14
Mart
2011
İbrahim Tatlıses, nam-ı değer İbo.
İbrahim Tatlıses denince aklıma askerlik arkadaşım Mehmet gelir. Mehmet tam bir İbo hayranıydı. Onun türkülerini söyler, onun gibi maço tavırlar sergilerdi. Askerlik günlerinde akşamları onun sesiyle avunurduk.
İbonun hayatımızdaki tek yeri bu değildi tabi ki. Dönem dönem dozu azalıp çoğalan bir şekilde İbo şarkılarını dinlerdik.
5
Mart
2011
Simdiki iktidar eleştiriliyor ya, “gazetecilere ağız açtırmıyorlar” diye..
Doğrudur da, aynı uygulama 28 Şubat döneminde hem cunta generalleri hem de devrin iktidarı Mesut Yılmaz tarafından da yapılıyordu.. O dönemin iki dev medya patronu zaten hem cuntanın hem de iktidarın işbirlikçileriydiler!.. Bu yüzden zaten yazarlar üzerinde patron ve yönetici sansürü hakimdi.. Yazar takımı da, sistemin bereketine (!) uzanmıştı ve matluba uygun yazarak, misal borsa âleminden falan yolunu bulma üslubundan acayip köşe dönüyordu..
Âlemin salağı gene bendenizdim ve başıma gelmeyen kalmıyordu!..
Son aylarda Arap ülkelerinde çeşitli ayaklanmalar oldu. Bunlar arasında bana en ilginci Mısır gibi geldi. Bir diktatörü devirip, yerine askeri biz düzen getirdiler.
Hadi hayırlısı.
Umarım en kısa sürede sivil idare ve özgürlük ideallerini yeşerten bir ortama kavuşurlar.

6
Kasım
2009
İnanamıyorum!..
Atatürk gibi bu milleti harcıyla, çimentosuyla birleştirip, bütünleştiren ondan bir ümmet değil bir millet yaratan muhteşem bir liderin, büyük bir önderin ölüm yıl dönümünde neler konuşuluyor?..
Kürt açılımı tartışmaları 10 Kasım’da başlatılır mıymış?..
Ya ne zaman başlatılacaktı?..
Atatürk gibi bir öndere yakışan bu değil midir?..
Atatürk bugün yaşasaydı, yarattığı bu milletin bağrından çıkan evlatların 25 yıldır halen savaştıklarını görseydi, “Ey millet ben sizin birbirinizle savaşmanız için mi savaştım?..” demez miydi?…
Mustafa Kemal gibi, geleceği gören, pragmatist, reel politiği dibine kadar hatmetmiş ve bir millet yaratmış lider “Hayır, hiçbir şey yapmayın… Yerinizde oturun, 30 yıl daha aynı terörle mücadele ediyoruz diye oturduğunuz yerde sayın..” mı derdi acaba?..
26
Temmuz
2009
Şeyh Edebali’nin nasihatine bir çok yerde rastlamışsınızdır. Yönetici olan veya olma iddiasında olanların kulağına küpe yapması gerekenleri sayıyor. Arada bir okumakta ve hatırlamakta fayda var.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
Güzel bir hatun ile yemek yerken, sürekli nekadar gürültücü bir bünyem olduğunu düşünürüm. Yemeği yutarken çıkardığım ses, sanki bir alt sokaktan duyuluyormuş hissine kapılırım. Tabi ki ilk randevuda. Kızı garantiledikten sonra böyle bir sorun kalmıyor. Kendi vücudunuza karşı zafer kazandığınız için, sizi rezil etmek yerine efendi gibi kendi işlevleriyle uğraşmaya devam eder. Sindirim, tükürük salgılama vs. vs.
Lisede okurken, bir muhasebe bürosunda staj yapıyordum. 2. Patronumuz diyebileceğim Faruk abi bana “-Biliyor musun Aydemir tam 35 senedir bu bürodayım, senin gibi stajyerken girdim buraya” dedi. O an kendimi çok kötü hissettim 35 yılı aynı odada geçirmek, evine 10 dakikada yürüyerek gitmek. Anladım ki bu iş bana göre değildi. 1 hafta sonra işten ayrıldım. Şimdi mutlu muyum, bilmiyorum. Ama kararımdan biran bile şüphe etmedim.
21
Nisan
2009