26
Temmuz
2009
Şeyh Edebali’nin nasihatine bir çok yerde rastlamışsınızdır. Yönetici olan veya olma iddiasında olanların kulağına küpe yapması gerekenleri sayıyor. Arada bir okumakta ve hatırlamakta fayda var.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Prim Sistemleri
Prim sistemleri genellikle basit, anlaşılır ve kolay hesaplanabilir olmalıdır. Birçok işyerinde bazen matematik profesörlerinin bile çözemediği formüller, çarpanlar vb. hesaplardan sonra satıcının primi ortaya çıkmakta. Aslında bu tarz formüller arka planda mutlaka olmalı, sonuçta ticari bir kurumdan bahsediyoruz ve bütçe dengeleri her zaman korunmalı.
Fakat personele vereceğimiz prim hesaplaması çok basit olmalı. Ör: Kotan 5 TL, bu rakamdan sonra yapacağın her satıştan %0,2 prim kazanırsın veya mağaza hedefimiz 100 bunu yapınca her satışçı ciroya katkı yüzdesi kadar 10 Tl’lik prim pastasından payını alacak gibi. Bu verdiğim örnekler çok basit biliyorum ama motive etmek istediğimiz personeller, prim sistemini bu kadar basit ve elde edilebilir olarak görmek istiyor. Sonuna kadar da haklılar. Herkes anladığı kadarıyla vardır. Siz istediğiniz kadar mükemmel bir sistem kurun karşı taraf bunu anlamadıysa başarı imkânsızdır.
Yemek içecek sitelerindeki animasyon, oyunlar ve diğer eğlence materyallerine bayılıyorum.
Daha önce Sütaş’ın “Nasıl Bir Yoğurt Seversiniz?” anketinden bahsetmiştim. Bu seferde Calve’nin internet sitesindeki Bowling oyununu tavsiye edeceğim. Oyunu eğlenceli kılan canlı lobutlar ve canlı top ile oynanması. Sayı yapmak zor ama ıskaladığınızda lobutların yüz ifadesi ve hareketleri çok eğlenceli.
Oyun internet üzerinden oynanıyor ve çok fazla gereksinime ihtiyaç duymuyor. (Tüm web tabanlı oyunlarda olduğu gibi) Bu arada atış için mouse’un sol tuşu yerine, klavyenizin boşluk çubuğunu kullanırsanız daha başarılı olabilirsiniz. Hediyeli olan bu oyundan yüksek puan alırsanız belki sizde kazanırsınız.
Oyuna http://www.calve.com.tr adresinden girebilirsiniz.
İyi eğlenceler.
13
Haziran
2009
Microsoft’un X Box için geliştirmeye başladığı Natal projesi oldukça ilginç. Nintedo’nun yeniliklerinden sonra bir adım daha atılmış gözüküyor. En azından artık bilgisayar başında oturup pineklemektense, artık bizlerde oyundaki kahramanlar kadar yorulacak gibiyiz.
Aşağıda bu konuyu Çağatay Aktürk ve Murat Nahcivanı oldukça muzip bir şekilde tartışıyor.
Ama kafam bulandı bu proje nedir tam anlamadım diyorsanız sade ve düzgün anlatımı bir alttaki videoda.
25
Mayıs
2009
Geçen hafta bu tartışma ile geçti. İki gazeteci grubu bir birini sözle taciz ediyor, bırakın ekranı en cahil bireylerin sokakta bile bir birine söylemeyeceği ağır ithamlar ile öfke kusuyordu.
Bu tartışmanın gösterdiği aslında her iki tarafında bir birine ne kadar tahammülsüz ve sabırsız olduğuydu. Düşünsenize sakin bir şekilde bir saat aynı oda da kalamayan gazeteciler. Bunlar kendilerini aydın, her şeyi bilen, her derdin çözümü kendilerinde olan muhteşem insanlar olarak satıyor. Gazete köşelerinde ve televizyon ekranların da boy gösteriyorlar.
Sözde iki farklı zihniyetin temsilcileri bir konu üzerinde tartışacak. Halbuki ortada gazeteci değil iki ayrı mahallenin kabadayıları racon kesyior.
Bir zamanlar www.tembel.cjb.net adlı bir internet sitem vardı. Aşağıdaki kısa yazıları, mız mız adlı sürekli değişen bir sistemle siteye eklemiştim. Bu yazıları yeni sitemde tekrar yayınlamak istedim.
En sevdiğim filmlerden biri Big Lebowsky’dir. Bu filmi tembelliğe övgü ve saygı filmi olarak da tanımlayabiliriz. Hiçbir sinema kahramanı herhalde bu kadar tembel olamamıştır.
Fenerbahçe kazanmaya başlayınca tam bir fanatik olurum. Kaybettiğinde ise takım tutmadığımı ve onların top peşinde koşarak para kazandığını ve benim elime ise hiçbir şeyin geçmediğini yüksek sesle herkese anlatırım. Uyan ey ahali…
Film izlerken elimden geldiğince dublajsız, alt yazılı filmleri tercih ederim. Çünkü çekim sırasında aktörün o ruh haliyle tonlamalarıda filme ayrı bir zevk katıyor ve değişik tuhaf aksanlarıda duymuş oluyorsunuz. Bu filmleri çok dikkatli izlerim. Tek kötü yanı bildiğim İngilizce bir kelimeyi söylediklerin de, adamın bir araba lafını anlamış gibi sevinip tüm konsantrasyonumu kaybetmem.
