29

Kasım
2009

Spor yazarlarına Akıl hastanesine ziyaretçi gitse kefilsiz çıkamaz

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Ropörtajlar  |  Yorum: Yok   |  225 views

Selahattin Duman

Bu röportajı niye kabul ettim, hangi akla hizmetten yapıyorum?

Aydın Bey’in Hürriyet’in başına diktiği Ertuğrul Özkök Bey’in verdiği gaz üzerine kabul ettim. Kendi kendine konuşmanın nasıl bir angarya olduğunu anladığımda iş işten geçmişti. Bir haftadan beri Ertuğrul Bey’i günde beş vakit anmam bu yüzdendir!

Bu medya denilen şeyin taa ebesinin 3’üncü sayfasına kadar yolu var.

Medyada gidişatı nasıl görüyorsunuz?

Çok iyi görüyorum… Bu medya denilen şeyin taaaa ebesinin üçüncü sayfasına kadar yolu var. Bu sektörde herkes ayrı bir cambaz olmuş. Herkesin söylemi aynı; “Biz çok temiziz, kirlenenler öbürleri.”

Böyle bir görüş doğru olamaz mı?

Olabilir ama o zaman da bunun adı “Benim anam senin ananı Hisar pavyonda görmüş” olayıdır. Bu aslında memleketin tamamı için geçerli bir formattır.
Hoppala Hasan dayı, edep yerim seyirdi. Şimdi de meseleyi memleket ölçülerine getirdiniz.

Getiririm tabii. Yüz küsur belki de iki yüz küsur yıldır kendi kendine “Biz niye böyleyiz?” sorusunu sorup da doğru cevabı bulamayan bir toplumdan söz ediyoruz. Bana göre bizim toplum sosyal bilincini kaybetmiş. Benzetmek gerekirse, şizofren teşhisi konmamış bir insan gibi. Kafa gitmiş, kayış boş dönüyor ama kendi kendine teşhis koyacak hali olmadığından bunu bilmiyor. Bu yüzden toplumdan işe yarar ortak bir akıl çıkmıyor.

Selahattin Duman Roportaj -1-30 senedir ayda 3-4 bin lirayı zor görüyor, 1 milyon Euro alanı yere çalıyor?

2

Kasım
2009

Küçük şirketler nasıl dev şirkete dönüşür?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: PerakendeMan  |  Yorum: Yok   |  1.364 views

Şirket - CorporateHarvard Business’ta yayımlanan bir analizde, ABD’nin ekonomik canlanmasının motoru haline gelmiş olan küçük işletmelerin dev boyuttaki süper şirketlere dönüşmesi için neler yapılması gerektiği ortaya koyuldu.

Analizde, küçük işletmelerin hiç beklenmedik anlarda, inanılmaz başarılara imza atabileceği ve tıpkı Google örneğinde olduğu gibi, yeni kurulan şirketlerin sıfırdan başlayıp on yıldan kısa bir süre içinde milyarlarca dolar kâr eden şirketlere dönüşebileceği gerçeğine vurgu yapıldı. Google, ender görülen bir örnek olsa da, küçük şirketler stratejik sosyal sorumluluklarla, ürünlerinin ne olduğunun bir önemi olmaksızın güçlenebilir.

30

Ekim
2009

HD Tv mi yoksa standart yayın mı?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: PerakendeMan  |  Yorum: Yok   |  11 views

LCD - Plazma - Flat EkranOnlarca televizyon arasında bütün gününüzü geçirince hep bu başlığı düşünüyor insan. Yok HDMI kablolar, insanların kollarındaki kılları bile gösteriyor vs. Ben bu tv abartmalarının biraz gereksiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü henüz bu yayınların yaygınlaşmadığı ülkemizde, bahsedilen görüntü kalitesine sınırlı sayıda kanal  ile ulaşılabiliyor.

Fakat bu yazı başlığını açmamın sebebi Hürriyet gazetesinde yayınlanan aşağıdaki yazıdır. O yüzden tv alırken onlarca özellik arasında, kafanızı karıştıran detaylara dalmayın. İhtiyacınıza yönelik ürüne odaklanın.

İyi alışverişler.

Bu araştırma çok konuşulacak


Bir araştırma, HD teknolojisiyle ilgili çok çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Okuyunca çok şaşıracaksınız…

Teknolojiyi yakından takip etmeyen birçok insanın bile üzerinde az çok fikir sahibi olduğu HD kavramı, bu teknolojiyi destekleyen monitörlerin çoğalmasıyla dünya genelinde iyice yaygınlaştı.

Yapılan yeni bir araştırma, HD yani High Defitinion teknolojisiyle ilgili çok çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. New Scients Magazine’in yaptığı ve kamuoyuna açıkladığı bu çarpıcı araştırmaya göre, kullanıcıların birçoğu aslında HD ile standart görüntüyü ayırt edebilecek donanımda değil.

