En sevdiğim şeylerden biriside çevremde olan bitenleri dinlemektir.
İnsanlar ne konuşuyor?
Dertler ne?
Neyle eğleniyorlar?
Hâla içimdeki girişimcilik açlığını doyuramadığım için, bir gün bu insanların ihtiyaçlarını tam olarak anlayabilirsem (tabi sermayemde olursa) iyi bir girişime imza atabilirim diye düşünüyorum. Buna katılmayan pek çok arkadaşım var ama sermayeniz olmayınca belki de kendimi kandırmak için hep bu tezi savunurum. Neyse bu günkü hikayenin girişimcilik ile pek ilgisi yok zaten.
Boyner holdingin internetteki e-ticaret girişimi. www.morhipo.com
Cem Boyner’e yakışan şekilde iddialı bir giriş ile Türk piyasasına girdi. İşin başına da Kaan Dönmez’i geçirmiş.
Cem Boyner’i piyasaya getirdiği yenilikler başarılı iş girişimleri ile zaten biliyoruz. Neredeyse her yaptığı işten olumlu tepkiler alıp yoluna devam etti. (Bir zaman YDH hareketi ile yaşadığı hayal kırıklığını saymazsak.) O yüzden Cem Boyner’i hiç tanımadığım hâlde hep onun yapacağı işlerde bir yenilik, büyük devrim beklerim.
23
Mart
2011
www.bobiler.org adresindeki muhteşem montajlar (Monteler) sürekli takip ediyorum. Bu aralar siyasetçilere taktım, baktım ki başbakanın oldukça montesi var. O sitede gözünden kaçan varsa diye paylaşmak istedim. Umarım burada yayınladığım için kızmazlar.
Herkesin eline sağlık.

18
Mart
2011
Bu gün Latif Demirci’nin İbrahim Tatlıses ve Bülent Arınç ile ilgili karikatürünü görünce çok güldüm. Siyasetçilerimiz bazen ne kadar gereksiz konuşabiliyor.
“-Doktorlardan rica ettim uyandırmayın.”
Hangi tıbbi tecrübene dayanarak bunu söylüyorsun?!
Neyse konum bu değil.
Hafızamı biraz yoklayınca İbrahim Tatlıses ile ilgili karikatürleri düşünmeye başladım. Aklıma hiç gelmedi. Her zaman magazin, sanat hatta siyasi gündemimizi bile meşgul eden bu figür için karikatür aklıma gelmedi. Hemen girdim google hazretlerinin resim arama motoruna karşıma birkaç karikatür haricinde bir şey çıkmadı.
Bana çok ilginç geldi bu durum.
Sizlere de olmuyor mu?
Basın, hükümet, ordu, seçimler, oylama, ergonekon vs. vs.
Tüm gündemimizi bunların kapsadığı, biraz daraldığınız, artık bu konular bitse de sakin bir ülkede yaşasak. Biri diğerinden hınç alma operasyonu yürütmese. Bu istek içinizde huzur uyandırmıyor mu?
Son yıllarda olanları anlamakta zorlanıyorum!
Amerikalı büyükelçi Francis Ricciardone’de aynı dertten muzdarip.
Ama benim yaşadığım kaygılardan dolayı olduğunu, bendeki sıkılmışlık duygusuna istinaden böyle bir şey söylediğini düşünmüyorum. Amerikalılara karşı toplumun genelinde olduğu gibi bende de hep bir fesat arama ihtiyacı var. Bunlar hiçbir zaman hayırlı bir iş yapmaz, yapsa da mutlaka kendi hayırlarına bir çıkarları vardır düşüncesine sahibim.
16
Ekim
2010

Ahmet Altan
Lider olmak kolay değil.
Lider olmak için herkesten hızlı koşman gerekiyor.
Özellikle Türkiye gibi çok hızlı değişen, değişime aç bir ülkede “yavaşlamaya” başladın mı arkandakiler gelip seni geçiyor.
Başbakan Erdoğan, ne zaman büyük bir siyasi başarı kazansa, arkasından hemen “değişimi” kendi denetimine almaya çalışarak yavaşlıyor.
