www.gittigidiyor.com’dan para kazanmak mümkün mü?
Genelde insanlar bu sitede uygun ürün bulmak için uğraşıyor. (Haklı olarak)
Fakat buraya ürün koyanların önüne %10’a varan komisyonlar çıkıyor. Bu komisyonları bir şekilde satıcı fiyatın içine yedirmek zorunda olduğuna göre, nasıl bu sistemde ürün satılıyor. Alıcıda bu ürüne talep gösteriyor.Artı birde kargo ücreti ödüyor. (Genelde satışlar alıcı ödemeli kargolanıyor.)
Genelde amaç eski ıvır zıvırları elden çıkarmak olarak anlatılıyor. Bu gibi ürünlerden zaten insanlar kurtulmak istediğinden uygun fiyatlar ortaya çıkabilir.
Fakat satılan ürünler gerçekten bu tarz ürünler mi?
Böyle olduğunu düşünmüyorum. Birçok ürün sıfır ve ambalajı kapalı olarak satılıyor. ( Yazdığına göre)
O zaman bana birisi anlatabilir mi?
Etrafta bu kadar çok mağaza varken, inanılmaz taksit seçenekleri sunarlarken!
Bu siteden kimler ürün alıyor, kimler bu ürünleri nasıl satıyor?
3
Mart
2010
Bir gün arkadaşımla beraber Ankara’dan, İstanbul’a giderken havaalanında rötardan dolayı uzun süre beklemek zorunda kaldık. Bir bankanın Lounge’ına girmek istediğimizde ise benim o bankaya ait kartım olmadığı için ekstra ücret istediklerinden girmekten vazgeçtik.
Fakat uçağın kalkmasına hâla vakit vardı. Oyalanıp sohbet ederken keşke bir playstation kafe olsaydı diye düşündüm.
Bu fikri daha sonra başka bir arkadaşımla konuşurken onada anlattım. Aklına yattı ve bir maliyet araştırmasına girdik ve neden olmasın deyip ayrıldık. Ben Ankara’ya döndüm o ise Bursa’da çalıştığı için Bursa’ya döndü ve günler süren telefon trafiği de başlamış oldu.
23
Kasım
2009
Bir dönem kâbus gibi geçmişti. Yeni rakipler peş peşe mağaza açmaya başlamıştı ve bu yerler için personel arayışına girmişlerdi.
Satış kadrosunda düşük maaş baremlerinde olan veya iş ortamında beklediğini bulamayan (terfi vb.) personeller ekibi terk etmek için bekledikleri fırsatı bu dönemde yakalamışlardı. Genelde mantık yerine duygularıyla karar verir, birçoğu bir süre sonra pişmanlık içinde kıvranıp dururlardı. Bu eğilimdeki personeller 3-4 kez bu davranışı sergilemedikleri sürece anlık karar vermeye devam ederler. Bu süreçte kimileri aradığı fırsatı yakalar, çoğunluk ise aynı kısır döngüde devam eder. Bir işten çıkar, diğerine, diğerine, diğerine geçer durur…
5
Kasım
2009
Erdal İnönü, SODEP’li yıllarda Deniz Baykal’la ilişkisini şöyle anlatmıştı: “Genel Başkan olduktan sonra Deniz Baykal, yanında bir iki gazeteciyle geldi. Gazetecileri içeri almadım.
Anladım ki bu bir propaganda manevrası. SODEP’e arkadaşlarıyla törenle üye olmak istediğini söyledi. Baktım ki hizip olarak girmek istiyor, ‘Ona izin veremem’ dedim.”
“SODEP’e Genel Başkan olduktan sonra Deniz Baykal benden randevu istedi. Kendisini uzaktan tanıyordum. ‘Eskiden hizip başıydı. Dikkat edin’ diye uyarıyorlardı.
11 Ocak günü geldi. Ben kapıyı açtım. Baktım Deniz Baykal ve yanında bir iki gazeteci…
Deniz Baykal’a ‘Buyurun’ dedim, baktım gazeteciler de içeri girmeye yelteniyor.
‘Yok, siz gelmeyin’ dedim.
