12
Temmuz
2009
İstemeye isteriz de bizim memleketin yiğitlerinde erkeklik şuuru nerede? “Umumi Birleşme Evleri” kapatılıyor, tek bir ses çıkmıyor.. Nisa taifesi kadar olamadılar.. Öbür cinsten bir “cima esnafına” dokunan çıksa kadın köşe yazarlarının cümlesi ayağa kalkarlardı..
Gözbebeği İstanbulumuz’un yeni Zaptiye Paşası’nın ilk icraatı “fuhuş çetelerini” çökertmek olmuş..
Tamı tamına yüz elli yedi kişi yakalanıp içeri tıkılmış.. Rakam tek.. Bu iş iki kişi ile icra edildiğinden biri son anda kaçmış demek ki..
Medyamız bir mutlu, bir memnun bu kadar olur!
Haber üçüncü sayfaların baş köşesinde..
Sallamak serbest olduğundan fuhuş haberinin başlıklarını zaptedebilen yok..
Merkeze uzak semtlerde basılan otellerde ele geçen “yabancı uyruklu” kadınların emniyete götürülürken çekilen fotoğraflarına baktım..
Bir kere kadınların tamamı manken kıvamında.. Tamamı şıklık yarışında.. Bir tanesinin bile yüzünde “Eyvah yakalandık, rezil olduk..” kaygısına dair iz yok..
Tam tersine.. Fotoğraflarına yansıyan hallerine bakılırsa podyuma çıkmış gibiydiler.. Fotoğraf karelerinde öz güvenleri tavan yapmış bir halde salınıyorlardı sanki..
***
Zaptiyenin iddiasına göre ülkelerinden zorla getirilen bu kadınlar basılan bednâm otellerde zorla çalıştırılıyorlardı..
Haklarında işlem yapılıp da memleketlerine iade edildiklerinde özgürlüklerine kavuşturulmuş olacaklardı..
Zaptiye Müdürlüğü’nün “Ahaliyle Münasebetler” kaleminden yapılan bu mealdeki açıklamaya aykırı gidecek değilim de..
Merak ettiğim şu..
11
Mayıs
2009
Bu akşam işten erken çıkıp, biraz alışveriş yapmak için markete gittim. Birkaç ıvır zıvır ve Sütaş yoğurt aldım. İçinden çok eğlenceli bir anket çıktı. Daha sonra internet sitelerini gezdim ve çok daha fazla eğlendim. Gazetelerde ve dergilerde zaten Faruken Bayraktare çizgilerine mutlaka rastlamışsınızdır. Ama daha fazlaları da yine bu internet sitesinde sizleri bekliyor.
1) Aşağıdaki yemeklerden hangisini daha çok seviyorsun?
a) İskender
b) Yoğurtlu mantı
c) Mantılı yoğurt
2) Gece uyanıp buzdolabına baktın ve yoğurt kalmadığını fark ettin, ne yaparsın?
a) Yatağıma döner.. Bak şimdi döner dedim de aklıma yoğurt geldi. Yok yoğurtsuz olmaz. Komşudan isterim.
b) O gece mideme yoğurt girmezse gözüme de uyku girmez. Sabaha kadar uyumam.
c) Yoğurtsever yoğurtseverin halinden anlar, gider bakkalı uyandırırım.
3) Misafirliktesin, yemek masasında yoğurt olmadığını fark ettin. Ne yaparsın?
a) Surat yaparım ama mecbur yemeğe çalışırım.
b) Ben yoğurtsuz sofraya oturmam. Aç değilmiş gibi yapar, köşede surat asarken arkadaşlığımızı tekrar gözden geçiririm.
c) Ne yani misafirsek esir değiliz ya. Bi’ koşu bakkala gider, boy boy yoğurt alır dönerim.
4) Issız bir adaya düşsen yanına alacağın 3 şey ne olur?
a) Şişme bot, olta ve inek.
b) Çakmak, yemek ve yoğurt.
c) Kaymaklı, kaymaksız ve süzme yoğurt.
5) Şimendifer kelimesi sana neyi çağrıştırıyor.
a) Bu yoğurtsever testi değil mi?Ne alâka anlamadım.
b) Treni çağrıştırıyor. Tren de ineği çağrıştırıyor. İnek de yoğurdu çağrıştırıyor.
c) Şimendifer, ferforje, trabzan… Bunun gibi pek çok şey neyi çağrıştırıyorsa onu, yoğurdu tabi ki!
Değerlendirme :Kendinize her A şıkkı için 0, her B şıkkı için1, her C şıkkı için2 puan yazın. Tüm puanları toplayın. Bakalım nasıl bir yoğurtseversiniz?
Mükemmelsin! Sen de gerçek bir yoğutseversin. Sağlıklı, sapasağlam, neşeli birisin! Yoğurdun doğal lezzetini keşfetmiş, üzerine bir de kitabını yazmışsın! Yoğurdu bol bol yemeye devam et, sakın ara verme. Sana bol yoğurtlu günler gerçek yoğurtsever…
Selam sana son mertebeye henüz ulaşmamış yoğurtsever. Doğru yoldasın. Farklı yoğurt çeşitlerini de keşfetmeye başla, yoğurdun tüm güzelliğiyle kucaklaş. Çok yakında sen de gerçek bir yoğurtsever olacak, arkadaşlarına faydasını anlata anlata bitiremeyeceksin. Aynen devam…
Henüz bu gerçek lezzetle tam anlamıyla kucaklaşamamışsın. Ama olsun, bu sağlıklı lezzeti keşfetmek için geç değil. Unutma! Hiçbir şey bir kâse dolusu yoğurttan alacağın benzersiz keyfin yerini tutamaz. Kendine iyi bak, yoğurdu ihmal etme…
4
Mayıs
2009
‘Bir serüvendi yaşamak bir zamanlar. Şimdi ise sıradan bir matematik problemi.’
Metin Kaçan / Harman Kaplan
Biçimsiz Etik Traşları
Sene iki bin bir. Ofis uzayına kırk bin birinci girişim. Milyon kere de girsem, hep aynı kokuyor bu ofis ortamları. Eskiden insan kokusu kırtasiye kokusu, kağıt kokusuna karışırdı. Şimdi daha plastik, yazıcı toneri kokuyor. Bürositler olsun, halıfileks olsun, kıç kıça yapıştırılmış masalar, monitörler, nerden çıkıp nereye girdiği unutulmuş kordonlar, kablolar olsun, güzel olaylar bunlar. Öldüren eyır kondiyşınlar, bas bas bağırarak telefonda tartışan kazmator iş arkadaşları, dikkat dağıtan manitalar, hepsi derin olaylar. Her bir ayrıntının üstüne sekiz cilt ansiklopedi yazılır yani. Hastasıyım ofis ortamlarının.
Fakat monitör denen cihaza ayrı bir hastalığım var. Şimdi, kompütür demek istemiyorum. Aslında olay kompütür de, sonra teknoloji düşmanı diyolar. O yüzden kompütür demek istemiyorum. Sonra yine yaparız eleştirimizi.
Soru: Mağazanızda ailesi tarafından başıboş bırakılmış çocuklar bulunmaktadır. Yürüyen merdivende çocuk oynamakta ve kendisini tehlikeye sokacak hareketler yapmaktadır. Ne söylenmeli veya nasıl davranmalı?
Satıcı: Evladım yürüyen merdivende oynama. Büyü, çalış ben sana koşu bandı satarım. Söz indirimde yapıcam.
Ailesi : Bırak abisi eli sıkışınca bir daha yapmaz.
Sizce nasıl davranılmalı ?
A.A.B.