
Ahmet Altan
Tuhaf bir gündü dün.
İtalya’nın kredi notunun düşürüldüğü sırada, Türkiye’nin yerel para cinsinden kredi notu yükseltilmişti.
Amerika’nın bile kredi notunun düşürüldüğü bir kriz ortamında Türkiye yeryüzünde olağanüstü bir ekonomik başarının temsilcisi olarak duruyordu.
Böylesine zor bir zamanda böylesine müthiş bir başarı gösteren ülkenin başkentinde, üstelik de o başarının tescil edildiği gün bir bomba patladı.
Üç ölü, otuzdan fazla yaralı.
Parçalanmış gencecik insanlar.
Bütün dünya ajanslarının birinci haber olarak geçtiği bir felaket.
Henüz bu alçaklığı kimin yaptığı, bir okulun tam karşısına ve şehrin göbeğine kimin bomba koyduğu bilinmiyor.
10
Temmuz
2011
Türk solu 2011 seçimlerinde Kürt hareketinin şemsiyesi altına sığındı. Oysa bu hareketin çıkışı, yıllar önce Türk sosyalistlerinin ve solcularının şemsiyesi altında başlamıştı. Türk solcuları/demokratları, etnik siyaset yapan ve (ne kadar inkar ederse etsin) ayrılıkçı bir karakter taşıyan bir harekete neden destek verir? Bunun cevabı yıllar öncesine uzanıyor.
Bu seçimin yıldızı Sırrı Süreyya Önder’i, biraz da şivesinden olsa gerek önceleri Kürt zannediyorduk. Oysa kampanya boyunca ‘Adıyamanlı bir Türk ailenin çocuğu’ olduğunu defalarca tekrarladı durdu. Seçim konuşmalarındaki şu sözüyse unutulmadı. ‘Evet ben bir Türk’üm ama bu mesele (Kürt sorunu) çözülünceye kadar Kürt’üm.’
Yani siyasal bir tavır olarak Kürtleştiğini ilan ediyordu. Nuray Mert de onu yalnız bırakmadı. Trabzonlu bir ailenin kızı olan Nuray Mert de sol siyaset yapabilmenin tek zemini olarak gördüğü Kürt hareketine uzandı. Mitinglerine katıldı, zafer işaretlerini eksik etmedi. Türk sosyalisti Levent Tüzel ve Balıkesirli bir 68′li Ertuğrul Kürkçü’yü de ekleyin bu listeye…
3
Temmuz
2010
DENGESİ, odağı olmayan, mesaj kaygısı taşımayan kaosa teslim olmuş bir yazı denemesi yapacağım. Hani kahvede konuşur gibi…
Müsaadenizle…
Kemal Kılıçdaroğlu, Irak sınırının en uç noktasına niye gidiyor? Başbakan Erdoğan gibi çömelmeyecekmiş! Orada ayakta durulsa ne olur durulmasa ne olur? Askerinin dik dolaşamadığı, sürünme pozisyonunda düşman beklediği gerçeğini hangi siyaset adamı değiştirebilir? Türkiye’de son durum şudur: Çoban sandıklarınız asker şehit eder. Terörist sanılan çobanları da (ya da köylüleri) asker öldürür! İki ateş arasında kalanların ise canı çıkar!
3
Temmuz
2010
RİZE‘nin AKP‘li Belediye Başkanı, ikinci eşlerin “devlet teşviki” ile Doğu’dan alınması halinde “terörün 30 sene içinde biteceğini“ söyleyince kızdılar…
Bence kızılacak bir şey yok…
Hâkim zihniyet bu…
Peki nasıl olacak bu iş?..
“Devlet teşviki” ile diyor…
Bir tek burasını anlayamadım; devletin bu gibi durumlarda “teşviki” nasıl olabilir?..
Hani devlet Doğu’ya diyelim ki fabrika bacası “dikene” nasıl teşvik veriyorsa belki öyle…
6
Kasım
2009
İnanamıyorum!..
Atatürk gibi bu milleti harcıyla, çimentosuyla birleştirip, bütünleştiren ondan bir ümmet değil bir millet yaratan muhteşem bir liderin, büyük bir önderin ölüm yıl dönümünde neler konuşuluyor?..
Kürt açılımı tartışmaları 10 Kasım’da başlatılır mıymış?..
Ya ne zaman başlatılacaktı?..
Atatürk gibi bir öndere yakışan bu değil midir?..
Atatürk bugün yaşasaydı, yarattığı bu milletin bağrından çıkan evlatların 25 yıldır halen savaştıklarını görseydi, “Ey millet ben sizin birbirinizle savaşmanız için mi savaştım?..” demez miydi?…
Mustafa Kemal gibi, geleceği gören, pragmatist, reel politiği dibine kadar hatmetmiş ve bir millet yaratmış lider “Hayır, hiçbir şey yapmayın… Yerinizde oturun, 30 yıl daha aynı terörle mücadele ediyoruz diye oturduğunuz yerde sayın..” mı derdi acaba?..
22
Ekim
2009
Yılmaz Özdil‘den son günlerde yaşanan olaylara farklı bir bakış açısı.
PKK’lıların memlekete gelişi, tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde ve KKTC‘de törenlerle kutlandı.
Terörist olmadıkları, olsa olsa terörişko oldukları açıklanan PKK’lılar, sınır kapısına serilen kırmızı halı üzerinde, protokol tarafından, çiçeklerle karşılandı.
Yetkililerin, gözyaşlarıyla birbirlerine sarılarak, çak yaptıkları görüldü. Giriş işlemlerini önceden hazırlamayarak, 4 saniye beklemelerine sebep olan memur, görevden alındı, mağdur PKK’lılardan özür dilendi, araya Ahmet Türk girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, Ahmet Türk‘e teşekkür plaketi verildi. Bando eşliğinde üstü açık arabaya bindirilen PKK’lılar, resmi geçit kortejine katılarak, halkı selamlaya selamlaya Silopi‘ye girdi. Temsili karakol baskınının gerçekleştirildiği törenlerde, temsili bir askerin, tahta tüfekle sağa sola ateş ediyormuş gibi yapması, coşkuya gölge düşürdü. Divan-ı harbe verilen askerin, akli dengesinin bozuk olduğu ortaya çıktı. 25 atletin İmralı’dan getirilen toprağı PKK’lılara sunmasının ardından, güzergâh üzerindeki devlet dairelerine molotof atıla atıla, Vilayet Konağı’na geçildi. Makam aracını PKK’lılara tahsis ettiği için yürüye yürüye gelen Vali’nin kapıda karşılamaya gecikmesi, PKK’lıları tek başına karşılamak zorunda kalan ABD Elçisi tarafından skandal olarak nitelendirildi. Sinirlenen elçi, “Bu memleketin sahibi yok mu kardeşim, her şeyi biz mi yapacağız” diye bağırdı, araya Emine Ayna girdi, tatsızlığın büyümesini önledi, ona da teşekkür plaketi verildi.