3
Mart
2010
Bir gün arkadaşımla beraber Ankara’dan, İstanbul’a giderken havaalanında rötardan dolayı uzun süre beklemek zorunda kaldık. Bir bankanın Lounge’ına girmek istediğimizde ise benim o bankaya ait kartım olmadığı için ekstra ücret istediklerinden girmekten vazgeçtik.
Fakat uçağın kalkmasına hâla vakit vardı. Oyalanıp sohbet ederken keşke bir playstation kafe olsaydı diye düşündüm.
Bu fikri daha sonra başka bir arkadaşımla konuşurken onada anlattım. Aklına yattı ve bir maliyet araştırmasına girdik ve neden olmasın deyip ayrıldık. Ben Ankara’ya döndüm o ise Bursa’da çalıştığı için Bursa’ya döndü ve günler süren telefon trafiği de başlamış oldu.
21
Ağustos
2009
Son günlerde beni en çok firmanın deneyimli bir personeli olan üst yöneticim güldürüyor. Sebebini hemen arz edeceğim.
Daha önce çalıştığım firmalarda da buna benzer izlenimlerim olduğu için, artık genel bir tutum olduğunu düşünüyorum.
İlk başta ufak bir firmada patronunuzla diz dize çalışırsınız. Ekip dar olduğu için patronunuza her zaman ulaşır fikrinizi paylaşırsınız. Hatta zaman zaman sizin söylediğinizi uyguladığı için, kendinizi çok akıllı ve becerikli hissedersiniz. Daha sonra firma ufaktan büyümeye başlar, patron artık “Genel Müdür” olmuştur. Sizlerde en yakın çalışma arkadaşları olarak, meziyetlerinize göre belirli görevlere getirilmişsinizdir.
İş hayatına ilk atıldığınızda artık etrafınızda bildiğinizin haricinde başka bir dilin konuşulduğunu duyarsınız. Önce size komik gelir, hatta ne gerek var bunlara dersiniz. Onun yerine şunu deseler derken, bir bakmışsınız o iş ağzını bir süre sonra farkında olmadan sizde kullanmaya başlamışsınız. Bunlardan bazılarını aşağıda cümle içinde kullandım ki, iş hayatında toy olmadığınız yeterince tecrübeli olduğunuz sanılsın. Bu kelimelerin gerçek anlamını zaten pek kimse bilmiyor, ama ne anlatılmak istendiği o camia tarafından kesinlikle anlaşılıyor. Zaten önemli olan anlaşmak değil mi? Buyurun size profesyonel iş jargonunu ve cümle içinde kullandığım örnekler.
3
Temmuz
2009
Tüm erkek çalışanların sabah kabusu traştan sonra, yaptığı iş olan kravat yapma ile ilgili görüntülere www.uzmantv.com sitesinde rastladım.
Her sabah yaptığım kravat bağlama tekniğinin adını söylemek bile yapmasından daha uzun sürüyor.
Bu arada benim tekniğim “Four in Hand”
Windsor
28
Mayıs
2009
Kalabalık bir iş yerinde çalışıyorsanız, mutlaka bu takım oyunlarıyla gönüllü veya gönülsüz bir şekilde tanışmışsınızdır. En yaygın olanları Futbol, Bowling, Karting, Paintball vs.
Yeni alınan personeller aldıkları eğitimler ve takım çalışması gibi kavramlar yüzünden bu oyunların tadını da çıkaramaz oldu. Artık paintball sadece paintball değildir. Orada kendinizi göstermeniz ve nasıl organize ettiğiniz, liderlik yapıp yapmadığınız gibi şeylerin izlendiği zannedilir. Doğal davranmaktan vaz geçilir.
Bu profesyonel yaklaşıma tabiî ki karşı çıkmıyorum. Firmamızda profesyonel bir firma tarafından yapılan Assesment Center (Değerlendirme Merkezi) uygulamasının sonuçlarının ne kadar faydalı olduğunu inkâr edemem.
25
Mayıs
2009
Geçen hafta bu tartışma ile geçti. İki gazeteci grubu bir birini sözle taciz ediyor, bırakın ekranı en cahil bireylerin sokakta bile bir birine söylemeyeceği ağır ithamlar ile öfke kusuyordu.
Bu tartışmanın gösterdiği aslında her iki tarafında bir birine ne kadar tahammülsüz ve sabırsız olduğuydu. Düşünsenize sakin bir şekilde bir saat aynı oda da kalamayan gazeteciler. Bunlar kendilerini aydın, her şeyi bilen, her derdin çözümü kendilerinde olan muhteşem insanlar olarak satıyor. Gazete köşelerinde ve televizyon ekranların da boy gösteriyorlar.
Sözde iki farklı zihniyetin temsilcileri bir konu üzerinde tartışacak. Halbuki ortada gazeteci değil iki ayrı mahallenin kabadayıları racon kesyior.
18
Mayıs
2009

Hüsamettin Cindoruk
Hüsamettin Cindoruk Demokrat Parti genel başkanlığına seçildi. Yurdum insanı denize düşen yılana sarılır misali, mazininde etkisiyle ve aldığı coşkuyla H. Cindoruk’u genel başkan yaptı.
Düşünüyorum da rahmetli Ecevit’te DSP genel başkanlığında hiçbir siyaset geliştirmeden onlarca yıl bekledikten sonra konjonktür tanrılarının da yardımıyla başbakan olmamış mıydı? H. Cindoruk’ta sabırla beklerse neden olmasın? Sabırla koruk bile helva olur* demiş bir milletin çocuklarıyız biz.
22
Nisan
2009
Yine sıkıcı bir toplantı yapılacaktı ve toplantı davetinin (veya tartışma) benim tarafımdan yapılması istendi. Fakat sürekli kısır toplantılardan sıkıldığım için aşağıdaki gibi bir ön yazı yollayıp, sayım sistemi hakkındaki fikirlerini toplantı öncesi bana göndermelerini ve maillerde bu fikirleri tartışmaya açmalarını istedim.
İşte sizlerle ilk olarak bunu paylaşmak istedim.
“Yaz tatillerini çok severim ve bu süre içerisindeki her an, tembellik hakkımı sonuna kadar kullanırım.