Sanıyor ki “değişim” onun kafasındaki siyasi hesaplara göre bir ritimle ilerleyecek.
Öyle olmuyor elbette.
3
Ekim
2010
MHP lideri Devlet Bahçeli yeniden fetih hareketini başlatmak için Kars’taki ani harabelerinde namaz kıldı. Bu haberi görünce çok fazla şaşırmadım. Çünkü 2009 yılında MHP’nin 40. Kuruluş yılı ile ilgili verdiği gizli formül ile ciddiyet ve absürtlüğün ince sınırlarında bir oyana bir buyana savruluyordu.
Nemi söylemişti hatırlayalım:
“2009 yılındayız. 2009′un sıfırlarının üzerine çarpı koyun, atın. Ne kalır, 2 ile 9. 2 ile 9′u toplayın 11 eder. Şimdi de 29′la 11′i toplayın, 40 eder. Bunlar tesadüf olamaz…”
Aslında bir çok konuda kaygılarını anlıyorum ve önemsiyorum. Fakat bazen içindeki çocuğa yenildiğini düşünüyorum veya dikkatleri partisine çekmek için bu yola başvurduğunu.
Her neyse ne ama pozitif yönde bir etki sağlamıyor bu davranışlar. Her konuşmasında ciddiyetini hissettiren Bahçeli’den bunları duyunca irkilip “-yok yooo öyle dememiştir” diye mırıldanmak zorunda kalıyorsunuz. Ama ne yazık ki söylemiş bulunuyor.
Türk siyasetinde birçok ilginç karakter var ama 40. Yıl formülü ile benim favorim Bahçeli. Ani harabelerindeki fetih namazını duyunca aklıma tekrar bu formül geldi.
Şimdi MHP 41. yılında ve sene 2010, yeni formül ne acaba?!?
Formülün videsuna aşağıdan bakabilirsiniz.
Niran Ünsal 12 Eylül 2010 günü yapılacak referandumda EVET oyu çıkması hâlinde kafama sıkarım demişti.
Düşündüğünün aksine referandumdan evet çıktı peki şimdi ne yapacak. Tabiki bu tarz bir şey yapmasın kimsenin bir referandum yüzünden böyle saçma davranmasına gerek yok. Fakat bizim sanat dünyası diye gördüğümüz veya gösterilen dünya bu tarz kuru sıkı atmayı marifet zannediyor.
Fazıl Say referandum sonrası “Hazin… Derin bir keder içindeyim. Biz hiçbir zaman sevinemeyiz. Bir sessizlik ve “büyük bir hayal kırıklığı”; hayatımızla ilgili.. Kendi mutluluğumuzu kendimiz yaratacağız. İzin olduğu sürece.. Bir de; oy bile kullanamayan bir lider durumu.(Beceriksizlik? Komplo?) Basket’de de mucize olmadı. Başbakanın yuhalanması dışında – ve bir tek sey beni mutlu etti dün; TROMPET KONÇERTOSU iyiydi, ne kadar çok çalınır. Sevindim… ” demiş wah wah.
3
Temmuz
2010
RİZE‘nin AKP‘li Belediye Başkanı, ikinci eşlerin “devlet teşviki” ile Doğu’dan alınması halinde “terörün 30 sene içinde biteceğini“ söyleyince kızdılar…
Bence kızılacak bir şey yok…
Hâkim zihniyet bu…
Peki nasıl olacak bu iş?..
“Devlet teşviki” ile diyor…
Bir tek burasını anlayamadım; devletin bu gibi durumlarda “teşviki” nasıl olabilir?..
Hani devlet Doğu’ya diyelim ki fabrika bacası “dikene” nasıl teşvik veriyorsa belki öyle…
23
Mayıs
2010
Bir zamanlar çok bilinen sorulu cevaplı bir bilmece vardı.
Şöyleydi:
S- Dünyanın en kısa üç kitabı hangileridir?
C- “Arjantin’in Demokrasi Tarihi”, “İngiliz Mutfağı”, “Alman Mizah Edebiyatı”…
Bu bilmece güncelleştirilse, listeye bir kitap daha eklemek mümkün olur sanıyorum…