16
Mayıs
2009
Geçen gün genç bir “Türk” arkadaşıma sordum.
“Tanrı’ya inanıyor musun?”
“Evet.”
“Tanrı gelip sana, Kürtlerle Türkler ayrılırlarsa, bu ülkedeki bütün insanlar çok iyi yaşayacaklar, çok zengin ve mutlu olacaklar dese, bizzat Tanrı sana söz verse, Kürtlerin ayrı bir ülke kurmasına razı olur musun?”
Sustu.
“Razı olurum” diyemedi.
O zaman ona sordum.
“Peki, sen aslında insanların iyi ve mutlu yaşamalarını istemiyor musun? Asıl amaç bu değil mi?”
Bakışlarından anladım ki asıl amaç “insanların daha iyi yaşaması” değil.
Şimdi milliyetçilerle ulusalcılar hemen delirmesinler, bu konuşmada vurgu “bölünmekte” değil, bu konuşmada vurgu “insanların daha iyi yaşamasında”, bütün bu kavgaların, mücadelelerin, savaşların nedenini daha net kavramakta.
Sadece o genç adamla konuşmak bile gösteriyor ki bu ülkedeki siyasi çekişmelerin odak noktası “daha iyi yaşamak” değil.
8
Mayıs
2009
Yukarıdaki soru detay gibi gözükse de aslında birçok sorunuzun cevabı olabilir veya aklınıza bile gelmeyen soruları kendinize sormanızı sağlayabilir.
Yeni bir iş kuruyorsanız veya bir firmada çalışıyorsanız. İlk başta yapmanız gereken en iyi olmaya çalışmak değil, öncelikle rakiplerinizden (Aynı işi yapan firma, mesai arkadaşınız vb.) daha iyi olmaya çalışmak olmalıdır.
Hedefinizi koyarken belirli bir sistematik içinde düşünüp, doğru hedefe adım adım yaklaşmalısınız. Düşünün bir işyerinde çalışmaya başladınız. Oradaki en iyi personel olma çabası içindesiniz, bu birçok insana itici gelebilir. Bu durumun birçok sebebi olabilir, ama en önemlisi sürüye yeni katıldığınız için sizi benimsememiş olmalarıdır. Buda size bilgi aktarmalarını engelleyecek ve gelişmenizi yavaşlatacaktır. O yüzden önce ekibin parçası olmaya çalışın. (İşini düzgün yapan ekibin, diğerlerinin değil!)
22
Nisan
2009
Firma içinde öneri veya fikirleri değerlendiren bir komisyon oluşturulmuştu. ( Birkaç kişiydi ama bir kişiye siz yazılı olarak önerinizi yolluyordunuz. Oda bu fikri tutmadıysa size teşekkür ediyordu.) Kısacası bu önerileri şuan için uygulamadılar.
Ben ısrarlıyım aşağıdaki uygulamalar özellikle şanslı il uygulaması satışı artırıcı bir uygulama olacaktır. Müşteri talebini ölçmek ve yeni müşteri kazanmak için fırsat yaratacaktır.
Genel müdürümüze yazdığım yazıyı sizle paylaşmak istedim.
Unutmayın uygun zemin bulunduğunda her öneri söylenmelidir, uygulanıp uygulanmadığı ayrı bir konu.
1. Banner ortaklığı
2. Şanslı il uygulaması (Mağazaların olmadığı iller için uygun fiyatlı ürünler)
Banner Ortaklığı : Bu sistem uzun yıllardır alışveriş sitelerinin, bir çok internet sitesinde kampanyaları duyurmak için kullandıkları bir yöntem. Yaptırılan alışveriş karşılığında kârlılığın paylaşımını esas almaktadır. (Çok ufak bir kârın verilmesi)
Bannerlarınızı sitelerinde yayınlamak isteyen webmasterlar sitemize üye olarak reklam duyularımıza talip olurlar. Bu site içeriği uygun ise bizden alacağı reklam kodlarını internet sitesinde uygun bulduğu kısımda yayınlar. Bu linke tıklayıp gelinir ve satış gerçekleşir ise, satış üzerinden komisyonu verilir. Bu komisyonlar belli bir miktara ulaşınca (Ör:50YTL) üyenin hesabına bu para transfer edilir.
Son yıllarda blog satıcılarıda elektronik ürünler hakkında görüşlerini belirtmekte ve satış için yazılarında reklam bannerları bulundurmaktadır.
Şanslı İl Uygulaması : Mağazamızın olmadığı illerinde ilgisini çekmek ve basında farklı bir kampanya ile yer almak için uygulanabilecek bir proje diye düşünüyorum.
Mağazalarımızın olmadığı illerde günlük kampanyalar, ekstra indirimler ile satılabilir.
Hangi ilin şanslı il olmasını istersiniz veya hangi ürünün kampanyalı olmasını istersiniz anketleri ile katılımcı ilgisi arttırılabilir. Bu sayede talebe göre uygun ürün bulunup kampanya düzenlenebilir.