23
Ekim
2010
Esnafın ufağına diyecek lafım yok ama sıfatının önünde “süper” tarifi olanların şerrinden ahaliyi Allah korusun.. Ya bunlarda vicdan kalmamış.. Veya Türkiye’yi çökertmek için “süper marketçi” kılığına girip durmadan etiketleri değiştiren uzaylı bir çete var..
Sinirim tepemde.. Marketten geliyorum.. Kara vicdanlılar, demlik poşet çayın doksan altılık kutusu için on bir buçuk lira fiyat çakmışlar..
Önceki yıl üç lira küsur kuruştu aynı paket..
Geçen yılın baharında tuttular, beş buçuk lira yaptılar..
Neredeyse yüzde altmış zam.. Bu yıl yaz başında aynı paketin etiketine bir göz atayım dedim.. Yedi küsur lira olmuş.. Eh yani!
O günden beri kafamda “Terlemeden mal kazanan zalimler..
Can verirken soluması zor imiş..” mealinde bir “çay yazısı” vardı..
Elimiz ona değdi, buna değdi, avarelikten bir türlü yazamadık..
Sen misin yazmayan? Bugün markette bir elim çaya gitti..
Bir gözüm etiketine.. Bir baktım benim dadandığım markanın paketi olmuş size on bir lira elli kuruş..
Bir baş soğan, biraz peynir
Kahvaltı buna denir
Bu hafta biraz dengeli beslenmeden bahsetmek istiyorum. Şimdi hemen, niye abi diye soranlarınız olur. Olucak, gençlik demek merak demek, densizlik demek. Densizliğin de güzel olduğu zamanlar olur. Yerine göre densizlik yapmak faydalıdır. Tarihe baktığımız zaman, birçok önemli icat densizlik yüzünden olmuştur. Fakat birçok muharebe de aynı densizlik olayları yüzünden olmuştur. Truva savaşı durduk yere cereyan etmemiştir. Truvalı Helen’i bilirsiniz. Çok densiz kadındı…