Çocukluğum ve ticaret hayatı aklıma gelince her yaz tatilinde giriştiğim su satış işi aklıma gelir. Mahallemiz orta hâlli insanların yaşadığı bir yerdi. Her yaz yeni bir iş fikriyle mahallenin çocukları (en azından 2, 3 kişi) bir araya gelir. Genelde sermayesi az, parası çok olan su satışı ile ilgilenirdik. Yine dolaplara kaplar içinde su konur buz yapılır. Biraz parası olan termos alır, olmayan ise sıvı yağ kutusunu iyice yıkar onunla işe çıkardı.
Yazın başında mahallenin çocukları öncelikle pazara beraber gider, sonra dağılıp herkes satışını yapardı. Ben her zaman çekingen olandım. Her yaz ilk pazara gidişimde öncelikle bir süre sessiz sessiz dolaşıp içimden dua ederdim insanların bana seslenmesi için.
“-Sucu gel buraya 2 bardak su ver bakayım” desinler diye.
Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır.
Şu Ceylan’ın korkunç hikâyesine bakın, Türkiye’yi göreceksiniz.
Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke.
Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, “Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım” diyordu.
Ceylan’ı vuran roket o “açılımın” içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz.
Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey.
“Anne, bana makarna pişirsene” dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması.
Bu kadar basit işte.
O kızın ölmemesi açılım.
Buna karşı mısınız?
Bunun içini boş mu buluyorsunuz?
Aslında bu soruları Baykal’la Bahçeli’ye Başbakan Erdoğan’ın sorması gerekiyordu.
Onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor.
Başbakan, o roketin bir askerî birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
Gazze’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkmak kolay.
Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın siz.
Nedir bu sessizliğiniz?
Kürsü kürsü dolaşıp bağıran Erdoğanlara, Baykallara, Bahçelilere ne oldu?
Zor değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?
“Dağa çıkarım” diye bağırıyordu Bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter.
Bağırmak ne kolay Devlet Bey, bağırmak ne kolay.
Bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular.
Sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun.
Bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
Susuyorlar.
21
Temmuz
2009
Ufakken MacGyver’ı çok severdim. Başladığında sesim soluğum kesilir “-Yahu ne adam be” diye izlerdim. Yıllar içinde diziden aklımda kalan şeyler ise sürekli icat yapan, çözüm üreten, sosyal aktivitesi olmayıp görev peşinde koşan cılız bir kahramandı.
Bu aralar dizi TNT’de tekrar yayınlanmaya başladığında izleyip, nostalji yapayım dedim. Fakat benim için büyük bir hayal kırıklığı olduğu.
Bizim oğlan espri yapıyor, kızları öpüyor. Bütün bir dizi boyunca birkaç icat yapıyor.
Bu tarz bir hayal kırıklığını kara şimşek’i TRT tekrar yayınlamaya başladığında da yaşamıştım.
En iyisi geçmişi geride bırakıp, geleceğe bakmak
Haydi hep beraber fragmanı izleyelim..
Yemek içecek sitelerindeki animasyon, oyunlar ve diğer eğlence materyallerine bayılıyorum.
Daha önce Sütaş’ın “Nasıl Bir Yoğurt Seversiniz?” anketinden bahsetmiştim. Bu seferde Calve’nin internet sitesindeki Bowling oyununu tavsiye edeceğim. Oyunu eğlenceli kılan canlı lobutlar ve canlı top ile oynanması. Sayı yapmak zor ama ıskaladığınızda lobutların yüz ifadesi ve hareketleri çok eğlenceli.
Oyun internet üzerinden oynanıyor ve çok fazla gereksinime ihtiyaç duymuyor. (Tüm web tabanlı oyunlarda olduğu gibi) Bu arada atış için mouse’un sol tuşu yerine, klavyenizin boşluk çubuğunu kullanırsanız daha başarılı olabilirsiniz. Hediyeli olan bu oyundan yüksek puan alırsanız belki sizde kazanırsınız.
Oyuna http://www.calve.com.tr adresinden girebilirsiniz.
İyi eğlenceler.
Bir zamanlar www.tembel.cjb.net adlı bir internet sitem vardı. Aşağıdaki kısa yazıları, mız mız adlı sürekli değişen bir sistemle siteye eklemiştim. Bu yazıları yeni sitemde tekrar yayınlamak istedim.
En sevdiğim filmlerden biri Big Lebowsky’dir. Bu filmi tembelliğe övgü ve saygı filmi olarak da tanımlayabiliriz. Hiçbir sinema kahramanı herhalde bu kadar tembel olamamıştır.
Fenerbahçe kazanmaya başlayınca tam bir fanatik olurum. Kaybettiğinde ise takım tutmadığımı ve onların top peşinde koşarak para kazandığını ve benim elime ise hiçbir şeyin geçmediğini yüksek sesle herkese anlatırım. Uyan ey ahali…
Film izlerken elimden geldiğince dublajsız, alt yazılı filmleri tercih ederim. Çünkü çekim sırasında aktörün o ruh haliyle tonlamalarıda filme ayrı bir zevk katıyor ve değişik tuhaf aksanlarıda duymuş oluyorsunuz. Bu filmleri çok dikkatli izlerim. Tek kötü yanı bildiğim İngilizce bir kelimeyi söylediklerin de, adamın bir araba lafını anlamış gibi sevinip tüm konsantrasyonumu kaybetmem.
Soru: Mağazanızda ailesi tarafından başıboş bırakılmış çocuklar bulunmaktadır. Yürüyen merdivende çocuk oynamakta ve kendisini tehlikeye sokacak hareketler yapmaktadır. Ne söylenmeli veya nasıl davranmalı?
Satıcı: Evladım yürüyen merdivende oynama. Büyü, çalış ben sana koşu bandı satarım. Söz indirimde yapıcam.
Ailesi : Bırak abisi eli sıkışınca bir daha yapmaz.
Sizce nasıl davranılmalı ?
A.A.B.