12
Ekim
2010
Emir, ya da yeni adı her neyse Kusturica, çekti gitti. Yaptığı en doğru hareket de bu oldu. Ama Antalya Belediye Başkanı Mustafa Akaydın Hocam haklı. Altın Portakal’ın üzerine bir kir, bir leke, bir gölge düştü. Ne var ki bu lekeyi düşürenler, bu “Çirkin” adamı “Protesto” değil, “Davet” edenler..Ve de başta Jüri Başkanı Kadir İnanır, bu daveti savunanlar.
Bakın.. Bir defa şunu kafamıza koyalım.. Eğer demokrasiden söz ediyorsak, demokrat lafını ağzımızdan düşürmüyorsak, ilk yapacağımız şey, “Protesto” sözünü özümlemektir. Her ama her fikri özgürce savunabilmek ne kadar demokrasi şartıysa, her ama her fikri protesto edebilmek de ayni ölçüde demokratlık gereğidir. Protesto özgürlüğü olmadığı zaman, demokrasiden söz etmek mümkün değildir.
Şiddet kullanmadan, çevreye zarar vermeden, başkalarının özgürlüklerini engellemeden yapılan protestoya izin vermezsek, insanları, sorunların demokratik yollarla çözüleceğine nasıl inandırırız?.
Son günlerin fotoğraflarına bakın..
23
Mayıs
2010
Bir zamanlar çok bilinen sorulu cevaplı bir bilmece vardı.
Şöyleydi:
S- Dünyanın en kısa üç kitabı hangileridir?
C- “Arjantin’in Demokrasi Tarihi”, “İngiliz Mutfağı”, “Alman Mizah Edebiyatı”…
Bu bilmece güncelleştirilse, listeye bir kitap daha eklemek mümkün olur sanıyorum…