8
Ekim
2010
Bir zamanlar internette gezerken rastlamıştım Savaş Şakar’a. Konu başlıkları ve içeriğini elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. En son aşağıdaki “Şirket İçi Politik Oyunlar” başlıklı yazıya rastladım. Kalabalık bir kadronun olduğu ortamda çalışıyorsanız bu oyunlardan nasibinizi alıyorsunuzdur. Politik olmak ile politik olduğunu düşünmek arasındaki ince farkları da yazı içeriğinde bulabilirsiniz. Kısacası; teşekkürler Savaş Şakar.
Herkes çalıştığı şirketin politik bir üyesidir ve şirket içi politikalardan, politik ilişkilerden kendini soyutlayamaz. Bazı politik durumları mideniz kaldırmayabilir, vicdanınız rahatsız olabilir, strese girebilir, kırılabilir, üzülebilirsiniz ama bu o şirketin bir parçası olmanın sonucudur.
Yaşadığınız şeyler olumsuz olmasına rağmen en azından geceleri uyuyabiliyorsanız nispeten iyi bir durumdasınız demektir. Eğer şirket içinde apolitik olursam daha iyi uyurum diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz aksine politik olarak uykunuzu hak etmeniz gerekir.
10
Aralık
2009
Yöneticinden nefret mi ediyorsun? Yâda bazen seni çileden mi çıkarıyor?
Üzerindeki bu stresi aşağıdaki oyun vasıtasıyla atabilirsin. Çeşitli ofis malzemeleriyle yöneticini dövebilir, aynı zamanda güzel vakit geçirebilirsin.
Hem de, işini kaybetmeden.
23
Kasım
2009
Bir dönem kâbus gibi geçmişti. Yeni rakipler peş peşe mağaza açmaya başlamıştı ve bu yerler için personel arayışına girmişlerdi.
Satış kadrosunda düşük maaş baremlerinde olan veya iş ortamında beklediğini bulamayan (terfi vb.) personeller ekibi terk etmek için bekledikleri fırsatı bu dönemde yakalamışlardı. Genelde mantık yerine duygularıyla karar verir, birçoğu bir süre sonra pişmanlık içinde kıvranıp dururlardı. Bu eğilimdeki personeller 3-4 kez bu davranışı sergilemedikleri sürece anlık karar vermeye devam ederler. Bu süreçte kimileri aradığı fırsatı yakalar, çoğunluk ise aynı kısır döngüde devam eder. Bir işten çıkar, diğerine, diğerine, diğerine geçer durur…
21
Ağustos
2009
Son günlerde beni en çok firmanın deneyimli bir personeli olan üst yöneticim güldürüyor. Sebebini hemen arz edeceğim.
Daha önce çalıştığım firmalarda da buna benzer izlenimlerim olduğu için, artık genel bir tutum olduğunu düşünüyorum.
İlk başta ufak bir firmada patronunuzla diz dize çalışırsınız. Ekip dar olduğu için patronunuza her zaman ulaşır fikrinizi paylaşırsınız. Hatta zaman zaman sizin söylediğinizi uyguladığı için, kendinizi çok akıllı ve becerikli hissedersiniz. Daha sonra firma ufaktan büyümeye başlar, patron artık “Genel Müdür” olmuştur. Sizlerde en yakın çalışma arkadaşları olarak, meziyetlerinize göre belirli görevlere getirilmişsinizdir.