Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, beklenen çılgın projesini dün açıkladı “Kanal İstanbul”. Bu proje anlaşılan çok uzun süre konuşulup tartışılacak.
Benim takıldığım ilk nokta isim oldu. Hiçbir çekiciliği yok. Zaman içerisinde projenin adında bir değişiklik yapılmalı.
Bir diğer mesele ise bazı köşe yazarlarının değindiği konu, İstanbul’un yeni yerleşimcilere açılması ve nüfusunun 30.000.000’a ulaşması. Düşünmek dahi istemiyorum. En başta su sıkıntısı nasıl aşılacak. Yıllar öncesine mi döneceğiz? Haftanın belirli günü su akardı, biz en üst katta oturduğumuz için su bize gelene kadar tekrar kesilirdi.
15
Nisan
2011
KEMAL Kılıçdaroğlu aslında bundan çok daha önce yapılması gerekeni yapıp CHP’nin aday listelerinde bazı yıllanmış isimlere yer vermedi ve sabık genel başkan Deniz Baykal’ın çevresinin seçimlere girmelerini engelledi ya…
Milletvekilliği bir meslek, demokrasi denen sistem de milletvekilliğini hayat boyu yapmak olduğu için Meclis’e iki ay sonra veda edecek olan bazı CHP’liler önce şaşırmışlar, sonra hiddet buyurmuşlar ve Kılıçdaroğlu’nun aleyhine ağızlarına geleni söylüyorlar…
Hele, Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş! Öyle bir hiddetlenmiş ki, Kemal Kılıçdaroğlu ile ekibini “işgalcilikle” suçlamış. Yılmaz Bey “Anadolu’daki işgali CHP kaldırdı, CHP’de işgal güçleri barınamaz!” demiş…
Ne kadar yanlış, nasıl eksik ve ne derece hatalı bir açıklama!
CHP’nin geçmişini Yılmaz Ateş’in sözlerinden öğrenmeye kalkacak olanlar, Türkiye’nin bu en eski partisinin şimdiye kadar sadece Anadolu’daki işgali kaldırmış ama başka bir iş yapmamış olduğunu zannedecek ve son derece noksan bilgilerle donanacaklar…
En sevdiğim şeylerden biriside çevremde olan bitenleri dinlemektir.
İnsanlar ne konuşuyor?
Dertler ne?
Neyle eğleniyorlar?
Hâla içimdeki girişimcilik açlığını doyuramadığım için, bir gün bu insanların ihtiyaçlarını tam olarak anlayabilirsem (tabi sermayemde olursa) iyi bir girişime imza atabilirim diye düşünüyorum. Buna katılmayan pek çok arkadaşım var ama sermayeniz olmayınca belki de kendimi kandırmak için hep bu tezi savunurum. Neyse bu günkü hikayenin girişimcilik ile pek ilgisi yok zaten.
25
Mart
2011
24
Mart
2011
www.bobiler.org adresindeki muhteşem montajlar (Monteler) sürekli takip ediyorum. Bu aralar siyasetçilere taktım, baktım ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun oldukça montesi var. O sitede gözünden kaçan varsa diye paylaşmak istedim. Umarım burada yayınladığım için kızmazlar.
Herkesin eline sağlık.
6
Mart
2011
5
Mart
2011
İlginç, Kemal Kılıçdaroğlu karikatürleri …
İlginçdir bu kadar malzeme veren bir parti başkanı için çok az karikatür var. Tayyip Erdoğan’ın burada da arkasında kalıyor.

20
Ocak
2011
İtiraz, muhalefet ve siyasetTunus’ta Yasemin devrimi adı verilen halk tepkisiyle başkan, ailesi ve altınlarıyla gitti. Ertesi gün yeni kabine kuruldu: Milli Birlik Hükümeti. Yeni Başbakan yine bir önceki dönemin Başbakanı olan zat. Savunma, İçişleri, Dışişleri ve Maliye Bakanları da yeni hükümette aynı görevlerdeler.
Muhalefetten yeni kabineye yalnızca üç bakan girebilmiş. Gerek kurulan bu hükümet vesilesiyle gerekse de halkın protesto eylemlerinin sanal mecralarda örgütlendiği ve yayıldığı iddiaları vesilesiyle Tunus örneği bizim için de önemli çıkarımlar ve dersler olanağı sunuyor.
Benim görebildiğim şu: Tunus’ta halkın itirazı ve muhalefeti var ama muhalefetin aktığı bir ana nehir, bir ütopya yok. Böyle olduğu içindir ki, Başkan kaçınca ne yapılacağını, nasıl yapılacağını, kimlerle yapılacağını üreten, hayata geçiren bir ütopyaya sahip siyasi merkez ve liderlik olmayınca meydan yine siyasi elitlere ve var olan siyasi egemenlere kaldı. Var olan muhalifler bölük pörçük, halkın ve gündelik hayatın içinde örgütlenememiş, yalnızca medya üzerinden var olan ve üstelik yurt dışında yaşayan siyasi liderliklere sahip. Ne halkın protestolarında ne da halkın sokaklara dökülüşünde muhalefetin inisiyatifi, örgütlemesi ve liderliği var.
Sol ittifak’ı yazacaktım. Ama baktım ki yokmuş öyle bir arayış.
Gerçi olmayan şeyler üzerinde yorum yapmaya bayılırız.
Ancak burada kendilerini sol zannedenler öne çıkıyor. Tornistan’ın sebebi de zaten bu.
***
Keşke yapsalar.
Adına da sol ittifak değil, sadece ittifak deseler.
İttifak iyidir.
Her şeyden önce barajı aşağı çeker. Müttefiklerin ne kadar oy aldıkları da anlaşılmaz.
Anlaşılsa bile ispatı yoktur…
Her parti kendine yontar.
19
Ekim
2010
1973’ün yine bir ekim ayıydı. Ben ilkokul 5’e gidiyordum. CHP’nin yeni genel başkanı, değişim rüzgârı estiriyordu.
Türkiye Avrupa Birliği’ne (o zamanki adıyla Ortak Pazar’a) girmeye çalışıyordu.
Ecevit, kontrgerillanın açığa çıkarılmasını istiyordu.
MİT’in Ecevit’in telefonlarını dinlediği iddia ediliyordu.
Türkiye seçime gidiyordu.
Ve Erbakan “İktidar olacağız” diyordu.
“İktidara gelirse herkes başını örtecekmiş. Erkeklere 4 kadına kadar izin verilecekmiş” deniliyordu.
Hoca bunlara gülüyordu.