14

Mayıs
2011

Bu ne la?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  215 views

Behzat Ç. diye bir dizi var… “Bizde polisiye yazılmaz… Hele Ankara’da polisiye dizi hiç çekilmez” diyen serseri ve küfürbaz takımına kapak olacak güzellikte bir dizi…

İzliyor muyum?

Denk geldikçe… Ve başarılı buluyorum.

Dizinin yazarı Emrah Serbes’i beğenirim zaten… Sağdan soldan yükselen seslere kulak vermese; “cemaatçi oldu” denildiğinde, olmadığını kanıtlamak için saçma sapan işlere kalkışmasa; “Ergenekoncu oldu” denildiğinde yine olmadığını kanıtlamak için tuhaf replikler icat etmese, daha da beğeneceğim.

Bu genç arkadaş, bu genç yaşında işi kapmış…

Dengeci takılıyor…

Bir tür “Ne sizdenim, ne onlardan… Hem sizdenim, hem onlardan” tavrıyla ucuz eyyam yapıyor, iyi olmuyor… Neden “kendisi olmayı” denemez, anlamıyorum?

17

Ocak
2011

Başbakan nereye?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  11 views

ARENA Stadı’ndaki protesto Başbakanın ve GS yöneticilerinin hiç beklemediği bir olaydı muhakkak… GS Başkanı Adnan Polat, derin bir üzüntüyle, stadın yapımında Başbakan’ın rolünü, hatta onun sayesinde yapıldığını anlatarak özür diledi.

Çirkin, kaba, kadir bilmez bir olaydı muhakkak.

Ama Başbakan bu olayı ve toplumun bazı kesimlerindeki hareketlenmeyi dikkatle okumalıdır…
Çünkü Başbakan önümüzdeki seçimlerde üçüncü defa iktidara gelecektir ve iktidarların üçüncü dönemi daima çok zorluklarla karşılaşır; evrensel bir kuraldır bu.

7

Aralık
2010

‘DEMOKRATLAR’ ARAZİ OLDU!..

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  23 views

Öğrencilere yapılan muameleye Taraf yazarı Demiray Oral da tanık olmuş..
Yazısında, ‘ben böyle vahşet görmedim arkadaş!’ demiş..
Gördüklerini şöyle anlatmış:
“ Polis önce öğrencilerin üzerine kimyasal gazı boca ediyor, sonra da yere düşmüş kıvranan, kaçma şansı olmayan gençleri eşek sudan gelinceye kadar dövüyordu… Ki eşek o gün kesinlikle sudan gelmiyordu.”
Hadise bu boyuttaysa, özgürlüklerin alanı genişletildi diye kalem oynatanlar, televizyonlara çıkıp nutuk atanlar nerede!..
Niye çıtları çıkmıyor..
Kendilerini iktidarın bir uzantısı olarak gören yazarların halini biliyoruz.. Onların sesi soluğu çıkmaz..
Eşek sudan gelinceye kadar muamelesini mazur görürler.. Aslında görmezden gelirler..
Özgürlükler türküsü çalmaya kısa bir süre ara verirler..

15

Kasım
2010

Semra Özal saçı verse de kurtulsak

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  4 views

Memleketimizin değişmeyen konularından biri de Turgut Özal’ın ölümüdür..
Eceliyle öldü mü, öldürüldü mü?
Yani vakti geldi de mi gitti
Yoksa zehir marifetiyle,  eceliyle ölmüş süsü verilerek öldürüldü mü?
Hangisi..
Bin tane tevatür var.. Ama işin aslını astarını ortaya çıkarmaya yönelik tek hamle yok..
Sanki konuşulsun, tartışılsın ama sonuç alınmasın isteniyor..
Her daim gündemde olsun..
Veya gündem boşluklarını doldursun..
Memleket tartışma sıkıntısı yaşamasın!..

19

Ekim
2010

Hoca’yı özlemiştik!

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  3 views

1973’ün yine bir ekim ayıydı. Ben ilkokul 5’e gidiyordum. CHP’nin yeni genel başkanı, değişim rüzgârı estiriyordu.
Türkiye Avrupa Birliği’ne (o zamanki adıyla Ortak Pazar’a) girmeye çalışıyordu.
Ecevit, kontrgerillanın açığa çıkarılmasını istiyordu.
MİT’in Ecevit’in telefonlarını dinlediği iddia ediliyordu.
Türkiye seçime gidiyordu.
Ve Erbakan “İktidar olacağız” diyordu.
“İktidara gelirse herkes başını örtecekmiş. Erkeklere 4 kadına kadar izin verilecekmiş” deniliyordu.
Hoca bunlara gülüyordu.

