29

Nisan
2011

Ben sinemacı değil sosyalist doğdum

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Ropörtajlar  |  Yorum: Yok   |  108 views

Yüzlerce milletvekili adayı içinde en çok dikkati çeken isimlerden biri olan sinemacı-yazar Sırrı Süreyya Önder, kucaklayıcı bir dille seçmenin karşısında… Önder’le YSK’nın kararını, Güneydoğu’da yaşanan gerginliği, bölünme paranoyasını konuştuk…

İnsaf çarşısında buluşalım” diyor, “Kelimeleri hoyratça kullanmayalım” diyor, “Hayat bizi tekzip etmez inşallah” diyor. Sırrı Süreyya Önder’in sırrı samimiyetinde, seçtiği, kullandığı kelimelerde… BDP’nin İstanbul 2. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı olan Önder Türkiye’nin ihlaller ülkesi olmasından kurtulmasını istiyor. Sihirli bir formülü yok, elinde yine kelimeleri var, diyor ki: “Kibiri bir yana bırakacağız, bu ülkeyi gül bahçesine döndüreceğiz!”

Nasıl geçiyor günleriniz?

Kaosla. Daha bir türlü kampanyayı başlatamadık. Kitleyi teskin etmeye, yatıştırmaya, süreci barış çizgisinden hiç kopartmamaya yönelik muazzam bir seferberlik halimiz var.

25

Aralık
2010

Hayri Hoca

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  37 views

Onunla tanıştığımda 15 yaşındaydım. Benden epey büyüktü. Ama kendisine “abi” dediğimi hiç hatırlamıyorum. Çünkü o çevresindeki herkes için “Hoca“ idi, yani “Hayri Hoca“. Aramızda sadece yaş farkı yoktu: Ben o tarihte, sol hareketler için “egemen sınıf”ı temsil eden Galatasaray Lisesi’nde okuyordum, yani “burjuva“ydım; oysa İstanbul’un o dönemde “kenar mahalle” olarak bilinen semtlerinden Hasköylü’ydü, yani “halk çocuğu“ydu. Ama Hayri Hoca, romanlardaki gibi bir devrimciydi, insanlar arasındaki eşitsizlikleri önemsemez, bunları ortadan kaldırmak için samimi olarak çaba sarfederdi. Benim gibi Galatasaray Liseli “burjuva”larla dalga geçtiği doğrudur ama Hasköy, Okmeydanı, Kasımpaşa gibi mahallelerde bizlerin önünü en fazla açan kişilerden biri de o olmuştur.
Sizleri kendi hikâyemle daha fazla meşgul etmek istemem, çünkü Hayri Hoca’nın hikâyesi çok ama çok önemli ve hepimizin bir şekilde bu hikâyeden haberdar olması gerekiyor.

13

Mayıs
2010

Lidere ağıt mı, yoksa Kerbelâ töreni mi?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  21 views

CHP’de Deniz Baykal’ın istifasından sonra ağlamalar, sızlamalar, gözyaşları ile dolu feryadlar devam ederken şimdi de açlık grevleri başladı.

Murat_BardakciMaltepe CHP Gençlik Kolları’nın bazı üyeleri, Baykal’ın genel başkanlığa dönmesi için çadır kurup açlık grevine gitmişler, Maltepe’nin CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Zengin de çadıra girip greve katılmış.

İş nerede ise, İran’ın doğusundaki Meşhed’de her 10 Muharrem’de yapılan Aşurâ Günü merasimlerinde Kerbelâ şehidlerini anmaya benzemek üzere… “Meded yâââ İmâm!” yerine “Yetiş yâââ Baykal” deyip ellerindeki zincirlerle sırtlarını kan içerisinde bırakıncaya kadar dövünecekler, hattâ bazıları İmam’a kavuşmak için kendi kendilerini hançerlemeye bile teşebbüs edecek… Deniz Bey bütün bunlara rağmen dönmeye yine de ikna edilemezse, yapılacak herhalde tek bir iş kalıyor: Budist rahiplerin bir zamanlar çok moda olan protesto biçimleri örnek alınacak, “Bizi bırakmaaaa!” diye haykırıp, meydanlarda üzerlerine benzin döküp intihara kalkışacaklar.

2

Ekim
2009

Susacak mısınız?

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Bir Yazar Bir Yazı  |  Yorum: Yok   |  32 views

ahmet-altanBazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır.

Şu Ceylan’ın korkunç hikâyesine bakın, Türkiye’yi göreceksiniz.

Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke.

Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, “Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım” diyordu.

Ceylan’ı vuran roket o “açılımın” içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz.

Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey.

“Anne, bana makarna pişirsene” dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması.

Bu kadar basit işte.

O kızın ölmemesi açılım.

Buna karşı mısınız?

Bunun içini boş mu buluyorsunuz?

Aslında bu soruları Baykal’la Bahçeli’ye Başbakan Erdoğan’ın sorması gerekiyordu.

Onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor.

Başbakan, o roketin bir askerî birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.

gudumlu_roketGazze’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkmak kolay.

Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın siz.

Nedir bu sessizliğiniz?

Kürsü kürsü dolaşıp bağıran Erdoğanlara, Baykallara, Bahçelilere ne oldu?

Zor değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?

“Dağa çıkarım” diye bağırıyordu Bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter.

Bağırmak ne kolay Devlet Bey, bağırmak ne kolay.

Bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular.

Sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun.

Bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?

Susuyorlar.

10

Mayıs
2009

Soner Yalçın okuma keyfi

Yazar: Keyfizar  |  Kategori: Günlük  |  Yorum: Yok   |  12 views
soner-yalcin

Soner Yalçın

Sürekli aynı şeyleri okuyup, dinlemekten sıkıldığımdan mı? Yoksa her zaman ilginç bir şeyler bulup köşesinden yazdığından mı bilemiyorum. Ama sürekli Soner Yalçın’ın köşe yazılarını takip ediyorum. Bu hafta Türklerin sosyalizm ile tanışması ile ilgili bir yazı yazmış.

Yazının en ilginç kısımlarından birinde sosyalizmin iyi anlaşılabilmesi için o zamanki münevver şahsiyetlerin yazılarında kullandıkları örneklerden birini vermiş.  Bu gün bakınca oldukça komik gözükse de, yıllar sonra bizim söyleyip anlatmaya çalıştıklarımızda torunlarımız tarafından komik olarak addedilecektir diye düşünüyorum.


Facebook RSS Beslemesi
sponsor reklamlar

© Tüm Hakları Saklıdır - www.keyfizar.com
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress seo Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!