki.
Kör Alım mı ne demek? Alacağım ürüne çabuk karar verip sonuçlandırmak ve ürüne sahip olduktan sonra kusur aramamak.
Bir çok tüketici şuan hastalık derecesinde işler ile ilgileniyor. Elektronik bir ürün alıyor, bununla mutlu olup kullanmak yerine. Mantıklı insanların yapmayacağı şekilde, üründe kusur aramaya başlıyor. Mesela fotoğraf makinesi alır bunun burası biraz aralık der, notebook alır kafasını klavyeye dayar ve bundan ses geliyor der. Elbise alır üzerine tam olur, bir beden daha küçüğünü ister vb. vb.
Eskiden insanlar aldıkları ürünü zevkle kurcalar, harcadığı para karşılığında ufak da olsa mutluluk yaşardı. Şuan ki tüketim kültüründen mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama yeni tüketici tipi aldığı üründen zevk alma çabası yerine, sorun bulmak ile ilgileniyor.
Ben genel de kör alım yaparım. Alacağım şeye kısa sürede karar verir, tadını çıkartırım. Bu güne kadar üzüntü verecek kadar büyük bir sorun yaşamadım.
İyi alışverişler, hayatın tadını çıkarın…
İlginç bir fikir ararken aklıma yine dâhiyane bir şey geldi. İnternet üzerinden prezervatif satışı, diyeceksiniz ki ne var yani bumu “dâhiyane”.
Evet, öyle diyorum çünkü daha detayları dinlemediniz!
Satışı bitirmek için, iki seçenek olacak. Bir tanesi eğlenceli satış, diğeri ise şuan vaktim yok acele bu işi bitirelim seçeneği.
Vaktim yok acele bu işi bitirelim: Sıradan tüm sitelerde olan satış sonlandırma işlemi.
14
Ağustos
2009
M. Serdar Kuzuluoğlu’nun İTÜ İşletme Mühendisliği Kulubü’nün organize ettiği Bilişim Teknolojileri Zirvesi’nde girişimcilik vb. konularda yaptığı eğlenceli ve ufuk açıcı sunumunu paylaşmak isterim.
Bir çok önemli konuya değindi, sizlerle sadece aşağıdakileri paylaşacağım
diğerleri aşağıdaki videoda.
Bu konuda Serdar Kuzuluoğlu web sitesinde yayınlanan yazıyada aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri – M. Serdar Kuzuluoğlu
Personel kıyafetlerine firmaların bakışı farklılıklar gösterebiliyor. Kimisi firmanın müşteriye yansıyan yüzü olduğu için kıyafet seçiminde çok özen gösterirken, kimisi maliyeti düşük tutalım ama standart bir kıyafetimiz de olsun bari diye düşünüyor.
Personel mutluluğunu etkileyen en önemli unsurlardan bir tanesi bu kıyafetlerdir. Genel olarak ülkemizde statülerin, kişiliklerin önüne geçtiğini düşünürsek. Çalışana giydiği kıyafet, kendini iyi hissettirmeli. Özellikle perakende sektöründe insanların uzun saatler ve zorlu çalışma şartlarıyla karşı karşıya olmaları da, kıyafetlerinin şık olmasının yanında rahat olmalarını da gerektirmektedir.
Peki bu bahsettiğimiz konulara ne kadar özen gösteriliyor. Girdiğim AVM’lerdeki personel kıyafetlerine baktığımda bunun çok yeterli olmadığını görmekteyim. Artık giyilmekten yıpranmış, ütü tutmayan özensiz kıyafetler ile müşterilerini karşılamaya çalışan personeller insanlara hizmet etmeye çalışıyor.
Bu konuda yabancı sermayeli firmalar biraz daha iyi durumda gözüküyor. Belki yüksek bütçeleri sayesinde yada konunun önemini yerli firmalardan daha fazla benimsemiş olmaları olabilir.
Lütfen personel için belirlediğimiz kıyafetlere karar verirken, kendiniz giyecekmişsiniz gibi düşünün. Yine aynı kıyafetleri ve renkleri seçer miydiniz?

Prim Sistemleri
Prim sistemleri genellikle basit, anlaşılır ve kolay hesaplanabilir olmalıdır. Birçok işyerinde bazen matematik profesörlerinin bile çözemediği formüller, çarpanlar vb. hesaplardan sonra satıcının primi ortaya çıkmakta. Aslında bu tarz formüller arka planda mutlaka olmalı, sonuçta ticari bir kurumdan bahsediyoruz ve bütçe dengeleri her zaman korunmalı.
Fakat personele vereceğimiz prim hesaplaması çok basit olmalı. Ör: Kotan 5 TL, bu rakamdan sonra yapacağın her satıştan %0,2 prim kazanırsın veya mağaza hedefimiz 100 bunu yapınca her satışçı ciroya katkı yüzdesi kadar 10 Tl’lik prim pastasından payını alacak gibi. Bu verdiğim örnekler çok basit biliyorum ama motive etmek istediğimiz personeller, prim sistemini bu kadar basit ve elde edilebilir olarak görmek istiyor. Sonuna kadar da haklılar. Herkes anladığı kadarıyla vardır. Siz istediğiniz kadar mükemmel bir sistem kurun karşı taraf bunu anlamadıysa başarı imkânsızdır.