2
Kasım
2009
Harvard Business’ta yayımlanan bir analizde, ABD’nin ekonomik canlanmasının motoru haline gelmiş olan küçük işletmelerin dev boyuttaki süper şirketlere dönüşmesi için neler yapılması gerektiği ortaya koyuldu.
Analizde, küçük işletmelerin hiç beklenmedik anlarda, inanılmaz başarılara imza atabileceği ve tıpkı Google örneğinde olduğu gibi, yeni kurulan şirketlerin sıfırdan başlayıp on yıldan kısa bir süre içinde milyarlarca dolar kâr eden şirketlere dönüşebileceği gerçeğine vurgu yapıldı. Google, ender görülen bir örnek olsa da, küçük şirketler stratejik sosyal sorumluluklarla, ürünlerinin ne olduğunun bir önemi olmaksızın güçlenebilir.
Bazen çookk sıkılıyorum. Ne yana baksam canım sıkılıyor, rutubetten nem kapar hâlde dolaşırım. Hesap yapıyorum, düşünüyorum, kıyaslıyorum sonra karamsarlığım daha çok artıyor. Son yıllarda yaptığım iş “PerakendeMan”lik dışında hep, başarısız oldum.
Peder bey her Karadenizli gibi doğuştan müteahhitti. İyi niyetle yola çıkmış, biz çocuklarına biraz para bırakmak veya en azından başımızı sokacak bir ev bırakmak için emekliliğinde bu işe soyundu. Bende bunu mantıklı buldum ve kazandığım bütün parayı bu işe yatırdım. Derken geleneksel aile şanssızlığımız sonucu, binanın bittiği dairelerin satılmaya başlandığı sırada. Ailenin diğer PerakendeMan’i abimin konfeksiyon ürünleri satan mağazası büyük bir borç ile battı. Tabi geleneksel Türk aile dayanışması sonucunda ağabeyime destek vermek için daireleri bir an evvel nakde döndürmemiz gerekiyordu ve bedelinin daha altında daireleri sattık.
İlginç bir fikir ararken aklıma yine dâhiyane bir şey geldi. İnternet üzerinden prezervatif satışı, diyeceksiniz ki ne var yani bumu “dâhiyane”.
Evet, öyle diyorum çünkü daha detayları dinlemediniz!
Satışı bitirmek için, iki seçenek olacak. Bir tanesi eğlenceli satış, diğeri ise şuan vaktim yok acele bu işi bitirelim seçeneği.
Vaktim yok acele bu işi bitirelim: Sıradan tüm sitelerde olan satış sonlandırma işlemi.
21
Ağustos
2009
Son günlerde beni en çok firmanın deneyimli bir personeli olan üst yöneticim güldürüyor. Sebebini hemen arz edeceğim.
Daha önce çalıştığım firmalarda da buna benzer izlenimlerim olduğu için, artık genel bir tutum olduğunu düşünüyorum.
İlk başta ufak bir firmada patronunuzla diz dize çalışırsınız. Ekip dar olduğu için patronunuza her zaman ulaşır fikrinizi paylaşırsınız. Hatta zaman zaman sizin söylediğinizi uyguladığı için, kendinizi çok akıllı ve becerikli hissedersiniz. Daha sonra firma ufaktan büyümeye başlar, patron artık “Genel Müdür” olmuştur. Sizlerde en yakın çalışma arkadaşları olarak, meziyetlerinize göre belirli görevlere getirilmişsinizdir.
14
Ağustos
2009
M. Serdar Kuzuluoğlu’nun İTÜ İşletme Mühendisliği Kulubü’nün organize ettiği Bilişim Teknolojileri Zirvesi’nde girişimcilik vb. konularda yaptığı eğlenceli ve ufuk açıcı sunumunu paylaşmak isterim.
Bir çok önemli konuya değindi, sizlerle sadece aşağıdakileri paylaşacağım
diğerleri aşağıdaki videoda.
Bu konuda Serdar Kuzuluoğlu web sitesinde yayınlanan yazıyada aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri – M. Serdar Kuzuluoğlu