İki grup halinde 30 kişi arasında yapılan araştırmada gruplara standart görüntü gösterildi. Bir grup, standart görüntüyü izlediğinin farkına varırken, bir diğer grubun ise bu görüntülerin HD kalitesinde olduğunu öne sürdü.

Diğer bir deyişle, bu araştırmayla birlikte birçok kişinin aslında standart çözünürlükteki yayınla yüksek çözünürlüklü televizyon yayınının ayrımına varamadığı ortaya çıktı.

Bu yazının Hürriyet Gazetesindeki orjinaline linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

30

Ekim
2009

Derdini telefonda uzun havayla anlattı, 6 aylık banka borcunu kapattı

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  39 views

vahap-munyarANADOLU’dan bir müşteri, Cardif Sigorta’nın çağrı merkezini (call center) aradı:

- İşten atıldım. Size kredi borcumun ödenmesi konusunda sigorta yaptırmıştım. Ödemenizi istiyorum.

Çağrı merkezindeki görevli müşterinin bilgilerini alıp kontrol etti:
- Beyefendi biz sizin için ödeme yapamayız.


- Nasıl olur?

- Bundan 8-9 ay önce bize “İşsiz kalırsam kredi borcumu siz ödeyin” diye sigorta yaptırmışsınız…


- Tamam işte…

- Ama hiç prim ödemesi yapmamışsınız. O yüzden sizin borcunuzu yatırmamız söz konusu olamaz. Kusura bakmayın.
Telefonun diğer ucunda yanık bir uzun hava başladı:


- Hele bir sorun niye primi ödemedim…

- Beyefendi lütfen…


- Beni işsiz koydular…

Çağrı merkezindeki görevli mecburen uzun havanın bitmesini bekledi. Uzun hava bitince müşteri telefonu kapattı.
Cardif Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız başkanlığındaki yönetim ekibi, durum değerlendirmesi yaparken, çağrı merkezinin ilginç kayıtlarını da dinliyordu.

Kendilerine sunulan örnekler arasında uzun hava da vardı.
Sıra uzun havaya gelince, tüm ekip dikkatle dinledi. Yılmaz Yıldız düşüncesini ortaya koydu:


- Bu müşterinin banka borcunu kapatalım.

İtiraz edenler oldu:
- Adam hiç prim yatırmamış.


- Olsun.
Çok çaresiz kalmış, derdini uzun havaya dökmüş. Ben bu müşteriyi çok samimi buldum. O yüzden ödeyelim.
- Ya adam rol yapıyorsa?


- O zaman da çok yetenekli demektir. Bizim bu müşterinin banka borcunu kapatmamızın çevresinde yaratacağı olumlu etkiyi de düşünelim.

Yılmaz Yıldız, Cardif’deki diğer yönetici arkadaşlarını ikna etti, telefonda uzun hava okuyan müşteri, hiç prim yatırmamışken, 6 aylık banka borcundan kurtuldu.

22

Ekim
2009

Teslim’iyet töreni

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  28 views

Yılmaz Özdil‘den son günlerde yaşanan olaylara farklı bir bakış açısı.

Yılmaz-ÖzdilPKK’lıların memlekete gelişi, tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve KKTC‘de törenlerle kutlandı.

Terörist olmadıkları, olsa olsa terörişko oldukları açıklanan PKK’lılar, sınır kapısına serilen kırmızı halı üzerinde, protokol tarafından, çiçeklerle karşılandı.

Yetkililerin, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılarak, çak yaptıkları görüldü. Giriş işlemlerini önceden hazırlamayarak, 4 saniye beklemelerine sebep olan memur, görevden alındı, mağdur PKK’lılardan özür dilendi, araya Ahmet Türk girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, Ahmet Türk‘e teşekkür plaketi verildi. Bando eşliğinde üstü açık arabaya bindirilen PKK’lılar, resmi geçit kortejine katılarak, halkı selamlaya selamlaya Silopi‘ye girdi. Temsili karakol baskınının gerçekleştirildiği törenlerde, temsili bir askerin, tahta tüfekle sağa sola ateş ediyormuş gibi yapması, coşkuya gölge düşürdü. Divan-ı harbe verilen askerin, akli dengesinin bozuk olduğu ortaya çıktı. 25 atletin İmralı’dan getirilen toprağı PKK’lılara sunmasının ardından, güzergâh üzerindeki devlet dairelerine molotof atıla atıla, Vilayet Konağı’na geçildi. Makam aracını PKK’lılara tahsis ettiği için yürüye yürüye gelen Vali’nin kapıda karşılamaya gecikmesi, PKK’lıları tek başına karşılamak zorunda kalan ABD Elçisi tarafından skandal olarak nitelendirildi. Sinirlenen elçi, “Bu memleketin sahibi yok mu kardeşim, her şeyi biz mi yapacağız” diye bağırdı, araya Emine Ayna girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, ona da teşekkür plaketi verildi.

Page 2 of 212

Facebook RSS Beslemesi
sponsor reklamlar

© Tüm Hakları Saklıdır - www.keyfizar.com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress seo Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!