1

Temmuz
2010

Kadınlarla konuşmanın imkânsızlığı üzerine

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  21 views

SORUN sadece Rana‘yla mı ilgili yoksa burada çok daha genel bir sorundan mı bahsediyoruz bunun ortaya çıkması için yazıyorum bu yazıyı. Basit bir vaka ele alalım ve sonra işin nasıl komplike hale getirildiğini görelim. Diyelim ki karı-koca bir buzdolabı almaya karar verdik.
Benim bu eylemi gerçekleştirmem için ihtiyacım olan tek bilgi, onun nerede en ucuza satıldığından ibaret. O an ve belki de tüm hayatımı yürütmek için bile yetecek türde bilgiler bundan ibaret benim için. Ama olmuyor biraz sonra Rana odaya geliyor. Araştırmalarının sonucunu anlatmaya başlıyor. Ürünü satan şirketi anlatıyor ama bu da yetmiyor şirketin ortaklarının daha önce nerelerde çalıştıklarını, oralardan neden ayrıldıklarını ve nasıl bir araya gelip yeni şirketlerini kurduklarını da öğreniyorum ben gayri ihtiyari. Oysa ben o an ortakların hepsi tek tek öldürülseler bile buzdolaplarına dokunulmadığı takdirde bunu bile hoş karşılayabilecek, hatta bunu çok güzel bir haber olarak bile algılayabilecek durumdayım bunu fark edemiyor Rana. Daha sonra ortaklar hakkında çıkmış olan dedikoduları anlatıyor; aralarında çapkın olan varsa benden adamın sevgilileri hakkında fikir bildirmemi istiyor. Adamın çok zevkli olduğunu düşünsem içimden helal olsun be adama diye düşünsem bile ben yine de gereksiz komplikasyonlara neden olmamak için susuyorum. Eğer insaflı günündeyse bazen o noktada asıl önemli meseleye gelip fiyatı söyleyebiliyor bana. Ama bazı durumlarda da o aşamada Türk ve dünya ekonomisine ve global dünyada buzdolabı piyasasının durumuna da geçebiliyor. Anlayacağınız kadında sadede gelelim nosyonu sıfır. Ben bunun sadece Rana‘ya özgü değil evrensel bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Güngör-UrasCHP önemli bir parti. Eski başkanı değişiyor. Yeni başkan geliyor. Partiler halka hizmet için kurulur. Parti üyeleri, halka daha iyi hizmet aşkı ve iddiasıyla başkanlığa soyunur.

Halka hizmet için (1) Halkın sorunlarını tesbit etmek (2) Bu sorunlara çözüm getirecek politikaları oluşturmak gerekir.

Halkın temel ve ortak sorunu, iştir, aştır, huzur ve güvendir. Bunlar ancak üretim artışı ile gerçekleşir. Üretim kaynak (gelir) yaratır. Ülkenin büyümesinin, halkın refahının önünü açar. Partilerin başındakilerin ve partilerin yöneticilerinin sorumluluğu, partinin çizgisi doğrultusunda halka hizmet verme arayışında ekonomik ve sosyal politikaları belirleyecek kadroları oluşturmak ve çalıştırmaktır. Bu kadroların çalışmalarını değerlendirmektir.

21

Mayıs
2010

Türk olmak kaza mı, kader mi?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  18 views

Zavallı Türkiye Başbakan Zonguldak’a gidiyor ve kömür madeninde ölenlerin yakınlarına yaptığı konuşmada, “Bu yörenin insanları aslında bu tür olaylara alışık” diyor.

Metin-Münir“Zonguldak bölgesinde bu tür olayları yıllardır yaşadık.”

“Bu mesleğin kaderinde maalesef bu var” diyor.

“Bu mesleğe giren kardeşlerim bunu bilerek giriyorlar.”

Teselli bekleyen insanlara söylenecek laf mı bu?

Siz bu işler alışkınsınız, onlar da er geç öleceklerini biliyorlardı.

Fazla tantanaya gerek yok.

Hadi herkes evine.

5

Kasım
2009

Deniz Baykal güvenilmez biri

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  59 views

Can-DündarErdal İnönü, SODEP’li yıllarda Deniz Baykal’la ilişkisini şöyle anlatmıştı: “Genel Başkan olduktan sonra Deniz Baykal, yanında bir iki gazeteciyle geldi. Gazetecileri içeri almadım.
Anladım ki bu bir propaganda manevrası. SODEP’e arkadaşlarıyla törenle üye olmak istediğini söyledi. Baktım ki hizip olarak girmek istiyor, ‘Ona izin veremem’ dedim.”

“SODEP’e Genel Başkan olduktan sonra Deniz Baykal benden randevu istedi. Kendisini uzaktan tanıyordum. ‘Eskiden hizip başıydı. Dikkat edin’ diye uyarıyorlardı.
11 Ocak günü geldi. Ben kapıyı açtım. Baktım Deniz Baykal ve yanında bir iki gazeteci…
Deniz Baykal’a ‘Buyurun’ dedim, baktım gazeteciler de içeri girmeye yelteniyor.
‘Yok, siz gelmeyin’ dedim.


Facebook RSS Beslemesi
sponsor reklamlar

© Tüm Hakları Saklıdır - www.keyfizar.com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress seo Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!