3
Temmuz
2009
Tüm erkek çalışanların sabah kabusu traştan sonra, yaptığı iş olan kravat yapma ile ilgili görüntülere www.uzmantv.com sitesinde rastladım.
Her sabah yaptığım kravat bağlama tekniğinin adını söylemek bile yapmasından daha uzun sürüyor.
Bu arada benim tekniğim “Four in Hand”
Windsor

Prim Sistemleri
Prim sistemleri genellikle basit, anlaşılır ve kolay hesaplanabilir olmalıdır. Birçok işyerinde bazen matematik profesörlerinin bile çözemediği formüller, çarpanlar vb. hesaplardan sonra satıcının primi ortaya çıkmakta. Aslında bu tarz formüller arka planda mutlaka olmalı, sonuçta ticari bir kurumdan bahsediyoruz ve bütçe dengeleri her zaman korunmalı.
Fakat personele vereceğimiz prim hesaplaması çok basit olmalı. Ör: Kotan 5 TL, bu rakamdan sonra yapacağın her satıştan %0,2 prim kazanırsın veya mağaza hedefimiz 100 bunu yapınca her satışçı ciroya katkı yüzdesi kadar 10 Tl’lik prim pastasından payını alacak gibi. Bu verdiğim örnekler çok basit biliyorum ama motive etmek istediğimiz personeller, prim sistemini bu kadar basit ve elde edilebilir olarak görmek istiyor. Sonuna kadar da haklılar. Herkes anladığı kadarıyla vardır. Siz istediğiniz kadar mükemmel bir sistem kurun karşı taraf bunu anlamadıysa başarı imkânsızdır.
28
Mayıs
2009
Kalabalık bir iş yerinde çalışıyorsanız, mutlaka bu takım oyunlarıyla gönüllü veya gönülsüz bir şekilde tanışmışsınızdır. En yaygın olanları Futbol, Bowling, Karting, Paintball vs.
Yeni alınan personeller aldıkları eğitimler ve takım çalışması gibi kavramlar yüzünden bu oyunların tadını da çıkaramaz oldu. Artık paintball sadece paintball değildir. Orada kendinizi göstermeniz ve nasıl organize ettiğiniz, liderlik yapıp yapmadığınız gibi şeylerin izlendiği zannedilir. Doğal davranmaktan vaz geçilir.
Bu profesyonel yaklaşıma tabiî ki karşı çıkmıyorum. Firmamızda profesyonel bir firma tarafından yapılan Assesment Center (Değerlendirme Merkezi) uygulamasının sonuçlarının ne kadar faydalı olduğunu inkâr edemem.
25
Mayıs
2009
Geçen hafta bu tartışma ile geçti. İki gazeteci grubu bir birini sözle taciz ediyor, bırakın ekranı en cahil bireylerin sokakta bile bir birine söylemeyeceği ağır ithamlar ile öfke kusuyordu.
Bu tartışmanın gösterdiği aslında her iki tarafında bir birine ne kadar tahammülsüz ve sabırsız olduğuydu. Düşünsenize sakin bir şekilde bir saat aynı oda da kalamayan gazeteciler. Bunlar kendilerini aydın, her şeyi bilen, her derdin çözümü kendilerinde olan muhteşem insanlar olarak satıyor. Gazete köşelerinde ve televizyon ekranların da boy gösteriyorlar.
Sözde iki farklı zihniyetin temsilcileri bir konu üzerinde tartışacak. Halbuki ortada gazeteci değil iki ayrı mahallenin kabadayıları racon kesyior.
18
Mayıs
2009

Hüsamettin Cindoruk
Hüsamettin Cindoruk Demokrat Parti genel başkanlığına seçildi. Yurdum insanı denize düşen yılana sarılır misali, mazininde etkisiyle ve aldığı coşkuyla H. Cindoruk’u genel başkan yaptı.
Düşünüyorum da rahmetli Ecevit’te DSP genel başkanlığında hiçbir siyaset geliştirmeden onlarca yıl bekledikten sonra konjonktür tanrılarının da yardımıyla başbakan olmamış mıydı? H. Cindoruk’ta sabırla beklerse neden olmasın? Sabırla koruk bile helva olur* demiş bir milletin çocuklarıyız biz.
8
Mayıs
2009
Yukarıdaki soru detay gibi gözükse de aslında birçok sorunuzun cevabı olabilir veya aklınıza bile gelmeyen soruları kendinize sormanızı sağlayabilir.
Yeni bir iş kuruyorsanız veya bir firmada çalışıyorsanız. İlk başta yapmanız gereken en iyi olmaya çalışmak değil, öncelikle rakiplerinizden (Aynı işi yapan firma, mesai arkadaşınız vb.) daha iyi olmaya çalışmak olmalıdır.
Hedefinizi koyarken belirli bir sistematik içinde düşünüp, doğru hedefe adım adım yaklaşmalısınız. Düşünün bir işyerinde çalışmaya başladınız. Oradaki en iyi personel olma çabası içindesiniz, bu birçok insana itici gelebilir. Bu durumun birçok sebebi olabilir, ama en önemlisi sürüye yeni katıldığınız için sizi benimsememiş olmalarıdır. Buda size bilgi aktarmalarını engelleyecek ve gelişmenizi yavaşlatacaktır. O yüzden önce ekibin parçası olmaya çalışın. (İşini düzgün yapan ekibin, diğerlerinin değil!)
22
Nisan
2009
Soru: Mağazanızda ailesi tarafından başıboş bırakılmış çocuklar bulunmaktadır. Yürüyen merdivende çocuk oynamakta ve kendisini tehlikeye sokacak hareketler yapmaktadır. Ne söylenmeli veya nasıl davranmalı?
Satıcı: Evladım yürüyen merdivende oynama. Büyü, çalış ben sana koşu bandı satarım. Söz indirimde yapıcam.
Ailesi : Bırak abisi eli sıkışınca bir daha yapmaz.
Sizce nasıl davranılmalı ?
A.A.B.