14
Mayıs
2010
DENİZ Bey, sizinle ilgili yazılmış ve içinde “ama” bulunmayan bir yazı arıyorum.
“Ama” burada kilit vazifesi görüyor.
Yasak savmak babında neredeyse kalıp cümle halinde “Bu kara saldırıyı, bu feci komployu, bu çirkin tezgâhı kınıyorum” dedikten sonra bir “ama” geliyor ve yazar/çizer/siyasetçi tayfası asıl fikrini ondan sonra söylemeye başlıyor.
“Ama istifa etmeli…”
“Ama bir siyasi lider bu duruma düşmemeli…”
“Ama bu ahlaksızlığı örtmeye yetmez…”
Dünyanın en temiz, en ahlaklı, en sadık, en ulvi değerlerle bezenmiş toplumuna hoş geldiniz.
“Ahlak” cümle içinde kullandığınızda sağlam ve havalı duran bir kelime, kendinizde aramadığınız sürece problem de yaratmaz.
Salla bakayım o meclisi, salla bakalım o medyayı, salla bakalım o içinden geyik sürüleri geçen memleket kahvehanelerini kaç kaset dökülür?
“Ama”ymış, peh!
Dedikoduya kılıf, röntgenciliğe zarf, ikiyüzlülüğe hediye paketi.
Ne kadar sahte. Ne kadar sahte.