2

Kasım
2009

Götü Kırık Ninja

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Günlük  |  Yorum: 2  |  89 views

Götü Kırık Ninja.jpgVideo furyasının olduğu yıllarda, sürekli Ninja filmleri izlerdik. Hatta bir ara Ninjalığa özenip kung-fu kursuna bile abimle gitmiştim. Ama ne yazık ki zannettiğim kadar eğlenceli çıkamamıştı. Birden bire kendimi o akrobatik hareketleri yapabileceğim bir ortamda bulacağımı düşünüyordum. Oysa kursta kata denilen anlamsız şeyler yapıp, tuhaf tekmeler atmaya çalışıyorduk.

Neyse bu günlerden birinde, arkadaşların bahçesinde oyun oynuyorduk. Hangi akla hizmet yaptığımı bilmiyorum ama kendime bir ağaç buldum. Kömürlüğüm üstünden ağacın dalına atladım ve sallanmaya başladım. Tabii arada sırada da “-Haaayytt, hooyytt” diye sesler çıkartıyordum ki, birden ağaçtan sırt üstü düştüm. Nefesim kesilmiş ve konuşamıyordum. Aklımdan öleceğim geçiyordu. Bu sırada arkadaşlar ise;

“-Götü kırık Ninja” diye tempo tutuyordu.

Onlara bu gün bile kızgınım yaptıkları tezahürat için değil, ben orada soluk alamazken pezevenklerin bayağı bir süre güldükten sonra yardım etmelerine kızgınım.

Neyse geçmiş gün.

15

Mayıs
2009

Amerika anılarım – 2 -

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  95 views

Bölüm 2

Buruş Lii

Ahmet Abi Brucee Lee

Ahmet Abi Brucee Lee

Sene bin dokuz yüz altmış bir. San Fransisko’dayım, sokakta ilizyon gösterileri yapıyorum, para kazanıyorum. Budist bi rahipten havaya yükselme numarası öğrenmişim, bi hareketle yerden beş santim yükseliyomuş gibi oluyorum millet şaşırıyo falan. Ama San Fransisko halkı o yıllarda toptan hippi, kafa dumanlı geziyolar, en dandik numarayı bile yiyiyolar. Bi gün acayip kafam bozuldu, aldım çantayı bohçayı otoyola. Bi araba durdu. Nereye gidiyosan beni de at dedim. Eyvallah, bastık Siyetıl’a geldik. Ben zıpladım Siyetıl’da indim. Güzel memleket.

4

Mayıs
2009

Sığır Roman – 2 : Ofis Uzayı ve Hakan Ural

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  67 views

‘Bir serüvendi yaşamak bir zamanlar. Şimdi ise sıradan bir matematik problemi.’
Metin Kaçan / Harman Kaplan

Biçimsiz Etik Traşları
Sene iki bin bir. Ofis uzayına kırk bin birinci girişim. Milyon kere de girsem, hep aynı kokuyor bu ofis ortamları. Eskiden insan kokusu kırtasiye kokusu, kağıt kokusuna karışırdı. Şimdi daha plastik, yazıcı toneri kokuyor. Bürositler olsun, halıfileks olsun, kıç kıça yapıştırılmış masalar, monitörler, nerden çıkıp nereye girdiği unutulmuş kordonlar, kablolar olsun, güzel olaylar bunlar. Öldüren eyır kondiyşınlar, bas bas bağırarak telefonda tartışan kazmator iş arkadaşları, dikkat dağıtan manitalar, hepsi derin olaylar. Her bir ayrıntının üstüne sekiz cilt ansiklopedi yazılır yani. Hastasıyım ofis ortamlarının.

Fakat monitör denen cihaza ayrı bir hastalığım var. Şimdi, kompütür demek istemiyorum. Aslında olay kompütür de, sonra teknoloji düşmanı diyolar. O yüzden kompütür demek istemiyorum. Sonra yine yaparız eleştirimizi.

29

Nisan
2009

Tüm resimlerimi siyaha boyiciim

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Zamanlar  |  Yorum: Yok   |  48 views

Ahmet AbiBildiğiniz gibi ilk kişisel sergimi geçen hafta Bayrampaşa Sanat Galerisinde açtım. Arkasından bu Hülya Avşar’ın sarı-kırmızı resim vukuatı şeyoldu. Bir resim bölümü profesörü, değerli sanatçı Hülya Avşar hakkında ileri geri konuşmuş, üstüne saldırmış. Kadıncağızı, resmininin önünde fotoğraf çektirip, televole esprileri yapıyor diye azarlamış. Bak bak bak. Hallaaaah… Sen üç kuruş maaşa çalışan, devletin bir profesörü, tut koskoca değerli milli sanatçımız Hülya Avşar hanfendiyi aşağıla. Allahtan bu Erol Aksoy müdürümüz oradaydı da kendini bilmez profesöre haddini bildirip, kendi resimlerinin sergilendiği sergiden kovdu. Bi de Tempo dergisinde bi Levent Evkuran vardı. Onu kim kovduydu hatırlayamadım şimdi. Neyse allah mahfaza ya profesör içerdeki sanatçılarımıza saldırsaydı, ısırsaydı falan. Bu filimlerdeki çılgın profesör tiplemeleri boşuna yazılmıyo babacım…

Neyse ben bu benim sergimi açtığım sırada olaydan haberim yoktu. Öğrendim, çok tadım kaçtı. Neyse ki o sırada yanımda değerli sanatçı arkadaşlarımız İsmayil ile Behzat vardı da teselli şeyettiler. Bakın bunlar değerli sanatçılar. Bugün bir İsmayil Türüt, bir Sühayıl Uygur kolay yetişmiyor. Bu insanları böyle bir ne idüğü bellisiz resim mesim için kırmamak küstürmemek gerekir. Bugün bir televole spikeri yetiştirmek için beşyüzellibin iş saati gerekiyor. Bugün bir Bayazıt Öztürk ki koskoca Cumhurbaşkanımıza, “O her kırmızı ışıkta duruyor, biraz zor gelir” diye laf atmış, arkasından da “Nıhahahah” diye gülebilmiş bir kazma… öhö yani kozmopolitik bir kişiliktir. Bu insanlar tarlada yetişmiyor. Hem İstanbul da tarla mı kaldı?


Facebook RSS Beslemesi
sponsor reklamlar

© Tüm Hakları Saklıdır - www.keyfizar.com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress seo Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!